La Casa De Papel 3.Sezon 2.Bölüm İnceleme: Aikido

Ne zaman bölümü izlemek için otursam, diziyi ne kadar özlediğim aklıma geliyor ve daha bölümü izlemeden heyecanlanmaya başlıyorum. Bölümleri izledikçe heyecan git gide artıyor çünkü Profesör artık eli açık oynuyor. Yani yüzünü ifşa etti ve bu savaşta halktan yardım istedi. Rio’nun durumunu açıklayan kısa bir konuşma yaptı ve herkesi isyana teşvik etti.

Rio’nun ise tutulduğu- hapishane hücresinden bile küçük- yeri gördüğümde fenalıklar geçirdim. Daha derinden nefes almaya başladım. Rio, dizinin en saf karakterlerinden biriydi ve onun böyle bir durumda olması cidden çok üzücü…

Fakat Profesörün tabi ki de bir planı var. Esasen, Berlin ve yakın dostu Martin’e (takma ismi Palermo) ait olan planı artık Martin ve Profesör gerçekleştirecekler. Meğer planlanan iki soygun varmış. Fakat biri resmen intihar görevi olduğu için sonunda darphaneye karar kılınmış ve olaylar o şekilde başlamış. Şimdi ise plan B’ye yani olayın ikinci kısmına geçiyorlar.

Ah keşke Berlin’de olsaydı dedirtiyor sahneler bana. Martin’i gördükçe aklıma hep Berlin geliyor. Ukala tipinin benzemesinin yanı sıra her şeyin başında o olması, soygunu detaylı bilmesi ve yönlendirmesi, Berlin’i andırmasının yegane sebeplerinden. Fakat merak ettiğim bir şey var, Martin darphane görevinde neden yoktu? Bunun sebebini ise bu sezon öğreneceğimizi umuyorum.

Geçtiğimiz sezonlarda Berlin ve Profesörün kardeş oldukları bilgisi bize verilmişti. Fakat ben bunu öz kardeşlikten ziyade manevi kardeşlik olarak algılamıştım. Fakat Profesörle Martin’in tartışması sonucunda öz kardeş oldukları kanısına vardım. Ve şaşırdım. Bu hikayenin biraz daha açık anlatılmasını istiyorum artık. Bu sezondan bir beklentim de bu…

Her şeyi gerisinde bırakan ekip artık işlerinin başına geçti. Yalnız bir farkla… Bu sefer bütün işleri karşı tarafa yaptırmaya kararlılar. Nasıl tanımlamıştı Profesör? Aikido. ‘Düşmanın gücünü avantajına kullanmak’ Her zamanki gibi çok akıllıca bir plan. Akıllıca ve bir o kadar da tehlikeli… Planı dinlediğimde çok heyecanlandım. Çünkü darphaneden farklı bir soygun olacak olması, hikaye açısından çok önemliydi.

Ekip bir yandan plan yaparken bir yandan da kişiler arası ilişkileriyle yüzleşmeye başlıyor. Denver ve Monica arasında geçen tartışma bölümün olmazsa olmazıydı. İzlerken kesinlikle böyle bir şey bekliyordum. Denver’in karısını bu işin içine sokmak istememesini anlıyorum. Sonuçta senelerdir, babası ve kendisi bu işin içindeydi ve yaptıkları en büyük soygunda babasını kaybetti. Aynı şeyin karısının başına gelip gelmeyeceğini nereden bilebilirdi ki?

Fakat Monica açısından baktığımızda ise; o bu işin içerisine çoktan bulaşmıştı. Eski Monica’yı geride bırakmıştı ve Denver’in onu soygunda istememesi ona bir nevi eski Monica’yı hatırlatmıştı. Fakat bu tartışma üç gün hiç konuşmamak hatta yüzüne bile bakmamak için yeterli mi? Yani tabi ki de önemli… Ama Monica’nın aklında çok daha önemli bir şey olduğunu düşünüyorum. Hatta söylüyorum. Bence Monica hamile…

Raquel… Yani yeni ismiyle Lizbon, Profesörle birlikte görev yerinde kaldı. Ve bu işe iyice alışmış gözüküyor. Kulaklıkları kontrol ederken Profesör’ün ‘üstünde ne var?’ demesi ise birinci sezona olan bir atıftı. Gülümseten bir detaydı. Fakat Raquel, her an içerdeki hain çıkacak diye de ödüm kopmuyor değil. Sonuçta La Casa De Papel bizi şaşırtmayı çok seviyor. Neden olmasın?

Bu arada sezonlarda bahsi geçen Çernobil planının ne olduğunu da öğrenmiş olduk. Kaos çıkartıp, o kaostan faydalanarak kaçmak. Hem paçayı kurtarmak hem de bunu isyan yoluyla yapmak. Ne diyeyim her zamanki gibi akıllıca bir plan.

Yalnız bu sefer, umarım ihtiyaçları kalmaz.