Dünyada ve ülkemiz Türkiye’de en çok ses getiren yarışmalardan biri olan MasterChef’in yeni sezonu başladı! Bilinen en gergin, en heyecanlı yemek yarışması olarak görülen programın 2020 dönemi için elemeler devam ediyor. Yine birbirinden tansiyonlu geçecek bölümler için geri sayım başladı. Takımlar daha henüz oluşmamışken, bu yıl MasterChef’te neler oluyor bir bakalım.

Öncelikle, yapımlar tarafından inatla aksi iddia edilse de, bu tür programların için de kurgu, önceden hazırlanmış içeriklere çokça yer verildiğini hepimiz biliyoruz. Her ne kadar biz izleyiciler olarak, gerçekten sadece “yemeklerin ve çalışmanın” değerlendirildiğini görmek istesek de, bu eklemeler reyting için gerekli görüldüğünden, olmazsa olmaz durumda.

Birinci bölümden itibaren seviye atlamak için ter döken yarışmacılara baktığımızda, neredeyse hepsinin ortak bir hikayesi olduğunu görüyoruz. “Annem/ailem hastalanınca ya da zor duruma düşünce kardeşlerime/eve ben bakmak zorunda kaldım, yemek yapmaya o şekilde başladım.” cümlesini o kadar çok duyduk ki, elemeye gelecek yarışmacıların kasıtlı olarak o kişilerden seçildiği izlenimi oluştu hepimizde. Evet MasterChef sadece yemeklerin konuşulduğu bir program değil. Yeri geliyor kaos, yeri geliyor kargaşa yeri geliyor hüzün ama MasterDram’a dönüştürülmesinin de gereği yoktu diye düşünüyorum.

Şimdiye kadar yemek konusundaki en büyük sıkıntı bir sürü kişinin balık, özellikle de somon ve levrek yapmasıydı. Prestijli görülüyor herhalde ama şefler yemekten, biz de görmekten sıkıldık biraz. Keşke daha çeşitli şeylerle karşılaşabilsek.

Şeflere gelecek olursak, Danilo reis tabaktakileri hiçbir zaman tam tatmıyor (bütün ürünleri) ve aldığı lokmalar da az. Tadını tamamen almadan nasıl bir değerlendirme yapıyor merak konusu cidden. Ama herkese eline sağlık demesi, teşekkür etmeden geçmeyişi takdire şayan. Mehmet şef gibi öldürücü bakışlar atıp yarışmacıların psikolojisini pert etmeyi de seçebilirdi sonuçta. Adamın ne bakışları, ne tavrı insancıl değil. Sert hoca olmanın da bazı sınırları vardır, onun için yok. İzlerken en rahatsız olduğum şeylerden biri bu. Gerçek hayatta da böyle mi acaba, eğer yarışmaya özgü bir rol değilse bu hareketler, Allah yakınlarına sabır versin.Somer şefi beğeniyorum, benim için fena değil. Hem değerlendirme hem de yarışmacılara yaklaşım açısından. En azından hem güzelce yiyor, hem de bazen yorumluyor. 

Yarışmacılardan en sevdiğim diş hekimi olan beyefendi oldu. Hem tabağıyla, hem de beyefendiliğiyle oldukça makul, hak eden biriydi bence. Türkçe bilmeyen Walison da unutulmamalı tabi, çok eğlendirdi izlerken. Emir baya umut vaad etti. Şu anda adını unuttuğum ama tarif ettiğimde herkesin kesin hatırlayacağı asla susmayan şımarık şaklaban ne dediği belli olmayan arkadaş inşallah acilen elenir. Tahammül edebilme ihtimalim/iz yok asla. Şimdilik söyleyeceklerim bunlar, görüşmek üzere.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz