tds_thumb_td_300x0
Kaynak: Öne çıkan görsel
The Fountain (Kaynak)| Bir Yaratma Eylemi Olarak Ölüm|

Merhaba sevgili dostlar. Bugün farklı bir yorumla karşınızdayım. İlk defa bir film yorumunda bulunacağım. Umarım alnımın akıyla üstesinden gelirim.

Film; beyin tümörü olup tedavi edilemediği için ölecek olan karısını kurtarmaya çalışan ve bunun için bilimsel deneyler yapan bir doktor (Tommy Creo) ile ölümünü kabullenmiş ve bunu kocasına da kabullendirmeye çalışan karısının (İzz) hikayesinden oluşmakta.

Genel hatlarıyla sıradan bir konu gibi görünse de aslında geçmişten günümüze, oradan da geleceğe aktarılan bir kaynağa bağlı olduğumuz vurgusu göze çarpmakta. İzz eliyle bize gösterilen kaynak, bir İspanyol rehberden duyduğu Maya efsanesini yeniden kurgulayarak ve üzerine ekleyerek yeni bir hikaye, kendilerinin hikayesini yazmakla başlıyor. Hikaye bir yere kadar ilerliyor ve son bölüm, İzz’in rahatsızlığından dolayı yazılamıyor. İsabel son bölümü Tommy’nin yazmasını istiyor. Çünkü kocasının bir türlü kabul etmek istemediği ölümün kaçınılmaz döngüsünün gerçekliğini kabullenmesini istiyor.

Film görece üç farklı zaman dilimini ve üç farklı karakteri(Tommy, Tomas, Tom/İsabel, İzz) kapsasa da bana göre tek zaman dilimi vardı. Geçmiş zaman İzz’in yazdığı kurguda geçerken gelecek zaman da Tommy’nin bilinçaltında yani Epifiz bezinde gerçekleşmekteydi. Burada, Epifiz beziyle ilgili küçük bir not düşmek istiyorum: Kökeni antik dönemlere, Descartes’a ve gizem bilime (okültizm) kadar uzanan sayısız hikaye anlatılır… “Üçüncü göz” ya da “aklın ışığı’’ olarak da adlandırılan epifiz bezinin, meditasyon yoluyla Astral seyahat deneyimi yaşamak isteyen insanın fiziksel ve doğaüstü-spiritüel dünyaları arasındaki geçiş kapısı olduğuna inanılır. Descartes insan ruhunun bu salgı bezinde “oturduğunu” iddia etmiştir (Alıntıdır).

“Böylece, Rab Tanrı, Adem ile Havva’yı Aden Bahçesi’nden çıkardı ve Hayat Ağacı’nı korumak için alevli bir kılıç yerleştirdi. (GENESİS 3:24)”

Gelelim hikayenin anlatmak istediği diğer bir detaya. Doğmak, yaşamak ve ölmek arasında süregelen döngüye karşı gelmek ve doğduktan sonra sonsuz yaşama kavuşma arzusu üzerine bir gönderme yapılmıştır. Bu göndermeye; ilk insan Adem ve Havva’dan başlanmış, sonsuz yaşama erişmemeleri için, Tanrı’nın Aden bahçesinde yarattığı Bilgelik ve Hayat ağaçlarını yemeleri yasaklanmış ama Adem’le Havva yasağı çiğneyip Bilgelik ağacından yiyince cennetten kovulmuş ve bir benzeri de yer yüzünde bulunan Hayat Ağacı korunmaya alınmıştır. Elbette buraya kadar olan kısım; İspanya kraliçesinin sonsuz yaşama kavuşmak arzusuna karşılık en sadık şövalyesini(Thomas), Hayat Ağacını bulmakla görevlendirmesi ve engizitörün tüm bunlara karşı, dini yaklaşımları sıralayarak şiddetle karşı durmasını, İzz’in, duyduğu bir mit’ten yola çıkarak yazdığı hikayesinden öğreniyoruz.

Şimdiki yaşanan zamanda ise İzz, kocasının(Tommy) aksine hayatın kaynağına vakıf olmuştur ve bu kaynağın son bulmaması için zamanı geldiğinde ölünmesi gerektiğini kabul etmiştir. İzz üzerinden bize verilmek istenen mesaj ise; sonsuz yaşam bir bedenin sonsuza kadar yaşaması değil, canlılarda var olan enerjinin yani yaşam kaynağının birbirine aktarılmasıyla farklı formlara bürünerek (mezar başında yetişen ağaç, o ağaçtan beslenen kuş ve bedenin bu yolla başka şekillerde can bulup hayatına devam etmesi gibi) sonsuza dek, devinin halinde sürebileceğidir.

Son kısımda ise; yukarıda belirttiğim gibi olaylar Tommy’nin Hipofiz bezinde yani bilinçaltında gerçekleşmekte. Tommy’nin, İzz’i kurtarmak için deneyler yaptığından ve ölümsüzlüğü bulmaya çalıştığından bahsetmiştik. Çünkü Tommy’e göre ölüm de diğer hastalıklar gibi bir hastalıktır ve onun da çaresi bulunabilir. Bu da gösteriyor ki Tommy’nin inancı İzz’i kadar kuvvetli değil. Zaten İzz’i geçmiş efsaneden esinlenerek, hikayesinde kurguladığı olaylarla Tommy’nin inancını da kuvvetlendirmeyi, en azından ölümün son olmadığını kabullendirmeyi amaçlamaktadır. Ve bir yerden sonra bunu başarır. Başından beri Tommy’nin bilinçaltı(Tom) ölümü reddedip, ölmeye yüz tutmuş ağacı (İzz’iyi), yeniden hayat bulacağı yere ulaştırmaya çalışırken bir noktadan sonra o da hayatın gerçekliğini kabullenmiş ve yeniden doğmak için ölmeye razı olmuştur.

İşte bu noktadan sonra devreye, Zen-Budizm felsefesi giriyor. Tommy geçirdiği bu ruhsal değişim ve gelişim sonrası ruhsal yolculuğunu tamamlayarak nirvanaya ulaşıp bulunduğu dünyadan/mekandan ayrılır ve yeniden doğmak için kendini feda eder.

Film içeriği bakımından; felsefik, mitolojik(üzerinde duramasak da Maya efsaneleri de barındırmaktadır), dinsel ve sembolizm gibi birçok unsur barındıran çok katmanlı bir filmdi. Her bir başlık bir yazı konusu oluşturabileceği için, anlatımı uzatmamak ve konuyu dağıtmamak adına şimdilik sadece genel yorum yaparak konuyu sonlandırıyorum.

Film yayınlandığı yıl yapımcısını hüsrana uğratmış olsa da içeriğine, çekim tekniğine, görsel efektlere hayran kaldığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Bir yorumun daha sonuna geldik. Filmi, elverdiğince farklı pencereden bakıp sizler için yorumlamaya çalıştım. Sürçülisan ettiysem affola. Kalın sağlıcakla…😊

Ne İzlemeli: Prisoners Film İncelemesi

Arrival, Enemy, Blade Runner 2049 ve son vizyona girmek için geri sayımda olan Dune gibi filmleri ile adından söz ettiren usta yönetmen Denis Villeneuve‘in harika filmlerinden bir tanesi daha: 2013 yapımı Prisoners.

Filmin başrolünde Jake Gyllenhaal ve Hugh Jackman yer alıyor. Jake Gyllenhaal’ı aynı yıl yine aynı yönetmenin Enemy filminde de görüyoruz. Enemy de gerilim türünde oldukça başarılı bir filmdi ama Prisoners’ı biraz daha önde tutuyorum.

Neden derseniz, işin içinde dedektifliğin de olduğu bir gizem-gerilim filminden en son David Fincher imzalı Zodiac’ı izlerken bu kadar tat almıştım sanırım. Filmi tür ve tarz olarak Zodiac ve Gone Girl’e benzetmem mümkün. Tabii burada iki yönetmenin de oldukça başarılı isimler olması öne çkıyor. Prisoners da aynı Zodiac gibi gerçekten zekice kurgulanmış, ağır ama sağlam ilerleyen ve buram buram kalite kokan bir proje. İkisinin bir başka ortak noktası ise evet yine Jake Gyllenhaal. Ben bu adamın hangi filmine hangi rolüne düşeyim şaşırıyorum artık. Prisoners’daki dedektif Loki de yine en iyilerden biri kesinlikle. 

Konusu

Film Şükran Günü için bir araya gelen iki aileden, iki küçük kızın kaybolmasını konu alıyor. Hugh Jackman, kızı kaybolan Keller Dover rolünde. Bir baba olarak kızını ararken ne kadar ileri gidebileceği çok etkileyici bir şekilde gösteriliyor. Keller, polis departmanından olmasa da davaya bakan dedektifler kadar olayın içine girmeyi başarıyor.

O güne dair en dikkat çeken ayrıntı ise evin önüne park etmiş olan tuhaf bir minibüs. Kıların bu minibüs ile kaçırıldığı düşünülüyor ancak allerinde kanıt olmadığı için minibüsü süren çocuk Alex’i tam olarak sorumlu tutamıyorlar. Keller için ise durum farklı. O kanıtlara değil, çok geç olmadan kızı bulmaya bakıyor ve Alex baş şüphelilerden tam olarak çıkamıyor.

Bu sırada Dedektif Loki başka şeylerin de izini sürüyor ama her buldukları ipucu onları bi labirentin içine sokuyor.  Bu esnada, kaçırılan çocuk vakalarının aynı kasabada önceden de yaşandığını fark ediyorlar. Bundan yıllar önce de bir erkek çocuk benzer şekilde kaybolmuş ve bir daha haber alınamamış.

Film birçok ipucunu birbirinden çok alakasız yerlere yerleştiriyor yani. Bu yüzden aynı anda birçok detayı takip etmek gerekiyor ve hepsini birbirine bağlamak kolay olmuyor. Tüm bu ipuçları ile birlikte Keller kızını ararken, Loki ise kızların hayatını kurtarmaya çalışırken gizemin yanı sıra muhteşem bir gerilimin de içinde buluyoruz kendimizi.

Tüm parçaları birleştirmek ise film esnasında sizi bekliyor. Tüm ipuçları seyirciye gümüş tepside sunulmuyor, filmin en iyi yanlarından biri de bu. Gerçekten zekice kurgulanmış ve takip etmenin sizi ciddi bir şekilde sürüklediği bir film. 

Başarılı Bir Psikolojik Gerilim

Filmin sadece gizem-gerilim türünde olduğunu söylemek eksik olur. Film aynı zamanda başarılı bir psikolojik gerilim örneği. Karakterlerin din ve dua ile olan içli dışlı yaşamları dikkat çekiyor. Filmin ön sözünden başlıyor bu dini etki. Din, günah, sabır temalarının yer aldığı yer yer mağdurun suçlu, suçlunun mağdur göründüğü güçlü bir zemin üstüne kurgulanmış bir gerilim filmiydi.

IMdb’den Ne Haber?

Filmin güncel IMDb puanı 8,1. Daha aşağısı olmazdı da zaten.

error: Korunan İçerik!