Her Yerde Sen 9. Bölüm | Yalanların Bedeli!

Öncelikle söylemek istiyorum, çok çok güzel bir bölümdü. Şimdiye kadar en sevdiğim bölümü 8 olarak seçmiş ve dizinin gittikçe güzelleştiğinden bahsetmiştim ama 9. bölümünde eksik kalır yanı yoktu. O da kesinlikle favoriler arasına girdi!

SelDem kavgasına kaldığımız yerden devam ederek, çok can alıcı bir sahneyle başladık bölüme. İkisinin de bakışları birbirine kitlenmiş, gözler dolu doluydu. Azmiye’nin verdiği haberle odadan çıkmak durumunda kalan Selin’in perişan, dağılmış hali doğal olarak herkesin dikkatini çekti ve merak uyandırdı.

Erkekler, özellikle Burak işle ilgili bi durum olabileceğini düşünmüş, kızlarsa evde, daha özel bir konuda da tartışmış olabilirler diye olanları yorumlamıştır. Tahminim bu yönde. Yıldırım Bey’in karşısına çıkmadan önce toparlanmak için zamana ihtiyaç duyan Demir etkileyiciydi. Neredeyse konuşamayacak hale gelmesini, Selin’e karşı hislerinin çoktan alevlendiğine yordum ben. Ayrıca dizinin bu yüksek anlarda kullandığı tema müziği de çok seviyorum. O duyguya yakışıyor.

“Sen Demir Bey’in gitmesini istemiyorsun.”

Burak kıskançlıktan kudururken, Selin’in duygusal çöküş eşliğinde ettiği isyanı yüzünden Opereyşın Çita iptal edildi ve arkadaşları ona hak verdi.Ölüm sessizliği ve şiddeti eksilmeyen düşüncelerle yapılan yolculuk sonrası hala bi hayli gergin olan sinirleriyle eve geldiklerinde bi patlama olacak diye korktum ve bunu bekledim de açıkçası. Oldu da. Sabah yaşadıkları inanılmaz anlardan ve hissettiklerinden bahseden Selin haklıydı, ki o an verilen flashbacklerde çok şükür kesildi diye kıyametlerin koptuğu sahnemiz verildi.💟

Konuşma sırası Demir’e geldiğinde çok güzel bir replikle karşılaştık. Dürüstlüğü ilke edinmiş, yalanlardan uzak yaşadığı sık sık vurgulanan Demir “Sana yalan söylemedim ben. Senin için söyledim, ama sana söylemedim!” dedi. Son derece haklıydı. Normalde asla yapmayacağı bir şeyi Selin için yapmıştı. Daha konuşma bitmedi şeklindeki cümleden sonra Selin’in “ne kaldı” demesi “daha ne kadar üzeceksin beni, yeterince kırıldım” manasındaydı. Bütün bu olanların yalnızca Vedat’a Merve’yim demesi olduğu sandığı için anlamıyordu, oysa Demir kendi duygularıyla olan savaşında Selin’i de yaralıyordu. “Kaç bakalım daha nereye kadar kaçacaksın” demişti ama kendini unutuyordu, çünkü onun da yaptığı şey pek farklı değildi. “Neden sürekli Alara’yı öne sürüyorsun bu ne demek farkında mısın” sorusu Selin’in ona karşı olan duyguları ve kıskançlığını bildiğini anlatıyordu ama kendi tavırlarından Selin’in de benzer şeyler düşünebileceğini hesaba katmıyordu. Sahi Demir Erendil, biraz aynaya mı baksan acaba?

Kızlar Selin’i merak edip İbo’ya haber verdikten sonra, evde geçen sahnenin daha farklı olmasını ummuştum. Oturup bi kahve içerler, biraz o biraz da Demir konuşur ve bunun sonucunda yarı itiraflı cümlelerle hislerinin apaçık farkına varır sanmıştım. Hep İbo’yla dostlukları pekişir ve geleceğe güzel bir adım olur, hem de Demir kendini iyi bir sorgulardı ama kısmet değilmiş.😂

İbo Demir’e “selin iyiymiş merak etme” diye haber verdiğinde Demir’den bir “etmiyorum zaten” cevabı da beklemiştim ama atmadı. Sonra, Selin’in balığı Çiçi’ye ne var ne yoksa döktü beyefendi. Güzel sahneydi.

Teyzelerin sahneleri biraz azdı, iyi oldu. Umarım daha da azalır çünkü eskisi kadar önem arz etmiyorlar bence. Mecburi bi mevcudiyet söz konusu.

Demir evde kafasını dağıtmaya çalışıp da dağıtamazken, aklı Selin’deyken Selin’e “eve gelmeyecek misin” diye mesaj atmasını ummuştum. Her şeye rağmen aralarındaki bağın bir delili gibi olurdu ki sonradan bunu yapmaya yeltendiğini gördük, yazıp yazıp sildi mesajları. 

Vedat’ın en sonunda, Selin’in Demir’e gerçeği anlattığını öğrenmesine sevindim. Sonunda Demir’in kıvranmalarını bitirip olayları biraz düzeltecek gibi bu gelişme. Aralarındaki sevgi ve güvene zarar gelmeyeceğini düşünüyorum. Dizideki sağlam taşlardan. 

İbo ve Ayda’nın sahnelerini de seviyorum. Bu bölüm özellikle ne güzel bir sürpriz bu tarzı cümlenin geçtiği an çok hoşuma gitti. Sevgili Ali Gözüşirin’in bakışlarını, mimiklerini beğeniyorum. Ayrıca 1 haftalık hızlandırılmış kısımda veya kutlama partisinde yalnızca SelDem’e değil, diğer çiftler olan İbo Ayda ve Bora Merve’ye sahneler yazılmış, unutulmamış olması güzeldi.

Aralardaki kısımları, yine güzel olmalarına rağmen yazıyı çok uzun tutmamak adına geçmek ve sonlara gelmek istiyorum. Bahsetmek için fazlasıyla heyecanlıyım çünkü. 

Selin’in gördüğü rüyayı anlayınca, fragmanda gördüğümüz güzelliklerin gerçek olduğunu anladık. Demir’in Selin’in bağırışını duyunca merdivenleri üçer beşer adeta uçarak yukarı çıkması, endişesi korkusu, gösterdiği şefkat, içimizi ısıtan yumuşak, doğal tavırları. Gerçekten her şeyiyle çok başarılıydı. Daha sonra, hem çekimler hem de Alara’nın peşpeşe verilen efsane sahneler yaşandığı andaki sabırsızlığı yüzünden, Demir gitmeyecek sandım. Israrlı kornalardan sonra onu kapının önüne elinde çanta olmadan inmiş halde görmeyi ve Alara’ya bi bahane, sebep sunup gelemeyeceğini veya başkasını göndereceğini söylemesini bekledim. Alara itiraz eder ikna etmeye çalışır ama Demir evde kalmaya kararlıdır.. Ama olmadı. Demir bu durumdan mutlu olmasa da arabaya binip gitti. 

Aklıma, Demir’in bir süre sonra vazgeçip arabadan ineceği, eve döneceği ihtimali geldi ama bilemiyorum. Umarım yaşanır. Hem işlerin iyiye gittiği 23 Ağustos’ta yayınlanacak 10. bölüm fragmanında açık. Selin eliyle dudağına dokunuyor şaşkın bir yüzle, Demir de yürürlerken eliyle onun elini tutmaya çalışıyor.😍

Selin’in sinir krizi gibi bir şey geçirdiği sahneyi kesinlikle abartı ve fazla uzun buldum. Daha kısa ve dozunda olabilirdi. Demir de tüm bölüm boyunca Alara’yla Selin’in düşündüğü gibi bir ilişkisi olmadığı çıkarımı yapılabilecek cümleler kurmaktansa, neden açıkça “sevgili değiliz” demedi anlamıyorum. Cinnet geçirdim izlerken. Kırk tane cümle kuruyorsun, yüz kez dil döküyorsun. Sevgili değiliz, yeter artık anla diye konuş da herkes rahatlasın be.

,

Son olarak, partide Demir, Alara’nın yanından ayrılıp Selin’i tebrik ettiği sahnede ve Paris’e gitmeden önceki gece sabah erken gidecekleri için “ben göremem o zaman seni, iyi yolculuklar” gibi ultra eritici ve “ben yokken verandayı kapat” ve benzeri düşünceli, gülümseten anlarla dolu sahnede SelDem’in sarılması deli dehşet istedim. Aşırı istedim. Şöyle içten bi sarılma çok iyi olurdu. Ama olsun, beklediğim sarılmayı en az onlar kadar romantik bi sahnede, dolu dolu aldım. O yüzden hiç şikayetçi değilim. Hem fiziksel temas hem de sözlerin sihrine bağımlı biri olarak böyle diziler izleyip ship yapmak benim için birazcık zor olsa da her şey iyi gidiyor. Tek sorun yeni bölüm için normalinden fazla bekleyecek olmamız. Zaten gün sayıyor, zor duruyorduk bakalım n’apacağız. Sahneler replay replay replay.. 10. Bölüme güvenim tam ama, değecek bence bu bekleyişe.👊

 

Görüşmek üzere..