La Casa De Papel 3.Sezon 6.Bölüm İnceleme: Her Şey Önemsiz Göründü

Bölümü öyle bir duygu durumla izledim ki… Bütün nefes alışverişlerimi duyabiliyor, kalbimin atışını hissedebiliyordum.

Öncelikle geçmişi gösterdikleri sahnede, olaya Berlin’in aşkı Tatiana’nın katılmasıyla, ilerde çıkacak yeni sorunumuz da belli olmuş oldu. Tabi Berlin’e göre bu plana Tatiana da dahildi. Fakat ilk iki sezondan da hatırlayacağınız üzere Berlin’in şansı, bu aşktan yana da yaver gitmemişti. Sonrasında darphane planı gerçekleşti, derken Berlin hayatını kaybetti ve günümüz… Ahh Berlin, Profesör’ü dinlemeliydin..

Ekip için ise işler kızışmaya başladı. Açıkçası bu yeni dedektif, olaylara diğerlerinden farklı bir açıdan bakıyor ve kozlarını daha sert bir şekilde oynuyor. Bu da ekibin başına bela açıyor tabi… Öncelikle, devlet sırlarını kendileri oluşturmuş olmaları ve böylelikle karşı tarafın kozunun kendi lehlerine kullanmaları, çok mantıklı bir hareketti. Kozları ellerine aldıktan sonra planlanan uyutucu gazın dahil olduğu saldırı planı da, yapılabilecek en mantıklı hareketlerden bir tanesiydi.

Fakat unutmayalım ki karşılarındaki bizim çete! Tabi ki Profesör, Marsilya sayesinde aldığı bu haberi çeteye hemen iletti ve on dakika içerisinde gerçekleşen plan, onları alt etmelerini sağladı. Polisleri tam olarak istedikleri noktaya ittiler ve karşılığında bir video hazırladılar. Bu video doğru bir karar mı bilmiyorum fakat Rio’yu geri alabilmek için ellerindeki tek çareydi. Ve onların başka bir çaresi kalmamıştı.

Rio’nun ise giyinip, hazırlandığı sahneden beri nefesimi tutuyorum. Her an ölebilir korkusuyla izledim sahneyi… Özellikle en sevindiği anda, insanları selamlarken, Tokyo yukarıdan bakarken, her an bir kurşun gelecek diye nefes almadan bekledim. Bölüm sonunda hiçbir şey olmadı, evet. Bu yazıyı yazarken de diğer bölüm ‘beni izle’ diye gözlerimin içine bakıyor, doğrudur. Ve umarım ben yanılırım. Umarım Rio ölmemiştir. Lütfen, bu sezon kan kaybetmeyelim. Ve lütfen Tokyo delirmesin. Çünkü o delirdiği an, diğerlerinin de sağ çıkma olasılığı azalacak.

Profesörün takip edilmesi ve tam kaçacakları sırada çamura batmaları ise, tam da onların durumunu anlatan bir olaydı. Fakat onlar, halkın yanında olduklarını gösterdiler ve halk, onları kabullenmeye başladı. O köydeki insanların davranışı, bunun en büyük örneğiydi. Çete, o insanlar sayesinde kurtuldu. Pazarlık anlaşması, o insanlar sayesinde yapıldı desek, yeridir.

Büyük gün yaklaşırken, her zaman olduğu gibi masanın etrafında toplanıp yemek yedikleri sırada, Tokyo’nun suçluluk duygusu, o anın mutluluğunu bastırdı. Cinniati’ye baktığında yetim bir çocuk görüyordu. Çünkü annesi ve babasının onun yüzünden bir intihar görevine çıkacağını düşünüyordu. Nairobi ise gelip bu anı durdurdu ve onun suçu olmadığını söyledi. Nairobi’ye göre öncelikli hata Profesör’deydi. Tokyo’nun ıssız bir adada yaşayamayacağını biliyor olması lazımdı. (Evet, hak verilebilir). İkinci hata Rio’daydı. O telefonları almamalıydı. Evet, bu da doğru. Fakat Tokyo’nun hatası yok muydu? Arama yok denildi, ikimizi de tehlikeye atarsın diyebilirdi. Ama Tokyo, hem hayatını yaşamak hem de Rio ile olmak istedi. Üzgünüm tokyo, bu da bedeli…

Her şey bir yana, bu görevi kimse Tokyo için kabul etmedi. Ortada verilecek bir savaş vardı. Çıkarılacak isyanlar, alınacak intikamlar… Ve bütün bunlar kaçarak olmazdı. Onlar da devam etmeyi seçtiler.

Evet, oradan çıkmak için şansları %50’den az… Fakat çete, bunu çoktan göze aldı bile.

Hazırda bekleyin, son iki bölüm, yer yerinden oynayacak!