Heyecanla beklediğimiz İstanbullu Gelin geçtiğimiz cuma günü 3.sezonuna merhaba dedi. Peki ilk bölümde neler izledik, neler değişti, neleri özledik… Şimdi birlikte hepsine tek tek göz atalım.

İstanbullu Gelin, 2.sezonunu büyük bir çöküşe rağmen tüm ailenin bir arada olduğu, adeta içimizi huzur dolduran bir sahne ile kapamıştı. Bu sahne aslında 3.sezon için de bir mesaj niteliğindeydi. Çünkü İstanbullu Gelin 3.sezonunda biz Boran ailesinin yaşadıkları olumsuzlukların ardından tekrar bir arada, birbirine tutunarak nasıl ayağa kalktıklarına şahit olacağız.

Yoruma geçmeden önce izlemeyenler için ön bilgi olarak Boran ailesinin (şimdilik ) Ayvalık’ta, Nurgül’ün evinde yaşadığını söylemem gerek.

Bölüm Yaz’ın gençlik zamanı ile başladı. Yaz, canımız psikologumuzu ziyaret edip tüm olan biteni anlatmaya başlıyor ve böylece biz de hikayeye giriyoruz. Ama daha en başta Yaz’ın, Süreyya’nın Esma’yı öldürdüğünü dile getirmesi ve Süreyya’nın da ölmüş olması senaristlerimizin bize adeta ‘’herkes kendine geldiyse yeni sezona başlıyor’’ deme şekliydi. Bu hikaye şimdilik burada kalsın, yolumuz uzun.

Boran ailesi ilk aşamada biraz parçalanmış durumda. Zaten bu parçalanma da kaçınılmaz olurdu çünkü özellikle Fikret, ailenin bu duruma gelişinden en başta kendini sorumlu tuttuğu için kendini herkesten soyutlamış bir konumda karşımıza çıktı. Ne abisi Faruk ne de eşi İpek, hatta en değerlisi Esma Sultan bile ona ulaşmayı başaramadı. Ta ki içimizi ısıtan o sahneye kadar.

Ada, ilk adımını attı. Hem de amcaların en güzeli Osman’a doğru. 🙂 Bu anların videoya alınıp Fikret’e ulaştırılması ise Fikret’i ayağa kaldıran güç oldu. Fikret’in dağılmış bir haldeyken Ada’nın ilk adımlarını izleyerek uzun zaman sonra ilk kez gülümsemesi, Fikret’e ne kadar kızgın olsak da hepimizin içini ısıttı.

Esma ve Garip hala omuz omuza…

Garip’in yavaş yavaş ailenin içine girme süreci yaşanan son olaylarla birlikte neredeyse tamamlanmış diyebiliriz. Ayvalık’ta tüm aile ile birlikte masada otururken adeta ailenin babası rolünde gibi yakışmış o masaya. Esma’ya her ne kadar yardım etmek istese de Esma ‘nın bu konudaki tavrı net. Garip de ne yapsın maddi yardım yapamayınca buzdolabını doldurma görevini üstlenmiş kendince. Seviyoruz seni Garip Bey…

Süreyya ve Faruk daha güçlü…

Süreyya… Ailenin gülen yüzü, toparlayıcısı, tam bir anne! Üstelik bu sefer gerçekten tam bir anne. Kızı Yaz ne de güzel yakışmış ama kucağına. Benim dikkatimi çeken noktalardan biri de Süreyya’nın Yaz’ı ne olursa olsun kucağından hiç indirmeyişi, ona sıkı sıkı tutunuşu oldu. Süreyya’nın çok uzun zamandır ihtiyacı olan şey de tam buydu zaten. Her ne olursa olsun tutunacak bir Yaz’ı var artık onun ve onu böyle izlemek o kadar güzel ki. Süreyya 2.sezona nazaran daha dik, daha güçlü ve daha kendinden emin. Hem kendinden hem Faruk’tan emin. Faruk’un bu durumu düzelteceğini biliyor ve ona destek olma konusunda da üzerine yok! 🙂

Tüm kapılar kapansa da hep ayakta: Faruk

Bu sıkıntıların içinde bir kahraman olması gerek. Her şeyi düşünen, çekip çeviren, söz sahibi biri. Evet tabii ki de Faruk’tan bahsediyorum. Bir dakika bile boş durmadan kapı kapı eski tanıdıklarını dolaşarak projesini hayata geçirmeye çalışan Faruk. Ne yazık ki beklediği sonucu alamıyor ama. O her ne kadar arkadaşlıklarına, dostluklarına önem verse de karşı tarafın hep kendi çıkarlarını ön planda tuttuğunu fark eden Faruk bir yıkım daha yaşıyor. Tüm kapılar yüzüne birer birer kapanırken bu durumu sadece Süreyya’nın kollarında, Yaz’ın yanında uzanırken aklından çıkarabiliyor.

”Biz bitti demeden bitmez!” -Akif

Boranların düştüğü durum bir tek onları etkilemiyor tabi. Akif de en az Faruk kadar durumun etkisinde ve en az Faruk kadar çabalıyor. Bir yandan da Sanem’le yeni bir mahallede yeni bir düzen kurma çabasında. Tam da bu süreçte Akif açık bir kapı buluyor. Bir arsa. Boranların ve halalarının ortak olduğu bir arsa. Eğer haladan onay alınabilirse Boranlar adeta yeniden doğacak. Yani önlerindeki tek engel bu. Bu engele rağmen bile bir kapının olması Akif’i havalara uçuruyor tabi. Faruk’a güzel haberi verdiği sahnede hangimiz kahkaha atmadık? 🙂

Adem ve Dilara için bir çöküş daha…

Tüm bölüm boyunca Dilara en merak ettiğim karakterlerden biri oldu. 2.sezonda bir kez daha Adem’i terk ederken gördük kendisini. Üstelik bu sefer hamileydi… 3.sezonun ilk bölümünde çok kısa bir süre de olsa Dilara’yı görebildik. İyi mi derseniz bence değil, ama toparlanacağı ortada. Umarım bu sefer Adem’i affedip aynı hataya tekrar düşmez. Çünkü Adem tam seyirci tarafından sevilmeye başlamışken tekrar kendini dibe çekti. Bundan sonra nasıl olur bilmiyoruz ama kalbimizde yeri yok gibi duruyor. En azından Dilara’nın kalbinde…

Çılgın Güneş ve muhteşem hala Ülfet!

Veee gelelim en merak edilen yeni karakterlerimize. Önce Güneş’ten bahsetmek istiyorum. Güneş seni yerim! Enerjisine bayıldım, kesinlikle bayılım. Diziye hareket katmış desem yalan olmaz diye düşünüyorum. Tam da böyle bir renge ihtiyacımız vardı. Hoş geldin Güneş!

Ülfet hala sana gelirsek duygularım biraz karışık. Her şeyden önce çok güçlü bir karakter olduğun ortada. Öyle olacak ki birçok insan sırf seni izlemek için can atıyor. Söylediği her cümle adeta olay. Ama duruma Boranlar açısından bakınca işler değişiyor işte. Kendisinden arsa konusunda yardım almak için konuşmaya gelen Faruk ve Fikret’e nasıl sert davrandığını düşününce biraz tedirgin olmaya başladık Ülfet hala konusunda.

 Peki Ülfet hala neden böyle sert? Esma onun adını duyduğunda neden sinir küplerine bindi? Sanırım tüm bu soruların kilit noktası: Garip. Bu üçlü arasındaki ortak geçmişe bölümler ilerledikçe yavaş yavaş şahit olacağız ama en azından şimdilik Garip’in paylaşılamayan adam olduğunu anladık diyebiliriz. Ülfet ise hala bu meselelerde takılmış olacak ki, Boranlara yardım etme karşılığında Esma’dan bir şey istedi. Gelip onun alt katındaki dairesine taşınmalarını. Böylece Boranları tam olarak elinin altına almış olacaktı. Çaresiz Esma da bu teklifi kabul etti. İçimden bir ses her şey yeni başlıyor diyor… Esma’nın da dediği gibi ”Dostunu yakın tut, düşmanını daha yakın…”

Bölüm sonunda hepimizi şoka sokan o sahneye değinmeden yazıyı bitirirsem ayıp olur. Bölüm boyunca Adem’i, eşi Dilara’yı ararken gördük sadece. Ama Adem bu, mutlaka bir şeyler karıştırmış olmalıydı. Konak’a yerleştikten sonra her şey onun için bitmedi çünkü. Daha fazlasını istedi, daha fazla kötülük, daha fazla dışlanmışlık, daha fazla yara… Yaptı da. Hem de Ülfet ile birlik olarak.

Evet son sahnede, ilk hamlesini gururla yapmış olan Ülfet’i izlerken birden arkasında oturan Adem’i fark edince hepimiz bir kez daha sinirlendik biliyorum. Biraz da tedirgin olduk. Acaba bundan sonra ne olacak? Esma&Ülfet ikilisinin ‘savaş’ında galip kim olur şimdiden kestirmek çok zor. Çünkü iki tarafta da hem güçlü, hem hırslı, hem de geçmişinden kopamamış iki insan var. Böyle düşününce gerçekten de sezon için şimdiden heyecanlanıyoruz. Güzel bölümlerimiz olsun!

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz