Başrollerinde Millie Bobby Brown, Henry Cavill, Sam Claflin ve Helena Bonham Carter gibi başarılı isimlerin yer aldığı, merakla beklenen Netflix filmi Enola Holmes 23 Eylül’de yayınlandı. Holmes ailesine ait bir hikaye ve film olan Enola Holmes, Sherlock hasreti çekerken iyi gelmiyor desek yalan olur. öncelikle hikayenin geçtiği döneme bakalım. BBC dizisi olan Benedict Cumberbatch’li modern Sherock uyarlaması değil de, kitaplarda ve filmlerdeki gerçek döneminde geçiyor hikaye. Victoria dönemi de fonda işleniyor. Filmdeki hikayeler ucundan kıyısından da olsa dönemin siyaseti ile birleşiyor. 

 

Konusu

Holmes ailesini içeren bir hikaye olduğunu söylemiştik. Konuyu biraz daha detaylandıracak olursak, abileri Mycroft ve Sherlock Holmes evden ayrıldığında henüz çok küçük olan Enola Holmes’u annesi büyütüyor. Ancak dönemindeki kız çocuklarından bir hayli farklı olarak ağırlıklı olarak dövüş, satranç ve bilim dersleri ile büyüyor Enola. Zekasının da abilerinden aşağı kalır yanı olmayınca, Enola dönemindeki kızlardan oldukça farklı bir profil çiziyor. 16. yaş gününde annesinin birden ortadan kaybolması üzerine, abileri Enola’nın yanına dönüyor ve macera başlıyor. Abilerinden bir hayır göremeyen Enola, annesinin kayboluşundaki gizemi onlardan ayrı çözmenin bir yolunu buluyor bu sırada da kendi macerasına atılıyor. Bu macera biraz da aşk içeren bir yolculuğa dönüşüyor aynı zamanda.

Filmi Nasıl bulduk?

Konu bu şekilde, hikayeye baktığımızda Sherlock’a kıyasla oldukça zayıf bir hikaye diyebiliriz. Son derece tahmin edilebilen bir kurgu var filmde. Bu da bildiğimiz Sherlock hissini vermiyor. Ama bu noktada Millie Bobby Brown için bir parantez açmak gerekiyor, o kadar iyi oynamış ki. Kendisini Stranger Things’te Eleven olarak izleyenler yeteneğini zaten biliyor. Filmde de yine çok başarılıydı. Özellikle de İngiliz aksanına bayıldım. Millie’nin aksine, Henry Cavill ise çok zayıf bir performans göstermiş. Henry’den Sherlock olur mu konusu zaten filmden önce de tartışılıyordu. Filmi izlemiş biri olarak söylüyorum ki, olmamış. Yanına bile yaklaşamamış. İngiliz aksanını bile yapamamış…

Enola’ya ismini annesi vermiş. bir Holmes olarak elbette kelimelerle oynamayı ve şifreli konuşmayı seviyor. Alone (Yalnız) kelimesinin tersten yazılışı anlamına geliyor.  Filmde Sherlock ve Mycroft hikayeye sıklıkla dahil olsa da biz tamaman Enola Holmes hikayesi izliyoruz ve onunda gerçek bağı annesi ile var. Yani film Enola ve annesi üzerine kurulu. Ancak Sherlock ile de ufaktan gelişen bağlarını izliyoruz. Her ne kadar üzerimizde çoğunlukla bu nasıl Sherlock hissi olsa da… Her ne olursa olsun Holmes ailesini görmek özellikle de Helena Bonham Carter’ı bu ailenin içinde görmek çok iyi geliyor.

film biraz mizahi biraz maceralı biraz da romantik bir hikaye vaat ediyor. Senaryo zayıf olsa da seyirlik güzel bir film olmuş denebilir. Fleabag tarzı çekimlerde de Millie yine o kadar iyi iş çıkarmış ki, sizi bir şekilde alıp sürüklüyor filmde ve izletmeyi başarıyor.

  

IMDb’den Ne Haber?

Benim puanım 10 üzerinden 6.8, filmin güncel IMDb puanı ise 6,6. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz