Sana Kullanılmamış Bir Gök Getirsem…

“Sana kullanılmamış bir gök getirsem”* diyor Tahir Nefes’e… Bu sefer söz; susmayacak gece, sen dileğini tutmadan kaymayacak yıldızlar. Öyle ki senin güldüğünü görmeden doğmayacak güneş… Karadeniz’in mavisiyle boyanmış, kullanılmamış bir gök getirsem sana, yeniden hayaller kurar mısın benimle? 

Bu bölüm Tahir yalnızca hayatını değil biraz daha dolsa patlayacak kalbini de kurtardı Nefes’in… Anladık ki asıl ihtiyacı acısını paylaşabilmekmiş ki insan bunu güvenmediği biriyle yapamaz. Bir an evvel aşkın başlamasını bekleyenlere sesleniyorum: Güvenmek sevmekten çok daha büyük bir adımdır. Ve inanın çok daha değerlidir 🙂

“Her şey için özür dilerim. Özür dilerim daha önce gelemediğim için…”

Sayfalar doldursak anlatamayacağımız şeyleri anlatmaya yetiyor bu ifade. Acıya göz yumanların dünyasında acıyı daha önce fark edemediği için utanan bir adam… Yıllarca gözyaşlarını içine akıtmış bir kadının nihayet beraber ağlayabileceği bir insanla yüreğini temizlemesi… Öyle yanmış ki canı, analığı kadınlığından önce gelmese bir dakika durmayacak vazgeçecek adından…

“Ve adam acılarından öptü kadının.Yarasına yüreğinin mayasını pansuman etti. Öyle bir yemin etti ki ta içinden, dünyalar gelse artık elini alamazdı elinden….”

Beraber ağladığınız bir insanı öyle kolay kolay bırakamazsınız. İçi içinize işler. Acıyı paylaşan yürekler sevinci paylaşacakları ana kadar ayrılmamalıdır da zaten, yoksa hep eksik kalırlar. Tahir de bu sebepten bırakamayacak Nefes’i… Yarasına merhem olmakla başlayan bu yolculuk ömrüne ortak olmakla devam edecek. Ağırlığından artık taşıyamadığı yüreğinin sandalı olacak, Karadeniz iyileştirecek onları. Ve gerekirse kendini feda edecek onun tek bir gece huzurla uyuyabilmesi adına… Daha onu ilk gördüğü an aşık olmuştu Tahir, yüreğinden ılık bir duygunun aktığını biz buradan hissetmiştik. O zaman başını eğmişti, artık eğmeyecek. Farklı sebeplerden ötürü bir müddet uzak durmak zorunda kalsa da o gün tuttuğu eli bir daha hiç bırakmayacak. Ha böyle her şeyi sevgiye bağlıyoruz ama bir yandan da eminiz ki o kadın Nefes değil de bir başkası olsaydı yine Tahir için bir şey değişmeyecekti. O yine deliliğini yapacak ve kurtaracaktı onları.

*Acilen baba olman gereken bir durum var*

Yiğit… Bir başka deyişle Ay Işığında Uluyan Kurt 🙂 Hayat sana başlarda pek güzel davranmadı. Şiddetle çok erken yaşta tanıştın. Ama sana öyle güzel bir anne verdi ki sen o karanlıktan çocukluğun ölmeden çıkabildin. Bakkala gittikleri sahnedeki sevincinle, çizdiğin muzip (ve ayrıntılı ^^) resimle, Tahir’i bu kadar güzel sevişinle benim gönlümü kazandın çocuk! Hiç merak etme yakında yalnızca bu kadar güzel bir anneye değil aynı zamanda dünyanın en şahane babasına da sahip olacaksın. Yiğit’e hayat veren küçük yetenek Demir Birinci’yi ve çocuk oyuncu koçu Sibel Salihoğlu’nu buradan kutluyorum. Sevgiler 🙂

Sevildiğimi anlayınca ben ^.^

“Mevzu sadece Yiğit mi sence Nefes, emin misin?”

Mavi Tüylü Geyik’in Denizden Gelen Kaplan’ı kaybetme korkusu gözümüzden kaçmadı. Bunu tek fark eden biz miyiz? Tabi ki de hayır 🙂 Yiğit üzerinden kendi korkularını dile getirdi Nefes. Yakın zamanda kaybedeceğine inandığı sevgiye kapılmak istemiyordu. “Bu kadar güzel bir adam olma. N’olur seni sevmeme izin verme…” diyordu aslında. Tahir’in muzip bir bakışla anladığını ima etmesi yüzümüzü güldürdü evet 🙂

Bölüm ile ilgili bahsetme istediğim diğer bir konuysa Asiye&Mustafa ikilisi tabii ki… Mustafa’nın Asiye’ye nasıl güzel baktığına şahidiz, sevdanın ne olduğunu bildiğine de. Öyleyse nasıl oluyor da kardeşinin hâlini anlamazlıktan geliyor diyoruz. Seven sevenin hâlinden anlar çünkü. Biraz beklemeliyiz diyorum ben. Mustafa fazlasıyla annesinin etkisinde kalan bir karakter. Tahir’e aktaramadığı kültürü büyük oğluna vermeye çalışmış Saniye Hanım. Bir noktaya kadar başarılı olmuş da. Öyle ki Sinan Tuzcu canlandırmasa eminim çoğumuz sevmezdik onu. Ama sağ olsun kendisi o kadar güzel bir Mustafa olmuş ki ne yapsa affedesim geliyor. Tıpkı Asiye gibi “Ne Mustafa’m ne?..” 🙂 Ama inanıyorum ki Asiye’nin de etkisiyle Mustafa karakteri evrilecek ve kardeşini korumanın tek yolunun kardeşinin sevdiğini korumak olduğunu anlayacak. Sen onun Nefes’ini alacaksın ve o boğulmayacak? Etme Mustafa… Bunu aklın alır mı hiç?

“Bırakmıyorum, duydun mu bırakmıyorum…” ♥

Son olarak yine fragmandan bahsetmek istiyorum. Bölümün bitişinde başlayıp sonrasında yarım bıraktığım yazıyı tamamlamama vesile oldu kendisi (Evet ben hep fragmanlarla gaza geliyorum. Yazı isteyen kurgucularla konuşsun^^). Tahir’in Nefes’e duygularını hissettirmesi… Onun için kendini feda edişi… Mercan’ın gurursuzluktan ölecek olması… Nefes’in Tahir’i o cehenneme dönmeyi kabul edecek kadar çok sevmesi ki bunun ne demek olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Kısaca yine yüreğime işleyen bir fragman… Her seferinde beni ağlatmaya utanmıyor musunuz? Bu kadar da güzel olunur mu? Bu sezon TV karşısına oturup gününde ve başından sonuna kadar izleyeceğim diziyi seçmiş bulunuyorum arkadaşlar, vatana millete hayırlı olsun 🙂 

Sürç-ü lisan ettiysem affola. Güzellikle kalın ^^

*Ben Sana Mecburum/Atilla İlhan/Şiir

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!