Gillian Flynn’ın kaleme aldığı aynı adlı romandan uyarlanan HBO dizisi Sharp Objects’in yönetmenliğini Big Little Lies’dan hatırlayabileceğimiz özgün tarzıyla öne çıkan isimlerden Jean-Marc Vallée üstleniyor. Başrolde oldukça sevdiğimiz ünlü oyuncu Amy Adams olmak üzere Patricia Clarkson, Elisabeth Perkins, Matt Kraven, Chriss Mesina, Henry Czerny ve Eliza Scanlen’dan oluşan oyuncu kadrosu göz dolduruyor.

HBO, Sharp Objects’i 8 bölümlük bir mini dizi olarak kurgulamış. Oldukça merak uyandırıcı konusu, birbirinden etkileyici performansları ve hayran bırakan sinematografisi ile izleyiciyi kendine çekmekte oldukça başarılı.

Konusu

Dizide ağır bir depresyon süreci gördüğü tedavi ertesinde ailesinin adeta yönettiği küçük kasaba olan Wind Gap’e dönen Camilla Parker’ın öyküsünü izliyoruz. Wind Gap kasabasına  gelişinden bir süre sonra bir kızın dişleri sökülmüş halde ki cesedi bulunur. Olayı araştıran Camille çocukluğuna ait pek çok kötü anıyla, küçük yaşta kaybettiği kardeşinin acısıyla da boğuşmak zorundadır. Kasabaya geldiği andan itibaren neredeyse günün her saati sarhoş gezen Camille, ruhunda kopan fırtınaları, kasabaya gelmesiyle daha da bastıran çocukluk travmalarını, küçük kardeşinin kaybını, annesinin soğuk sevgisizliğini, eski arkadaşlarının kıskançlıkları ile aldığı yaraları bastırmaya çalışıyor ama pek de başarılı olamıyor doğrusu. Camille’in bastırdığı şeylerin aniden su yüzüne çıkarak onu nasıl hazırlıksız yakaladığını, ne kadar çok içerse içsin, kendine ne kadar zarar verirse versin geçmişinden kaçamadığını yönetmenin kendine has tarzıyla akışa yerleştirdiği flashbackler sayesinde anlıyoruz. Jean-Marc Vallée’nin kusursuz yönetmenliği ve Amy Adams’ın büyüleyici performansı birleştiğinde seyirciye birebir geçiyor bu çıkışsızlık.

Diziyi  izlerken arka fonda çalan hipnotize edici müzikler eşliğinde Camille ile birlikte kasabada sarhoş dolaşıyor gibi hissediyorsunuz adeta. Müzikler demişken dizinin  Led Zeppelin’den The Doors’a, Bob Dylan’dan Johnny Cash’e uzanan  sountrack’inin de  son derece keyifli olduğunu belirtmeden geçemem. Açılış jenereğinden tutun diğer her bir detaya kadar ilmek ilmek işlenmiş bir dizi.

Dizide Camille haricinde tanımanız gereken iki ana karakter daha var. Onlardan ilki Camille’in 13 yaşındaki üvey kız kardeşi Amma. Küçük yaşına rağmen kasabanın en tanınan simasıdır. Annesi Adora’ya tam bir terbiyeli ev kızı olarak davranan Amma aslında yaşadığı tüm kasabayı parmağında oynatan biri.

Bir diğer karakterimiz Adora. Ailenin reisi konumundaki Adora, Camille ve Amma’nın annesi. Oldukça otoriter bir karaktere sahip, özellikle de Camille’e karşı duygularını ifade etmekte zorlanıyor. Wind Gab kasabasındaki etkisi hatırı sayılır düzeyde ve bu gücü kullanmaktan çekinmiyor.

       Sharp Objects son 10 dakikasına kadar bağlandığı yerle ilgili tek bir somut kanıt, dişe dokunur bilgi vermiyor. Tüm kasaba, polis ve hatta biz dahil olmak üzere herkes katili tek bir bakış açısıyla arıyoruz sanki. Bu açıdan son bölüm uğrattığı o şok etkisini uzun süre üzerinizden atamıyorsunuz diyebilirim.

Kısacası Sharp Objects ustalıklı  rejisi, kurgusu, müzik kullanımı ve görüntü yönetimi, Amy Adams başta olmak üzere üst düzey oyunculuk performansları ile dizinin akışına kendini kaptıranların  zihninde uzun süre yer edecek travmatik, hastalıklı  bir (hatta iki, üç)  anne kız ilişkisi  anlatıyor. Genetik miras üzerinden düşünülürse hayattaki en zor, en karmaşık  şeylerden birinin evlat ve ebeveyn olmak olduğunun altını bir kez daha çiziyor. Şimdiden iyi seyirler 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz