La Casa De Papel 3.Sezon 4.Bölüm İnceleme: Güm, Güm, Güle Güle!

Beklediğimiz üzere bu bölümde işler kızışmaya başladı. Görevin başında olan Albay’ın protokollere uymaması sonucu, Profesör ve Raquel kör ve sağır kaldı. Ki bu içinde bulundukları durum için çok kötü bir şey. Fakat bütün bölüm boyunca aklıma bir şey takıldı. Profesör bunu düşünememiş miydi?

Evet, bu plan Berlin’indi. Ve Profesör’ün bu plan hakkında detaylıca düşünmeye fırsatı olmamıştı. Bu açıdan baktığınızda iyi düşünülmemiş fakat dünya çapında ses getirecek bu soygunu yapmak iyi bir fikir değildi. Soygunu tam olarak hazırlamak Profesör’ün 4 ayını alacaktı. Fakat Rio’nun o kadar vakti var mıydı?

Bu tabi ki de Profesörün gözünü korkuttu. Planın temeli hazırdı. Bu altı hafta herkesin çalışması ve planı ayrıntılarıyla irdelemek için oldukça kısa bir süre zarfıydı. Fakat, bence Profesör şunun farkına varmalıydı. Dediğim gibi dünya çapında ses getirecek bir soyguncu çetesini yakalamak için, gerekirse protokolleri uygulamazlardı. Bunun olmama olasılığını nasıl olur da düşünemezler?

Bu olasılığı düşünemeyen Profesör tam olarak geçtiğimiz iki sezonda yaptığı hamleyi yaptı ve bir arama gerçekleştirdi. Fakat eğer önceki soygundan daha iyi bir soygun planlıyorsan, önceki taktikleri uygulamaktansa, yeni taktiklerde geliştirmelisin.  Hadi ama Profesör! Bu dört ayını almamalıydı. N’olur şaşırt beni…

Bütün bunların bizi yanıltmak amacıyla yapıldığını umuyorum ve ekibin geri kalanına geçiyorum.

Bildiğiniz üzere ekibe üç yeni isim katıldı. Bunlardan birisi Berlin’in yakın arkadaşı Palermo, çetenin başında duran isim. İkincisi Bogota, en iyi kaynakçımız. Üçüncüsü ise varlığını unuttuğumuz, sesini ilk kez duyduğumuz Marsilya. Profesör bu sefer eli farklı bir şekilde oynuyor. Marsilya, dışarda dikkatleri üstüne çeken isim olarak görev alacak. Bu bölümdeki tek görevi, sürekli hareket halinde olup, polislerin dikkati kendine yöneltmekti. Umarım tek görevi bu olmaz. Sonuçta farklı bir karaktere benziyor. Neden izlemeyelim?

Denver ise bu sezon baba olmasından kaynaklı değişimler göstermekte. Çünkü önceki soygunlarda kendisine bir şey olsaydı, bu sadece onu etkileyen bir şey olacaktı. Fakat şu an ona ihtiyaç duyan iki kişiye sahip. Eşi ve çocuğu… Baba olmanın ona kattığı şeylerle baş etmeye hazır değil. Çünkü kendi babasını daha yeni kaybetti. Üstelik bir soygunda… Bu onda bir travma yarattı fakat o, bu üç yıllık arada hayatına yeni anlamlar kattı. Fakat aynı ortama geri dönmek, onun travmasını yeniden canlandırdı ve bu da onda travmanın yeniden canlanmasına neden oldu. Kendisini ise belirgin bir gerginlik ile gösterdi. Monica ile konuşmak bile onu sakinleştirmedi ve sinirini -şifreleri söylemeyen- başkandan çıkardı.

Bu çete soygunda kimseye zarar gelmeyecek dese de mutlaka birileri zarar görüyor. Geçen sezon çok daha fenalarını görmüştük, itiraf etmeliyim. Sezonun 8 bölümden oluşması -bu açıdan- iyi olmadı değil…

Bu arada geçen bölüm takıldığım nokta olan Tokyo’nun Palermo’nun gözünden camları cımbızla çıkarmak istediği kısım bu bölüm gerçekleşti. Gerçekten inanamıyorum. İnanamıyorum çünkü madem çıkartılacaktı bu cam, neden Tokyo’ya kırk tane laf söyleyip  sonra Helsinki’nin çıkartmasına izin verdin? Tokyo’ya camı çıkarttırmayıp, ‘ben işlerimi böyle de hallederim’ cesaretini izlememiz için miydi her şey?

Bu sezon başına bir iş gelmesinden korkuğum isim Denver. Arturo sağ olsun polislere Denver’in çetenin başı olduğunu söyledi. Gerçi o nerden bilsin Palermo’yu… Fakat kişi sayılarına göre tahmin edebilmeleri lazımdı. Çocuğun başı yanacak.

Bu sezon diziden buram buram feminen kokular alıyorum. Erkeklerin söylemlerine karşı onlara iyi bir ders veren Nairobi ve Tokyo’ya ise buradan selam olsun! Hadlerini bildirin kızlar!

Bölümün sonunda kapıların açılmasına 50 saniyeden az kalmıştı. Siper alın. Savaşma vakti.