Şahin Tepesi 2. Bölüm: “Tekerrür”

Öncelikle karakterlere kısaca dikkat çekip dizideki olay sırasına geçeceğim.

Şahin Tepesi’nde olan hiçbir karakterin salt kötü olmaması, her karakterin belli zorluklar yaşayıp yaşamında izler taşıdığı ince işlenmiş ve insanı etkileyen  hikayesinin olması seyircinin dikkatini fazlasıyla çekti.

Tuna’dan örnek verecek olursak onu bu kadar hırslı yapan temel sebebinin geçmişe dayandığını görüyoruz ki bu da onu bu hale yaşanmışlıklarının getirdiğini gösterir.

Meleğin yaşadıkları ile yüzleşmesi için geri dönmesi Tuna’nın diken üzerinde durmasına neden oldu çünkü emek vererek oluşturduğu bir gücü var, ismi bile bir marka ve elindekileri kaybetmemek için gözünü tamamen karartabilecek bir kadın.
İnanıyorum ki asla iki kadın arasında oluşan mücadele dinmeyecek ve buradan sadece bir kişi kazanan olarak çıkacak.

Bana kalırsa Demir’i hiç anlamış değilim, Tuna gibi bir eşi varken bu kadar dengesiz ve sadakatsiz olması seyirciyi karaktere karşı aşırı iğreti ettirmiş durumda özellikle Ezgi ile olan sahnesi hayli bir tepki aldı haklı olarak.

Mert’in dediği gibi Dallas çiftliğine benzeyen bir örgü var ortada, Ceylan karakterini aşırı tatlı buldum.
Esra Dermancıoğlu yine döktürmüş, ama kötü rol ile akıllarda o kadar özdeşmiş ki insan Ceylan’ın bu kadar saf olmasına hala şaşırıyor.
Erkan’ın Meleğe karşı ilgisinin olması da Ceylan karakterinin üzüleceğini bizlere ufaktan sezdiriyor.

Efe’nin bu bölüm yaptıkları pek çok eleştiri almasına sebep oldu haklı olarak ama şu noktaya değinmek istiyorum ki karakter tanıtımından Efe’nin vurdum duymaz, kimseye bağlı olmayan deli dolu ve çapkın bir genç olacağını biliyorduk.
Her ne kadar karakterin yaptığı yanlışlar çok olsa da olay sıralarına baktığımız zaman Efe’nin yaptıkları yanlışlardan ders alacağını görüyoruz.
Daha ikinci bölümde olduğumuz için Efe’nin ve Verda’nın kişisel bir hikayesi olacak mı yoksa sadece Melek ve Tuna’nın kendi hikayelerine değinilip çocuklarına imkansız aşk teması mı çizilecek, merak içerisindeyim.
O nedenle bu konuda net bir fikrim yok ama karakterlerin kişisel bir hikayelerinin olması konusunda mutabığım.

Bölüm boyunca Efe ve Verda’nın atışmaları seyirciyi kırdı geçirdi, ileride ki bölümlerde iki farklı kişiyi aşkın nasıl bir araya getirdiğine şahit olacağız ki bu seyirciyi fazlasıyla heyecanlandırıyor.

Konu güç savaşı veren iki kadının çocuklarının imkansız aşkları denilerek ele alınmıştı ve aralarında oluşacak hikaye buna göre yer etti seyircide.
Bu konuda minik bir eleştirim var ki genel olarak aileleri her ne kadar izin vermesede, ne kadar sert çıksada bir araya gelen insanlar var ve bu biraz imkansızlık dışında geliyor bana, bu durumdan temennim sadece Tuna’nın değil Meleğinde bu ilişkiye karşı çıkması ve bu konuda yazılacak ve yaşanacak olayların sert bir şekilde yazılıp yaşanması, çünkü bu şekilde seyircinin imkansızlığı daha iyi hissedeceğine inanıyorum.

Deniz’in bu bölüm psikolojisinin iyice bozulduğuna şahit olduk.
Tuna her ne kadar soğuk kanlı olsa da Deniz’in böyle davranması olayları açık edecek gibi geliyor.
Üzerine Mete’nin elinde kayıtlar olması Deniz’i çıkışı olmayan bir yola itti. Hal böyleyken Cem ve Deniz’in yolları nasıl kesişecek ben de merak ediyorum.
Sonuç olarak bakıldığında kimi üzülecek kimu sevinecek kimileri de çok ağır bedeller ödeyecek gibi geliyor.
Birlikte izleyip göreceğiz! 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!