Kerem Alp Kabul: “Murat’ın dünyasını keşfetmek, düşünce biçimini anlamaya çalışmak benim için ayrı bir yolculuktu.“

Kerem Alp Kabul: “Murat’ın dünyasını keşfetmek, düşünce biçimini anlamaya çalışmak benim için ayrı bir yolculuktu.”

Sizi daha yakından tanımayı çok isteriz. Bize dışarıdan herkesin göremediği Kerem Alp Kabul’ü anlatır mısınız? Sizi çok iyi tanıyan bir arkadaşınıza sorsak Kerem Alp’i bize nasıl anlatırdı?

Kerem Alp tutkulu ve çalışkan biridir. Kafasına koyduğunu hemen yapmak isteyen, biraz sabırsız ama kararlı bir yapısı vardır. Hayatın sunduklarına şükrederken aynı zamanda daima daha iyisini arzulayan biridir. Çocuk ruhunu koruyan, sempatik ve sevecen tavırlarıyla girdiği ortamlarda enerjisiyle dikkat çeker; kısa sürede insanların gönlünü nasıl kazanacağını bilir. Üzüntülerini bile esprileriyle hafifleten, çevresine neşe katan bir kişiliğe sahiptir. Ve belki de en önemlisi, çok derin ve gerçek bir aşkla seven bir adamdır.

Oyunculuk yolculuğunuz Bursa Devlet Tiyatrosu’nda başlamış. Tiyatro sahnesinde kazandığınız deneyimler, özellikle karakter derinliği, duygu aktarımı ve oyunculuk disiplini açısından televizyon, sinema ve dijital platformlardaki performanslarınıza nasıl yansıdı? Bugünkü ekran enerjinizi o dönemden nasıl besliyorsunuz?

Küçük yaşta tiyatronun mutfağında olmak, hayal gücümü zenginleştirdi, karakterleri derinlemesine analiz etme becerisi kazandırdı ve bana güçlü bir iş disiplini öğretti. Bu deneyim, aslında beni bugünkü projelerime çok erken hazırladı diyebilirim.

Elbette tiyatro sahnesiyle kamera önü farklı dinamiklere sahip; ancak sahnede edindiğim disiplin, duygu aktarımı ve içsel hazırlık hâlâ oyunculuğumun temelinde yer alıyor. O günlerin heyecanını ve enerjisini içimde taşımaya devam ediyorum. Bu da ekran karşısına geçtiğimde beni en çok besleyen şeylerden biri oluyor.

Tiyatroyla ilk olarak nasıl tanıştınız ve bu mesleği seçmeye nasıl karar verdiniz?

Tiyatroya ilk adım attığımda 8 yaşındaydım. Özel bir tiyatroda küçük rollerle sahneye çıkmaya başladım ve o an yaşadığım heyecanı hâlâ unutamıyorum. Aldığım ilk alkış, içimde tarif edilemez bir duygu uyandırdı. O an hayatım boyunca sahneden asla kopamayacağımı ve hayatımı mutlaka bu mesleğe adamam gerektiğini anladım.

İlk sahne deneyiminiz nasıldı ve neler hissetmiştiniz?

Çocuk yaşta sahneye çıktığım için inanılmaz heyecanlıydım. Özellikle selamlama anını çok net hatırlıyorum; kulise döndüğümde heyecandan burnumun kanadığını hiç unutmam. O ilk deneyim bana, bir kez sahne tozunu yutunca insanın geri dönmesinin ne kadar zor olduğunu gösterdi. İşte o an, bu yolun benim için bir tutkuya dönüşeceğini anladım.

Veda Mektubu dizisinde Selçuk karakterini canlandırmıştınız. Selçuk’un ailevi çatışmalar ve duygusal derinlik içindeki rolü, dizinin dramatik yapısında önemli bir denge unsuruydu. Bu role nasıl hazırlanmıştınız?  Selçuk ile tanıştığınız zaman düşündüğünüz ilk şey neydi? Bugün ona bir şarkı ithaf edecekseniz bu hangi şarkı olurdu?

Selçuk Karlı ☺️ Karlı ailesinin ortanca ve biraz da arada kalmış çocuğuydu. Ben tek çocuk olduğum için, öncelikle o “arada kalmışlık” duygusunu tanımaya çalıştım. Selçuk, ailesinin sevgisini kazanabilmek için her şeyi göze alabilecek bir karakterdi. Onunla ilk tanıştığımda aklıma gelen soru şuydu: “Acaba bu sevgi için neleri göze alacak?” Nitekim hikayesi boyunca da tam olarak bunu yaptı; kendini ailesine ispatlamak ve onların sevgisini kazanmak için sürekli çabaladı.

Eğer bugün ona bir şarkı ithaf edecek olsam, bu kesinlikle Athena – Ben Böyleyim olurdu. Çünkü Selçuk’un içsel çatışmaları ve kendini ifade ediş biçimiyle o şarkı arasında çok güçlü bir bağ olduğunu düşünüyorum.

Eşref Rüya ve Jet Sosyete gibi farklı türlerdeki projelerde yer almak, oyunculuk yelpazenizi nasıl genişletti?

Farklı türlerde ve karakterlerde çalışmak beni her zaman heyecanlandırıyor. Çünkü her yeni senaryo ve her yeni set, oyunculuk yolculuğuma bambaşka katkılar sunuyor. Komediden dramaya uzanan farklı deneyimler hem oyunculuk yelpazemi genişletti hem de işime bakış açımı derinleştirdi. Bu yüzden gücüm yettiği sürece farklı projelerde yer almayı ve her defasında yeni bir dünyayı keşfetmeyi hedefliyorum.

Geleceğe Mektuplar dizisinde Murat karakterini canlandırdınız. Senaryoyu ilk kez okuyup Murat ile tanıştığınızda neler hissetmiştiniz? Karaktere hazırlanırken nelerden ilham aldınız?

Senaryoyu ilk okuduğumda, Murat lise yıllarımda hiç tanımadığım bir karakterdi. Bu beni çok heyecanlandırdı çünkü yeni bir arkadaş edinmiş gibi hissettim. Onun dünyasını keşfetmek, düşünce biçimini anlamaya çalışmak benim için ayrı bir yolculuktu.

Geleceğe Mektuplar

Karakteri canlandırırken en büyük ilham kaynağım senaryonun bana hissettirdikleri ve yönetmenimiz Cenk Ertürk’ün vizyonu oldu. Murat’ı bu ikisi üzerinden şekillendirmenin, karakterime hem gerçeklik hem de samimiyet kattığını düşünüyorum.

Dizide Erdem Şenocak, yetişkin Murat’ı canlandırıyor. Onunla çalışırken karakterin gençlik ve yetişkinlik halleri arasında nasıl bir bağ kurdunuz?

Erdem Şenocak, zaten uzun süredir hayranlık duyduğum bir oyuncu. Dizide doğrudan sahnemiz olmasa da hazırlık sürecinde bir araya gelerek karakter üzerine çalışma fırsatımız oldu. Murat’ın gençliği ile yetişkinliği arasında ortak jestler ve küçük detaylar bulmak, bunların dizide karşılık bulduğunu görmek beni çok mutlu etti. Bu sayede karakterin iki dönemi arasında doğru bağı kurduğumuza inanıyorum. Erdem Şenocak ile çalışmak, benim için gerçekten çok değerli ve harika bir tecrübe oldu.

Dizinin PTT’nin “Geleceğe Mektuplar” kampanyasından ilham alması, rolünüze yaklaşımınızı nasıl etkiledi? Mektup yazma konsepti size ne düşündürdü? Siz kendinize 20 yıl sonrasına bir mektup yazmayı düşündünüz mü?

Öncelikle, o dönemde bu kampanyadan haberdar olmuş kişilere sordum; hatta mektupları gerçekten eline ulaşmış insanlarla tanışma fırsatım oldu. Bu gerçeklik, karaktere yaklaşımımda bana çok yardımcı oldu. Geleceğe mektup yazma fikri beni derinden etkiledi; hatta keşke o yıllardan bana da bir mektup ulaşsaydı diye iç geçirdim. Diziden sonra dayanamadım ve ben de kendime bir mektup yazdım 🙂

Geleceğe Mektuplar setinin enlerini sorsak ne söylerdiniz?

En Komik: Nilüfer ve ben 🙂

En Duygusal: Deniz

En Dakik: Çağıl

En Uykucu: Can Bartu

En Sakin: Deniz

En Enerjik: Çağıl

En Ciddi: Can Bartu

En Şakacı: Nilüfer ve Can Bartu

Hepimizin tanıdığı birçok yetkin oyuncuyla çalışma fırsatı buldunuz. Bu deneyimler, oyunculuk yaklaşımınızı ve set dinamiklerinizi nasıl şekillendirdi? Özellikle bu isimlerden öğrendiğiniz en değerli profesyonel ya da kişisel katkılar neler oldu?

Bu konuda kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum. Birlikte çalıştığım isimler, sektörde hem projeleriyle hem de tecrübeleriyle iz bırakmış çok değerli oyuncular.

Her biriyle aynı sette bulunmak, benim için adeta bir okul gibiydi; farklı dönemlerde farklı dersler aldığımı söyleyebilirim. Profesyonel anlamda öğrendiklerim paha biçilemez, ancak aynı zamanda kişisel hayatıma da çok değerli katkıları oldu. Hem mesleki disiplinimi hem de sosyal ilişkilerimi onların tecrübelerinden beslenerek geliştirdim.

• Oyunculukta ilham aldığınız isimler kimler? Türk veya dünya sinemasından favori oyuncularınız var mı?

Oynadığı her karakterle izleyiciyi şaşırtan ve her projesi için bambaşka bir forma giren Matthew McConaughey, benim için büyük bir ilham kaynağı. Onun oyunculukta sürekli kendini yenileyen tavrı beni derinden etkiliyor. Ülkemizde ise hiç kuşkusuz Haluk Bilginer… Hem uluslararası alandaki başarıları hem de eşsiz yeteneğiyle sadece bir oyuncu olarak değil, bir sanatçı olarak da bana ilham veriyor.

Röportajlarımızın uğuru vardır dersek mübalağa olmaz. Burada ne manifestler ne dilekler gördük kısa zamanda gerçekleşen. 😊 Kariyerinizde ya da hayatınızda gerçekleşmesini çok istediğiniz bir hayaliniz var mı? Anlatabilir misiniz bize?

Her oyuncu gibi ben de oynadığım karakterlerle izleyicilerin hafızasında iz bırakmak istiyorum. Ve eğer manifest etkisi yaratacaksa, uluslararası bir ödüle de tabii ki hayır demem! Hatta o an için konuşmamı bile şimdiden hazırlarım. 🙂

Röportajı bitirmeden önce hayranlarınıza bir mesajınız var mı? Yakın gelecekte sizi hangi projelerde göreceğiz?

Beni seven, destekleyen ve bu röportajı okuyan herkese kocaman bir sarılıyorum 💛 Çok yakında güzel projelerle tekrar ekran karşısında olacağım. Size bir haberi de vermeden duramayacağım; yönetmenimiz Cenk Ertürk ile iki yeni sinema projesi için çalışmaya başladık ve şu sıralar onlara hazırlanıyorum. Arka arkaya sete gireceğim, takipte kalın! 🙂

Sosyal Medyadan Seçtiklerimiz 💫

Günün ilk saatlerine bir kitabın dünyasında başlayacaksın. Öğlen bir dizinin, akşamı da bir filmin dünyasında geçireceksin. Hangilerini seçerdin?

Öncelikle bu güzel soru için teşekkür ederim! Günün ilk saatlerini en sevdiğim kitaplardan biri olan Budala’nın dünyasında geçirirdim. Öğle vakti ise zamanı unutturacak bir diziyle devam eder, kesinlikle Avrupa Yakası derdim. Akşamı ise Interstellar ile yıldızlara doğru bir yolculuk yaparak tamamlamak harika olurdu.

Murat karakterini oynarken ne hissettin?

Murat, oynarken büyük keyif aldığım bir karakterdi. Onun dünyasını keşfetmek, onunla üzülüp onunla gülmek bana gerçek bir keşif duygusu yaşattı.





Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!