Son Yaz dizisini özel kılan bir diğer şey; her bölüme ait bir adının olması. Bu bölümün adı da “Si sorti = sen neredeydin?” olmuş. Bölüme adını veren sahne de oldukça güzeldi.

Bölümü sırasıyla biraz yorumlamaya çalışalım hep birlikte.

8.bölümü Selim’in Akgün’ü yakalamasıyla kapatmıştık. 9.bölümü de buradan devam ettirdik. Selim, oldukça öfkeliydi, sinirliydi. Bunun yanında hayal kırıklığına uğramıştı ve üzgündü. Akgün, Selim için büyük hayal kırıklığı oldu. Çünkü bölümün ilerleyen sahnelerinde Canan’ın da söylediği gibi; Selim, Akgün’de kendini gördü, onu kurtarmak istedi. Daha önceki bölümlerde Akgün’ün babasına bağırışını duyduğunda, kendi çocukluğunu hatırladı. Babasıyla çok uzun yıllardır görüşmediğini Akgün’e de söylemişti. Selim’in söylediği gibi; o Akgün’le dertleşti, o Akgün’e babasını anlattı, o Akgün’e “oğlum” dedi, o Akgün’e güvendi. Selim, bir hukuk adamı. Akgün’ü adalet terazisinde tartmak istedi tabii ki. Ama kendi kalp terazisinde de tartması gerekti. Bunun için kırgındı, üzgündü. Ayrıca Akgün, deli dolu çok sevdiğimiz biri. Ancak maalesef kanun karşısında da bir suçlu. Tabii ki Halil Sadi ve adamlarının oyunuyla birlikte Akgün, bir gece nezarethanede kalarak dışarı salındı. Her ne kadar kendisi “suçluyum ben” dese de, delil yetersizliğinden serbest kaldı.

Serbest kaldı kalmasına da, Akgün de kalbinden bir darbe yedi. Bütün izleyenlerin çok iyi hatırladığı iki replik var; “Ben senin arabanın bagajında tuttuğun, ilk fırsatta atacağın çöp torbası mıyım?” diyen Akgün ve ona karşılık “Sen arabamın bagajındaki çöp torbası olsaydın, seni yol kenarına fırlatıp atmazdım. Seni ait olduğun yere çöplüğe koyardım” diyen Selim… Ve bu bölümde Selim, Akgün’ü çöplüğe getirip “ait olduğun yerdesin” dediğinde, hepimizin içinde bir şeyler cız etmedi mi? Kesinlikle etti. Aslında Akgün ve Selim ikilisi biraz şöyle; Selim tamamen haklı, Akgün tamamen suçlu, ama ikisine de kıymak mümkün değil. Bölümlerdir izlediğimiz bağlarına bir an önce dönsünler istiyoruz bir yandan, ama bir yandan da “yani Selim de haklı ama” falan diyoruz. Çok güzel bir ikili oldular, her şekilde izlemek çok iyi.

Serbest kaldı kalmasına da, Akgün de kalbinden bir darbe yedi. Bütün izleyenlerin çok iyi hatırladığı iki replik var; “Ben senin arabanın bagajında tuttuğun, ilk fırsatta atacağın çöp torbası mıyım?” diyen Akgün ve ona karşılık “Sen arabamın bagajındaki çöp torbası olsaydın, seni yol kenarına fırlatıp atmazdım. Seni ait olduğun yere çöplüğe koyardım” diyen Selim… Ve bu bölümde Selim, Akgün’ü çöplüğe getirip “ait olduğun yerdesin” dediğinde, hepimizin içinde bir şeyler cız etmedi mi? Kesinlikle etti. Aslında Akgün ve Selim ikilisi biraz şöyle; Selim tamamen haklı, Akgün tamamen suçlu, ama ikisine de kıymak mümkün değil. Bölümlerdir izlediğimiz bağlarına bir an önce dönsünler istiyoruz bir yandan, ama bir yandan da “yani Selim de haklı ama” falan diyoruz. Çok güzel bir ikili oldular, her şekilde izlemek çok iyi.

Madem Akgün ve Selim’den girdik, onları bitirelim önce madem. Akgün, serbest kaldıktan sonra Selim’e düzenlenen komploları çözmek için uğraştı. Bu işte de yeni ortakları; Soner ve Eray’dı. Bu üçlüye ekstra birkaç cümle yazmadan geçmek mümkün değil. Ona yapılan kötülükleri de iyilikleri de asla unutmayan Soner, babasına reddi miras yaparak Akgün ile bir nevi “kanka” oldu. Akgün’ü dayak yemekten kurtardı, Akgün’le birlikte Selim’i kurtaracak adamları buldu. Gerçekten Eray’ın da dediği gibi tam bir “roket takımı” oldular. Çok severek izlediğimiz sahneler arasına girdi bu üçlünün sahneleri de. Artarak devam eder umarım.

Dediğim gibi Akgün, Selim için uğraştı. Selim’in işine dönmesine yardımcı oldu. Ve bölüm sonunda bam!! Selim’i öldürmek için sürülen arabanın önüne atlayarak Selim için “canımı bile veririm”i tamamiyle gösterdi. Akgün, Selim’i zaten seviyordu, bunda bir şüphemiz yoktu. Selim’e ihanet ederken bile görüyorduk bunu. Akgün, fazla fevri, hemen parlayan bir genç adam. Bu yüzden yaptığı hataları da kabul edemesek de bir miktar anlayabiliyoruz. Tabii yumuşak karnı olan annesi de kullanıldı, bunun da etkisini unutmamak lazım. Ama işte Selim de tamamen haklı. Bu yüzden onun affetmemesini de anlıyoruz. Bakalım önümüzdeki bölümlerde aralarındaki bağı tekrar inşa ederlerken nasıl güzel sahneler izleyeceğiz, merakla bekliyoruz.

Selim, işini de kaybetmişti geçen bölüm sonunda malum. Karakterlerin tepkileri ne olacak, merak konusuydu. Diziye dair en sevdiğim ayrıntılardan biri yaşandı; ne Canan ne Yağmur asla şüphe etmedi Selim’den. Bir an bile “acaba” demediler, duydukları ilk andan itibaren Selim’in yanında oldular. Bu bağ, birbirlerini tanıyor olmaları benim çok hoşuma gitti. Canan, bütün bölüm “eski” kocasının yanında oldu. Canan ve Selim, birbirine aşık. İkisi de birbirine çok büyük özlem duyuyor. Bunu belli etmekten de çekinmiyorlar. Bu ilişkide tek problem aslında birbirlerini yaşayamamış olmaları. Yeterince zaman geçirememiş olmaları. Şu an o yüzden ikinci baharlarını yaşıyor gibiler. 18 yaşındaki liseliler gibi flörtleşiyorlar. Birbirlerine yaptıkları sürprizlere ekstra mutlu oluyorlar, birbirleriyle dertlerini paylaşıyorlar, birbirlerini dinliyorlar, sarılıyorlar, koklaşıyorlar, destek oluyorlar. Oldukça sürprizli bir çift olmalarının yanında, dinlendirici etkileri de var. Hem çok naifler, hem de tutkulular. Gerçekten Canan ve Selim çifti, tam olması gerektiği gibi harika işleniyor. İki oyuncu da karşılıklı döktürüyor, bize de izlemesi kalıyor.

Canan ve Selim’den bahsederken biraz da sahnelerinden bahsedelim. Birlikte karşılıklı içtiler, sonra da “susalım” dediler mesela. Selim, “si sorti” hikayesini anlattı. Sonra geceyi birlikte geçirdiler, aynı yatakta yattılar. Birbirlerini yıllardır büyük bir aşkla bağlılar, birbirlerini yıllardır özlüyorlar. Ama bazen sadece bakışmak, sarılmak, yan yana uzanmak yetiyor onlar için. Çok güzel detayları olan, gerçek bir çift.

Çift demişken diğer çift Akgün ve Yağmur’dan bahsedelim. Yağmur, Akgün’ün gidişiyle üzgün dururken bir anda karşısında buldu önce. Babası için uğraştığını öğrendi, birlikte adamları nakavt ettiler vs. Buraya kadar her şey iyi güzel hoş. Yağmur da babası için baya uğraştı, kendisini bu sahnelerde takdir ettik. Ama Yağmurcuğum gerçekten Akgün’ün o kadar dil dökmesine gerek var mıydı tam adamları konuşturacakken neden o kadar oyaladın? Akgün’ün herhangi bir operasyonunda Yağmur’un karışmadığını görebilecek miyiz? Yağmur’u o operasyona katmayabilirdiniz, Akgün – Soner – Eray üçlüsünün birlikte yaşadıkları açıkçası daha cezbedici olurdu tek başına. Hem Akgün iki saat dert anlattı diye Yağmur’a da sinir olmamış olurduk.

Ertesi gün Akgün’ün yazdığı mektubu bulan Yağmur, Akgün’ün yanına koştu. Kavuşmadan bininci ayrılığını yaşadı böylece Akgün ve Yağmur çifti. Yine şiirsel şiirsel konuştular falan… Ben anlayamıyorum bu çifti. 9.bölümde tekrar bunu anladım. Ben bu çifte anlam veremiyorum sanırım. Repliklerinin neden yazıldığına, nelerden bahsettiklerine, ne yaşayıp da böyle hişsettiklerine evet anlam veremiyorum. Daha altı dolu bir çift yazılmasını yeğlerdim. Kısmete bunlara da o düştü.

Akgün ve Yağmur dediğim gibi sayamadığımız vedalaşmalardan birini daha yaşarken Selim’e yakalandılar. Yağmur, babasına çemkirdi onu Akgün’ün kurtardığına dair. Ama Akgün’ün yaptıklarını bilmiyor, Selim neden bu kadar kızgın bilmiyor. Öğrenir mi o da meçhul. Bakalım diğer bölümde neler olacak… Bir diğer nokta da Fatih olayını muhtemelen çözecek kişi Yağmur olacak. O noktada karakterin ilerleyişi merak uyandırıyor bende.

Ufak ufak birkaç şeyden daha bahsetmem gerekirse eğer; Serap’a değinmek istiyorum. Serap’ın dobra bir şekilde Emel ve Metin’in karşısına dikilmesinden çok hoşlandım. Bu diziye dair en sevdiğim şeyin gerçeklik olduğunu söylemiştim daha önce, bu sahne de o gerçekliğe katkıydı. Duyduğu şeylerle kırılan Serap, bunu Emel ve Metin’in yüzüne karşı da söyledi, içine atmadı. Serap’a kesinlikle kızmıyorum, ama ben Emel’i de anlıyorum bir miktar. Daha önce kocasından darbe yemiş bir kadın çünkü. Bu noktada Metin’e kızıyorum, hiç söylememesi gereken yerlerde yalana başvurduğu için bu saçma hâl oluştu çünkü.

Kısaca bahsedelim diye diye uzunca bir bölüm yorumu oldu, keyifle okumuşsunuzdur umarım. 10.bölümde görüşmek üzere. Bu arada fragmanlar çok geç geliyor, buna bir çözüm bulabilseydik keşke. Sevgili yapım şirketi O3 Medya ve kanal FOX TV’ye buradan da seslenelim madem; bu güzel dizinin reklamını daha iyi şekilde yapalım lütfen. Ve lütfen dizinin sahnelerini düzgün bir şekilde Youtube’da izleyebilelim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz