Patrick Melrose Dizi İncelemesi

Patrick Melrose Showtime kanalında yayınlanan 5 bölümlük bir mini dizi. Edward St. Aubyn’un biyografi türündeki romanından uyarlama olan Patrick Melrose bu nedenle gerçek bir hayat öyküsünden esinlenilerek ortaya konuşmuş bir dizi.

Konusu ne?

Uyuşturucu bağımlısı , zengin bir playboy olan Patrick, 1982 yılında bir gün telefonda babasının öldüğü haberini alıyor.  Haberi aldıktan sonra babasının küllerini almak için Londra’dan New York’a doğru yola çıkan Patrick, bununla birlikte mecazi anlamda geçmişine doğru bir yolculuk ve yüzleşme de yaşıyor. Patrick’in uyuşturucu bağımlısı olma sebebinin aslında babası ve geçmişi olduğunu öğrendiğimiz flashbackler oldukça etkileyiciydi.

Neler İzledik?

Evet Patrick uyuşturucu bağımlısı bir melankolik. İlk bölüm etkileyici sahnelere tanık olduk. Böyle olmakta haksız da değildi. Patrick,çocukken Fransadaki evlerinde babasının taciz ve tecavüzlerine uğramış bir adam. Üstelik babasından çocuk haliyle sadece kendisi korkmuyor, annesi, komşular0 çevresindeı kim varsa korkuyor David Melrose’dan. Bu nedenle kimseye bir şey söyleyemiyor Patrick ancak korkusunun gözlerinden okunmasına rağmen kimse görmüyor da onu. Ancak bugün üstü kapalı bir şekilde itiraf edebiliyor: ”Hiçbir insan, bir insana bunu yapmamalı…”

Dizinin en etkileyici sahnelerinden biri de babasının küllerinin konulduğu çelik kutuyu duvardan duvara çarpıp kırmak, parçalamak istiyor ama çeliğe hiçbir şey olmuyor. Olan Patrick’in duygularına oluyor bir kez daha. Sonunda kutuyu pencereye bile atıyor kırmak için ama New york’un yüksek pencereleri hem kırılmaz hem de açılmaz kilitli. Öyleyse Patrick’in de dediği gibi eğer atlayamayacaksanız bir pencere neye yarar?

Patrick’in uyuşturucu kullanıp geçmişi hatırladığı öyle etkileyici sahneler izledik ki Benedict Cumberbatch ilk bölüm resmen tek kişilik dev kadroydu ve oyunculuk dersi verdi diyebiliriz. Sherlockedlar’a not: Bazı sahneler de siz de bir zamanlar uyuşturucu bağımlısı olan Sherlock’u hatırladınız değil mi? Benedict’in yine hızına yetişmek mümkün değildi. Baş döndürücü performansından ötürü bir kez daha alkışlıyoruz kendisini.

Üçüncü bölümde ise sonunda en yakın arkadaşı Johhny’e itiraf edebiliyor bu korkunç sırrını. Davetli oldukları bir partinin balkonunda anılarının yine tetiklenmesi üzerine bu kez paylaşıyor sırrını.

”Gerçekten yıkılmış olmalısın?”

”Evet doğru tanımlama bu…”

Onu tetikleyen sahnelerden biri ise kuşkusuz bölümün en güzel sahnesiydi. Küçük bir kız çocuğunda kendini gördüğü sahne. Önce kapıdan el salladı pijamalarıyla partiye dahil olmaya çalışan ev sahinin kızına. Ancak ailesi kızlarına karşı o kadar acımasızdı ki, kraliçenin kızın bütün hayallerini yıkmasına sadece seyirci kaldılar. Sonunda annesi yinede kızının yanındaydı diyebiliriz. Patrick’in yanında ise kimsesi yoktu. Kızın kraliçe tarafından aşağılanışını izlerken, babasını ve kendisini gördü muhtemelen ve o sahnedeki bakışları görülmeye fazlası ile değerdi!

Dizi beklentileri karşıladı mı?

Merakla beklenen dizi güzel yorumlar alıyor ve görünen o ki çok da izleniyor. Imdb puanının 8,4 olduğuna da bakacak olursak evet bu dizi olmuş diyebiliriz!