Mindhunter 2. Sezon 1. Bölüm İnceleme: Panik Atak!

İlk sezon finalinden bu yana heyecanla beklediğimiz Mindhunter’ın 2.sezonu, bugünden itibaren Netflix’te yayınlanmaya başladı.

Peki geçen sezon ne olmuştu?

Bildiğiniz üzere FBI’ın Davranış Bilimleri Biriminde çalışan Ajan Holden ve Ajan Bill, suçlu zihinlerle ilgili bir araştırma yoluna girmişlerdi. Wendy’de bu yolda onlara yol gösterebilecek, en değerli isimlerden biriydi. Suçlularla yapılan birden fazla görüşme sonucunda, bizlerde birden fazla hikaye izlemiştik. Fakat suçlu zihinler her daim karşısındakini manipüle edecek şekilde programlanmıştır. İzlediğimiz bir sezon boyunca üzerinde durulan şey bu oldu. Karşılarındaki ajanları manipüle etmek isteyen suçlular, onlara başka şeylerden bahsederek sadece oyalıyorlardı. Lafı dolandırıp, işledikleri suçları anlatmaz olmuşlardı.

Derken Ajan Holden, birkaç kuralı yıkarak, oluşturduğu farklı yöntemleri sayesinde, sonunda konuşmaya başladılar. Fakat bu sefer de bu konuşturma yöntemini kimsenin öğrenmemesi gerekiyordu. Hatırlarsanız araştırma çok fazla desteklenmiyordu. Yani zaten diken üstündeydiler. Bu yüzden ses kayıtlarından bu kısımları silmeye başladılar. Kayıtlar silindi zannederken, ekip kendini bir anda Profesyonel Sorumluluk birimiyle konuşurken buldu. Herkes birbirini suçladı, kalpler kırıldı. Derken Ajan Ford’a bir telefon geldi. Arayan Kember’dı. Onu ve zihnini manipüle ederek onu korkuttu ve panik atak geçirmesine neden oldu. Ve dizimiz tam da o anda sezon finaline girdi.

Durgun Bir Açılış Bölümü

Böyle bir sezon bitimi ve beklemenin ardından, ikinci sezonun ilk bölümünün beni biraz daha heyecanlandıracağını düşünmüştüm. Fakat beklediğimden daha durgun bir bölüm buldum. Ki bu da geçiş bölümü olduğu için oldukça normal…

Bölümün açılışında yer alan sahne, tüm sezon izleyeceğimiz hikayenin bir parçası olduğunu düşünüyorum. bu sezon kaç kişi ile görüşülecek henüz belli değil. Manson ise Holden’ın isteğiyle yeniden gündeme girmiş bulunmakta. Ne kadar suçlu profillerine uymasa da onunla görüşeceği kesinleşti.

Holden’ı hastanede panik atak geçirmiş üzere bırakırken, o süre zarfında Bill’in neler yaptığını izledik.  Karısı ne kadar bir barbekü partisi verip, Bill’i arkadaş edinmeye zorlasa da, Bill pek oralı değildi. Sanırım kadın, Bill’in işinden biraz da olsa bağımsız olduğu bir hayat istiyor. İşi hakkında konuşmama uyarısını yaptığında Bill’in : “Ama onlar sordu.” demesini bekledim. Çünkü adam ne yaparsa yapsın, konu dönüp dolaşıp, adamın yaptığı işe geldi.

Shepard’ın ise gayet normal bir şekilde emekli olduğuna zaten hiç inanmamıştım. İzlerken fazla anormal bir durum gibi gelmişti. Holden’ın inanmasını anlıyorum ama Wendy ve Bill’den daha fazlasını beklerdim. Tabi ki de bütün bunlar bir tesadüf değildi. Davranış Bilimleri Birimini kapatamazlardı çünkü FBI için gelecek vaad eden bir birimdi. Fakat yapılana da kimse göz yumamazdı. Bu yüzden de sessiz sedasız bir biçimde sorumlu olarak Shepard’ı gösterip onu emekli etmeyi tercih ettiler.

Birimin başına gelen yeni isim ise Ted Gunn. Kendisinin beni oldukça şüphelendirdiğini ise söyleyebilirim sanırım. Sinsi bir yakınlık kurma çabası var. Sanki Davranış Bilimleri Biriminin gözünü boyayıp asıl amacının farklı olduğu yönünde bir izlenim bıraktı bende. Eee, bunu da ilerleyen bölümlerde göreceğiz artık.

Holden’ın ise karşısındaki kişiye direkt güveniyor olması, belki de bu sezon boyunca onu en çok tehlikeye atan şey olacak. Bir yandan geçirdiği ataklarda bu duruma pek katkı sağlıyor diyemeyiz tabi. Bunu Wendy ile paylaşması ise güzel ve gerekliydi. Shepard’ın ona çıkışı sonucunda geçirdiği atak, ‘umarım görüşmelerde böyle bir şey yaşanmaz’ yorumunda bulunmama neden oldu. Bu sezonun geçen sezondan daha iyi bir sezon olmasını umut ediyorum. Bakalım, izleyip göreceğiz.