Lucifer’ın final sezonunun  ikinci bölümünde, oldukça eğlendiğimi söyleyebilirim. Birinci bölüm incelemesinde de belirttiğim gibi, Carol ve Ella çifti şu sıralar favorim! Zaten Carol için, tip ve karakter olarak neredeyse Dan diyebiliriz. Hatta bana kalırsa, daha iyisi! 

Ella’nın kaderinin bir türlü gülmediğinden bahsetmiştik. Kızın yaşadığı travma o denli büyük ki, Carol ile ne zaman yakınlaşmak istese aklına eski sevgilisiyle olan anıları geliyor. Şimdi bu kız travma sonrası stres bozukluğu yaşamasın da kimler yaşasın? Öyle ki, kendini güvende hissetmemesi, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmek istemesi anlaşılabilir bir olay. Her ne kadar evine girmek gibi çok yanlış bir hareket yapsa da… Carol bir şey demediği için kendini şanslı hissetmeli. Çoğu Türk dizisinde, güvensizlik temalı, 10 bölümlük ayrılık konusu bu…

Lucifer ise bu ikilinin arasını yapmak için yola çıkmamıştı aslında. Onun amacı, umursamadığı birini bulmak ve ona yardımcı olarak nasıl hissedeceğini öğrenmekti. Yolun sonunda amacına yine de ulaşamadı. Çünkü Carol’a bir sempati beslemişti. Üstüne uğraştığı plan da suya düşmüştü ama bence Chloe haklıydı. Belki de Lucifer, bu şekilde, insanları umursamayı öğreniyordu.

 

Chloe demişken… Ona neler oluyor böyle? Güç sarhoşu falan mı oldu yoksa? Kendini kaybetmiş gibi Maze ile kavga etmek istemesi bir yana, bunu her gün tekrarlamak istemesi başka bir yana. Aklıma iki sebep geliyor. Kolyedeki güç, kutsal bir güç olduğu için bir insanın onu taşıması pek kolay olmayabilir. Kolyenin gücüne kendini fazla kaptırması bundan kaynaklanıyor olabilir. İkinci nedeni ise cennete gidip gelmesi olabilir. Belki de artık bu dünyaya ait değildir? Detayları bilmiyoruz ama öğrenmeye can attığımız kesin!

Açıkçası iki bölümdür çözülen davaların çözülme sebebinin, katilin kendisini ortaya atmasından kaynaklı olması, beni biraz sıkmaya başladı. Chloe ve Lucifer artık dedektif ve danışman olmadığı için bu sahneleri çok uzatmak istemediklerinin farkındayım fakat en azından katil elinde silahla çıkıp gelmesin, bizim için yeterli. İlk üç sezon gibi dedektif hikayeleri kendini tekrarlarsa, katili tahmin etmek kolaylaşır ve izleme zevkimiz azalır. Açıkçası bunun olmasını da istemem. Lucifer’ın birden olay mekanında ortaya çıkması ve dedektiften önce mekanda olması detayları güzeldi. Bize eski sezonları anımsattı. Carol ile aralarındaki iletişimin başlangıcı, Lucifer ile Dan’in arasındaki iletişimin başlangıcı gibi oldu. Gerçi devamı oldukça inişli çıkışlı geçti ama… Neyse hatırlamayalım şimdi.

Fakat biliyoruz ki biz hatırlamasak da başkaları hatırlıyor. Yeni meleğimizin amacının Lucifer’ı öldürmek olduğunu öğrendik. Bunun için, Dan’e bir anlaşma sundu. Dan de hemen inandı. Merak ediyorum acaba Lucifer’ı korumak için plan mı yaptı yoksa gerçekten dünyaya inmeyi tercih mi edecek? Onu suçlayabilir miyiz bilmiyorum. Ama Lucifer’ın onu dünyaya indirmemesinin bir sebebi olduğunu bilmeli ve ona göre davranmalıydı. Fragmanda gördüğümüz sahnelerden anladığımız kadarıyla buradan sonra sık sık karşımıza çıkacak muhtemelen.

Bölümün sonunda gördüğümüz kurbağalı sahne ise kafaları karıştırdı. Cehennemin başında bir kraliçe olmadığı için mi böyle? Tanrı cennetine dönmediği için mi? Yoksa ortalığı karıştıran gizemli melek yüzünden mi böyle, bilmiyoruz. Tahminlerimiz her ne kadar Tanrı’nın koltuğunda oturmamasından yana olsa da, ben bunların hepsinin bağlantılı olduğunu düşünüyorum. 

İlk iki bölüm hikaye güzelce toparlandı, fotoğraflardan anladığım kadarıyla üçüncü bölümde oldukça eğlenceli geçecek fakat dörtten sonrasında işler sarpa sarabilir. İşler ne kadar karışırsa karışsın, analiz için burada olacağız. Takipte kalın. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz