tds_thumb_td_300x0
Her Yerde Sen 10. Bölüm | ATEŞ!

Sanırım neler hissettiğimi, ne durumda olduğumu az çok biliyorsunuzdur. Çünkü cuma günü bölümü izleyen herkes aynı şeyleri yaşadı. Normalde de pek yaptığım bir şey değil ama, 10. bölüm sırasında reklam harici twitter’a girip tage bakmadım bile. Öyle güzel, öyle keyifliydi ki! Aslında yazıyı o an yazmaya kalksam heyecanım daha net hissedilirdi ama ortaya düzgün bir şey çıkmazdı. Çünkü o coşkuyla boğuşurken anlamlı cümleler kurmam pek olası değil.😂 Her Yerde Sen, kendi bölümleri arasındaki açık ara EN İYİ bölüme, yaz dizileri arasında ise efsane olarak değerlendirebileceğimiz bir bölüme imza attı. Şimdi, benim tavsiyem gidip bi çay kahve veya atıştırmalık almanız. Çünkü bu yazı çook uzun olacak! Söyleyecek o kadar çok şeyim var ki, size o anları tekrar yaşatmak için sabırsızlanıyorum. Keyifli okumalar.💕

Demir’in gidişi ardından ağlayan Selin’le başladık bölüme. Ne yazık ki Demir vazgeçmemiş ve Selin kadar biz de hayalkırıklığına uğramıştık. Derken hüznümüz fazla sürmedi ve 2 gün sonrasına ait harika anlara ışınlandık. Aslında ben Paris’in de nasıl geçtiğini, Demir’in Al*ra’nın arsızlıkları karşısındaki duruşunu, sunumu vs görmeyi de çok isterdim ama.. 

Demir yorgun vaziyette döndüğünde evdeki manzarayı görünce, Selin gidişime sevinmiş, üstüne bir de eğlenmiş diye düşündü ama hepimiz nasıl üzüldüğünü, ne hale geldiğini biliyor ve tahmin ediyorduk. Aslında ben kafasını dağıtmak için kendini mutfağa verdi ve tüm o şeyleri kendi yiyip içti sanmıştım ama neyse ki yalnız değilmiş. 

Geldik odaya! Kapısını açınca karşısında bir adet uyuyan Selin gören Demir Erendil mutluluğu. Bu arada, bu sahnede Furkan Andıç’a benden bir takdir gidiyor çünkü kendisi bakışlarını harika kullanıyor ve böyle hallere çok başarılı giriyor. O Selin’e, biz ona bakarak mest olduk vallahi. Eskiden olsa böyle bir şeye izin vermeyecek, sinirlenecek olan adam kedi gibi kaldı karşısında kızın. Üstüne bir de hoşuna gitti bu durum, çok mutlu oldu.

Yatağa oturup, yaşadığı şeylerin gerçekliğini sorgulayıp kendini idrak ederkenki halleri görülmeye değerdi. Selin’e dönüp bir bakışı var, ardından gülümsediği, ay öyle güzel anlar ki! Sabaha geçtiğimizde, Demir orada uyudu ama yine erkenden kalkıp işe koyuldu sanmıştım. Ortalığı toplar, sporunu yapar belki bir de kahvaltı hazırlayabilir gibi tahminlerim vardı ama tutmadı. Böyle düşündüğüm için kendi içimden keşke birlikte uyandıklarını görebilseydik ama olsun diye geçirirken, ısrarla Demir’i göstermeyen kamera açıları sayesinde anladım hala uyuduğunu. Beyefendi Selin’in yanında huzurla uykunun kollarına bırakmış kendini.

Selin uyanıp da bir süre Demir’in döndüğünün işareti olan çantaya bakarak düşündükten sonra –ki dizide bu ara ara kullanılan, karakterinden gözünden/bakış çekimini pek sevmediğim notunu düşeyim. güzel olmuyor bence gereksiz– “acaba yanımda olabilir mi” aydınlanmasını yaşadı ve şükür ki dönmeyi akıl etti. Demir gibi o da duygu muhasebesi yaparken elini sıktı ve bu paralellikler hoşuma gidiyor.

Bir süre bu çiftin favori aktivitesi olan uyurken izleme seansını gerçekleştirdikten sonra muhtemelen hayallere daldı ve susmak bilmeyen iç sesiyle birlikte, hiçbir sorumluluğu yokmuşçasına, sabah saatleri olmasına rağmen yeniden uyudu.

Yanlışlıkla olanın haricinde ilk kez birlikte uyudukları için daha romantik bi kalkış beklerdik ama, şirketteki hayli yapmacık olması sebebiyle gerçeklikten uzak gelen ultra neşeli, ve bu sebeple acaba reklam mı yapacaklar dediğim sahne meğersem bir felaketin habercisiymiş. Felaket dediğime bakmayın, çok da mühim değil aslında ama neyse.🤫

Ayrıca o sahnede kızların yaptığı “Demir yokken Selin ne de mutluydu, inşallah tekrar tadı kaçmaz, Burak Selin ship???????” temalı konuşmalar gerçekten sinirden delirmeme sebep oldu. Daha önce hiçbir yerde böyle bir aptallığa rastlamadım sanırım. Bugüne kadar hem gerçek hayatta hem dizilerde gördüğümüz bütün YAKIN arkadaşlar birbirini tanır, anlar, her şeyi anlatır, paylaşırlar. Bunların Selin’in Demir’e olan hislerini ısrarla fark etmeyip hala kör gibi takılıp, adamı sevmediğini zannetmeleri bir yana, bir de Burak da Burak diye zırvalıyorlar.

Ne içtiniz siz ya? Dizinin başında bu arkadaş grubu için cidden umutluydum, boşaymış. Tam bir rezalet. Sonradan, ilişki konusunda doğru tarafa geçecek olsalar da, bu bölümlerde izlediğimiz saçmalıkların unutulacağını sanmıyorum. 

Evde başlayan haftasonu sorgusunda Selin hissettikleri ve yaptıkları hakkında tamamen zıt açıklamalar yapıp bir şeyler uydururken, Demir de, çalışanlarının evinde bulunmuş olmasından duyacağı rahatsızlık hiç aklına gelmeden, Vedat konusuna kafa yormak ve Burak’ı kıskanıp sinir olmakla meşguldu. “Hiç eksik kalır mı beyimiz“ler, “mutluluğunu onla paylaşmak istedin, birlikte beni çekiştirmişsinizdir“ler havada uçuştu, e bize de tabii ki bunlarla eğlenmek düştü.

Aslında son derece duygusal yaşanan uyku meselesini, birbirlerine olan hasretlerinin bitmesini sağlayan bir kavuşma yaşayınca, hararetli bir tartışmaya döndürdü bizimkiler. Birbirlerine meydan okurcasına hesap sormalarını keyifle izledik. 

Neden Demir’in odasında yattığı sorusunun açıklaması olarak, Selin’in çatı kattaki odası için “akrep girdi” demesiyle sen neden başka yere gitmedin’in cevabı olarak “görmedim ki seni” diye saçmalaması ölümüne kapışır.😂 İkilinin böyle saçmalaması komikti cidden. İkisi de gayet farkında her şeyin ama aralarındaki çözülmemiş sorunlar ve uzatmalı kıskançlık mevzuları yüzünden böyle rol kesip ilgi duymuyorum ayağına yatıyorlar işte. Ah, o kıskançlık neler yaptırır insana neler!

Bu noktada, Demir’in yatağa yattığı sahneye ve yine Furkan Andıç’a dikkat çekmek istiyorum. Demir’in tereddütünü çok iyi yansıtmış. Normalde katiyyen böyle bir şeyi kabul etmeyecek, çizgisinden şaşmayacak bir adamın mesele Selin olduğunda nasıl istisna yapabildiğini, kuralların prensiplerin bir anda buhar olup uçtuğunu, Demir Erendil’in duygularına teslim olup kendini yatağa (aşka) nasıl bıraktığını gördük. Sanki tüm gücünü, kalkanları indirmiş, yalnızca anı yaşamak için çabalayan genç bir aşığa dönüştü orada. Kaygılarını yok sayıp büyülü dakikalarda kaybolmak için izin vermişti kendine.

Soru cevap kısmı Demir’in “kıskanıyorum işte n’apıyım tutamadım kendimi” diyemediği için “ben de bu evde yaşıyorum bir iki soru sormayalım mı yani” demesiyle sona ererken şirkette bulduk kendimizi. Bu bölüm kesinlikle fanı olduğum Azmiye durumu toparlamış, ne güzel ekip ve işler hakkında bir sahne izleyecekken malum şahıs sinek gibi girdi ortama. Her zamanki bütün iticiliği ve rahatsız ediciliğiyle abuk subuk konuşup hava atmaya çalıştığı kısımları geçersem, normalde sırf Demir konusundaki planlarını daha iyi devam ettirebilmek için hazırladığı bu tatil fazlaca tadımızı kaçırırdı. Ama neyseki orada olacakları biliyoduk, bu yüzden fazla tedirgin olmadım. Ve kesinlikle sonuca değdi!🙈 Al*ra cadısı ne düşürken nelere sebep oldu..

Reddedilmelere ve insanı canından bezdiren ısrarlara asla doyamadığı için babasının duygularını da kullanıp herkesi ikna etti ama Selin’in HAKLI OLARAK arıza çıkaracağı belliydi. Yani bu kadar şeye taş olsa çatlar, o arada patlak verse bile yine iyi dayanıyor.

Demir’in Al*ara sürekli onun iyi niyetini ve kibar yaklaşımını suistimal ettiği için kızdığını ve artık bu durumdan sıkıldığını bu bölüm defalarca gördük. Mesela bu tatil duyurusundan sonraki “emrivakiyi sevmem” temalı ciddi, net konuşması çok iyiydi. Onun o bozulmuş suratını görmek acayip mutlu ediyor. Hoş Demir yine centilmen tavrını koruyarak ona bu sözleri söylemek için Azmiye’nin odadan çıkmasını bekledi ama bu da onun kişiliği. İçimden keşke duysaydı da kızlara, özellikle Selin’e anlatsaydı dedim. İçimizin yağları erirdi valla be. (Biz ve Selin’in yani, hep birlikte.)😂

Bazen diyorum ki keşke derdimiz Dirim Hanım olsaydı, yeter ki şu meymenetsiz gitsin artık. Yemin ederim ki daral geldi. Çıkışta Selin’e yaptığı “ben onu tanıdım artık” ayaklarına da çok güldüm. Onlar aynı evde yaşıyorlar canım benim. Sabah akşam beraberler sen kime ne anlatıyorsun hey yavrum heey. Anca karşılık bulamadığın tacize yakın ilginle kendini tatmin et ve rol yapmaya devam.. Aciz. Görüşürüz diye giderken “inşallah görüşmeyiz” diyen Selin’e en içten dileklerimle katılıyorum. Kızların kıyafet, alışveriş sohbeti de aşırı saçma geldi. Baya lüzumsuzdu. İnternet sitesi reklamı yapılacak sandım. Ne diye yazılıyor şu sahneler anlamıyorum. 

Muharrem ustayla o teyzenin asla uyumlu bi couple olmadığının altını çizerek teyzeler sahnesini atlıyorum hemen. Yahu adam genç ona göre baya. Görsel olarak da fail zaten, neyse. 

Selin, Al*ra’ya olan sinirini, bulaşıkları kırarcasına yerleştirerek çıkarırken Demir’in, topladığı için “ev eski haline dönmüş” demesine “dönmedi, sayende dönmeyecek” diye cevap veriyor. Kısacası ayarlarımı bozdun, Al*ra yüzünden bozuşuyoruz demek o. Demir Erendil artık malesef alışmış olduğumuz, her zamanki “her şeyi diyem ama asla açıkça söylemeyem, herkesi delirtem” türündeki, meali “al*ra’yla sevgili değiliz” olan şiirini okurken (sanırım bundan zevk alıyor) Selin sesimiz olup “Demir, hiçbir şey anlatmıyorsun ki” diyip bizi kısmen rahatlatıyor. Fakat Demir her şeyin açık olduğunu düşünerek yine açık konuşmuyor ve biz istediğimizi alamıyoruz. Gerçekten tansiyonum çıkıyor arkadaşlar benim..

Yalnız o sahne kesssinlikle favorim oldu. Selin’in söylenmesinden başlayıp, “uyuz” dediği ana kadarki her şey mükemmeldi. Replikler, mimikler, görsellik. Bayıldım resmen, enerji dolu! Açar açar izlerim, ki şimdiden bile ezberleyecek kadar oldum. Şş, aramızda.🙆‍♀️ Daha fazla uzatmamak için sahnenin linkini bırakıyorum, buraya tıklayıp izleyebilirsiniz. Bu ikisinin sevgili gibi kavga etmelerine ve Demir gibi birinin Selin’e hesap veriyor oluşuna bitiyorum. En sevdiğim sahneler!

Gelgelelim ekran karşısında eridiğimiz o tatlı mı tatlı hediye anına. SelDem’in, özellikle de Selin’in o yüksek anlardan sonra büründüğü anlayışlı ve biraz da durgun hallerinin çok yakıştığı bir sahneydi. (Bahsettiğim durgunluğun en sonki örneği Demir’in gideceği akşam Selin’in gelip iyi yolculuklar dediği yer) Demir’in o kısa vakitte Selin’e hediye almış olması bir yana, onlar için anlam ifade eden şalı verip “aklıma sen geldin” demesi de resmen “orada, onun yanında bile seni düşündüm. hep aklımdaydın. alara’ya aldırdığım falan yok” itirafı.

Selin’in boşa dellendiğinin de kanıtı ama anlat anlatabilirsen, Demir işi bilmiyor ki. Yani biliyor da, her şekilde değil.😂Bazı şeyleri halledemiyor gördüğümüz üzre.

Demir’den gelen bu zarif hareketlerin hastasıyız. Hediyeleri verirken acaba beğenecek mi diye gözlerini Selin’den ayırmayışını fark ettiniz değil mi? Hele şalı omzuna örterkenki halleri.. Ve burada tekrar, Furkan Andıç’a koskocaman bir helal olsun geliyor. Yine çok güzeldi, şahane bakışlarla oynuyor o sahneyi. Demir’in “Çok güzel” derken şalı değil de Selin’i kastettiğini ve şala tabii ki hiç bakış bile atmadığını söylememe gerek yok herhalde. Selin’de içinde bulundukları durumu ve Demir’i kastederek aynı kelimeleri tekrarlıyor ve formaliteden “rengi” diye ekliyor tabi.. Reis o neydi öyle ya :’) Siz birkaç saat bakışın, biz oturur izleriz söz.

Bu sahnenin benim için tek bir eksiği varsa, o da sımsıkı, içten bir sarılmaydı. Kaç seferdir hevesleniyorum olmuyor.😢 Şunlar sevgili olmadan tam bu kıvamdayken yapıştırsaydınız ya bi tane be.. Vallahi çok içimde kaldı, aşırı da yakışırdı bu sahneye harbiden. Neyse sağlık olsun.

Ben, Selin’in “niye bırakıyorsun hemen kendini” diye kendine kızışına “keşke biraz daha bıraksaydın niye hemen kendine geldin ki” diye karşılık verdikten sonra sabaha geçtik ve Demir Selin’i uyandırmak için odaya geldi ama uyduğunu görünce resmen sevindi ve “neyse 2 dakka durayım da gözüm, kalbim biraz bayram etsin” bakışı attıktan sonra yastığa dokunarak sesledi Selin’i. Evet yastık. Kızın kolu dururken niye böyle bir şey yaptınız anlamadım Allah aşkına, sinirlendim çok saçmaydı.

Sonra başladı şenlik. Aybüke ve Furkan güzel iş çıkarmışlar. Aşırı eğlenceli sahnelerden biriydi bu ikna-itiraz. Demir yine “seni yanımda istiyorum” diyemediğinden “bu bi iş gezisi, herkes orada olacak. şirketçe gidiyoruz” diye ifade etti kendini. Aynen Demir’cim 😀

Selin’in Alara’lı cümlesinden sonra Demir’in Vedat ve Burak’lı cevabına bayıldım. Çok iyiydi, her izlediğimde gülüyorum müthiş ya. Nasıl dert olmuş ikisinin de içine. Hahaha. Çok eğleniyorum. Demir, Selin kalkmadığı için sonunda çıldırıp valize sarıldığında daha da keyiflendim. Üstünden biraz zaman geçse daha iyi olurdu ama yine de paralellik kalp ben biliyorsunuz. Zaten Demir’inki çok daha masum ve eğlenceli bi çıldırmaydı. Selin’de biraz rahatsız olmuştum ben hatırlarsanız.

Üşürsen alırsın kısmı da hızlı geçmesine rağmen gözümüzden kaçmadı.😍 Yine Selin’in dediği bir şeye karşılık söylenmiş olması.. Böyle detayların unutulmamasını ve ileride bir şeylere hizmet etmesini seviyorum. O kar küresinin de yeri gelince tekrar işlevselliğini göstereceğinden eminim mesela.😉

SelDem’in, teyzelerin aynı yerde çalıştıklarını öğrenmelerinden nasıl haberdar olup ne tepki verdikleri eğer ben bir şey kaçırmadıysam gösterilmedi, ama sorun yok. Bu sahnede “Demir bey siz de bizimle geliyor musunuz?” diyen Azmiye’ye keşke dedim.. O otobüste olsaydı keşke, çalışanlarla ilişkisini pekiştirecek besleyici ve eğlenceli sahneler çıkabilirdi ortaya. Ne bileyim zorla şarkı söylettirmeye falan çalışırlardı, güzel olurdu yani. Ayrıca Azmiye’nin Selin’e seslendiği anı da çok sevdim, baya ısınıyorum artık ona. Özellikle SelDem için verdiği uğraşlardan sonra, çok tatlı birisi gözümde. Bir de Ayfer hanımın gerçek hayatta sosyal medyadaki tavırları da etkili bunda.❤Aktifliğinin destekçisiyiz, bol bol ekip selfieleri gelsin bize!

N’oluyo öyle Demir’in arabasından inmeler falan? Aynı evde yaşayan ve aynı yere giden iki insan için sorulmuş aşırı mantıklı bir soru. Tebrik ederim gerçekten, baya şaşırtıcı bir noktayı merak etmişsiniz. Bravo size. Bu kızlar bilerek mi böyle yazılıyor Allah aşkına ya? Hem Demir’le ilişkisini deşen sorular sorup duruyorlar hem de kör gibi hiçbir şeyin farkında değiller güya. Bu bölüm çok dellendim çok. Hem madem bilmiyorsunuz, ne diye durup durup imalı bakışlar atıyorsunuz?

Dizide en itici, zorlama bulduğum ve hala ısınamadığım karakterlerden biri olan Ferruh beyin cavır cavır olan midesi ve kusmadığı için Azmiye’den “bravo” alışını saymazsam, şarkı sahnesini severek izledim. Sadece onların değil, benim de keyfimi yerine getiren bi kısımdı ki zaten ben bölümün gidişatından yeterince memnun olduğum için zaten mutluydum.

Ama bu adam cidden sıkıyor beni, hiç komik olmadığı yetmiyor gibi bir de ona özel sayılabilecek bol bol sahne izliyoruz. Neyse.

Ayda İbo ve Merve Bora çiftleri atlanmadığı, onların destekçilerine de önem verildiği için tebriklerimi sunduktan sonra Burak’ın niye mekana herkesten ayrı geldiğini anlamadığımı söylemek istiyorum. Selin temiz hava ve müzik eşliğinde içindeki huzursuzluğu gidermeye çalışırken zamanında kıymetini bilmeyen Burak onu izlemeye başlıyor ama sevgili Peter Pan önce gecikmeden gelişiyle bizi sevindirirken, daha sonra hemen damlayan özel müşteri Al*ra’nın peşinden sanki zorundaymış ve başka çaresi yokmuş gibi gitmesiyle üzüyor. Yani Selin’in düşen suratını “Sen git, gelirim birazdan” diyerek o şeytanı yollayarak düzeltebilirdin Demir. Kızı zorla oraya sürükleyen sensin, bir de tadını kaçırıyorsun.😠 

Konuşmadan gözlerinizle anlaştığınız bir anı, onun baltalamasına izin verip Selin’in “zaten ne düşündüysem, bunlar hep aynı” bakışı atmasına sebep oldun. Biraz hayalkırıklığı. Gerçi sonrasında tamir ediliyor gibi ama.🤫 Suçlarını örtmez neticede, belki sadece telafisi olarak kabul edebiliriz. 

Not olarak: mevzubahis sahnenin çekim açıları güzeldi, içime sindi.

Şu odalara girerken Merve’yle Bora’nın üzgün halleri beş yüz saat sürmeseydi iyiydi, kırk bin tane mimik izledik be kardeşim. Gerek var mıydı cidden? 

Şimdii geleyim bir sinir krizi anına daha. Kızların odaya geldiği sahnede Selin’in valizi Demir’in hazırladığını neden saklama gereği duyduğunu bilmiyorum. Belki biraz düşük IQlu arkadaşları “aa siz o kadar yakın mısınııığz nasıl oldu anlatsana” diye konuşup sırıttıktan sonra yine Selin Burak ve Demir Alara shiplemeye başlama ihtimalleri yüzündendir! Önemli nokta bu çünkü, oraya geliyorum. Bunlar daha birkaç gün önce “Alara kendi kendine triplerde, Demir bey yüz vermiyor” diye konuşa konuşa Selin’in içini rahatlamaya çalışmıyor muydu? Ne oldu da her şey unutuldu, anında Demir Alara’nın olmayan, sözde aşkı için abuk subuk şakalar yapılıp gülünmeye başlandı? Gerçekten insanı delirtirsiniz siz. Utanmadan Selin gülmeyince bakıp yüzlerinin düştüğü bi an bile çekmişler. YA BU KIZ O ADAMA AŞIK ALOO, Bİ UMUT ANLAR GİBİ OLURSUNUZ BELKİ. HANİ BU TAVIRLAR ONA İŞARET. Biz söyleyelim de.

Yok birlikte mi gelmişler, Paris’te işi pişirmişler, sevgililer diye aynı odada mı kalırlar falan filan. Yormayın be. Hoş, bundan hemen sonra Azmiye reisin gelip müjdeyi vermesi ve yılan Al*ra’nın kudurmasını görmek güzel oldu. Gerçi Ayda sağ olsun, sanki az önce Merve’nin potuna üzülmemiş gibi salakça kurduğu “iş gezisi sonuçta, özel “hayatını karıştırmıyodur” cümlesiyle o güzelliği bozdu hemen. Oyun diyaloğunu gereksiz buldum. Geçiyorum.

He bir de, Al*ra “eğlenceli olur diye düşündüm” derken sevimli olduğunu falan sanıyorsa, baya yanılıyor. Tek tokatta bayma veya dalağını alma isteği uyandırıyor insanda.

Oyunlar sahnesi o kadar güzeldi ki, tam dizinin havasına uygun, çok keyifli bir bölüm olmuş. Ekibin de çekerken çok eğlendiğine eminim, gayet iyi düşünülmüş şeylerdi çünkü. Yarışırken SelDem’in birbirini gülümseyerek izlemesi, Selin Burak’la sarıldıkça Demir’in kıskanması, Demir kamerayı insanlara çevirince Selin’in protesto olarak kadrajdan çıkması..😂 Gerçekten hepsine bayıldım. Ayrıca Demir Erendil’in şirket dışında, iş ortamı olmayan zamanlar içerisinde ne kadar farklı ve eğlenebilen bir insan olduğunu da izleme şansı bulmamıza sevindim. Gözümüzden kaçmadı hiçbiri, hatta hızlı geçen sahneleri daha detaylı görmeyi de isterdim.

Zaten bu sahne ve ve benzerlerinde (malum şahsın yetimhane işlerini hallederlerkenki yine müzikli olan, içinde çok şey barındıran sahne gibi) önerebileceğim tek şey bir iki dakika diyalogları duyabilmek ve hafif daha sakin bir çekim olur. Onun dışında kesinlikle kusursuz ama, ufak tefek verilebilirdi diye düşünüyorum. Elbette hepsi o şekilde sunulursa bu kadar sürükleyici olmaz ama, anladınız işte siz beni. 

Selin, Burak’ın Demir’e yenilmesinin rövanşını Al*ra’yı kolaylıkla düşürerek aldıktan sonra bu adıbatasıcanın yaptığı numarayı izlerken gerçekten utandım. O kadar aciz, rezil bi haldi ki bir kadının böyle iğrenç şeyler yapması cidden canımı sıkıyor. Of vallahi leş bir insan ya. Ne zaman kurtulcaz biz bundan, nefretimi dizginleyemiyorum. 

Odaya giderken SelDem karşılaştıklarında darmadağın duygularla konuşurken Demir “paramparça etmek istiyor gibiydin” diyince ah keşke dediğimi inkar etmiyor ve “Alara beklemesin” cümlesine aniden verdiği “beklesin” cevabının da hoşuma gittiğini belirtmek istiyorum. Ufak da olsa böyle şeyler mutlu ediyor. Ee, olmasaymışız hater..

Ayrıca Demir’in, Selin’e “Niçin o kadar hırslı yarıştın? diye sorarken, sanki çok uzaklarmış gibi kızın iyice dibine girmesi de cabası. Aferin böyle devam, bi yandan tatlı tatlı hem sözlerinle hem beden dilinle yürü, bi yandan da o şeytanı kendinden uzaklaştırama. Bravo Demir, bütün alkışlar sana.👏 Gerçi ben o ara Furkan’a ve bakışlarına düşmekten kendimi alamadım ama konumuz bu değil. 

Kızların yine ve yine önce imalı bakışlar atıp sonra “noluyo yeaa” demelerine ve Demir’in Selin’e karşı bir şeyler hissetmesine ihitmal dahi vermeyişlerine takılmadan devam ediyorum. (ki en başta bunları birbirine aşık edelim fikri onlardan çıkmıştı hatırlarsanız, taa Demir ilk geldiğinde) Herkesin keyfinin yerinde olduğu yemek sahnesinde kamera Ayda ve İbo’nun aşk böcekliğini bize izlettikten sonra SelDem’in “darısı başımıza, ay biz de böyle olurmuyuz ki” hissi veren manidar bakışması gerçekleşti. Tabi bunu fark eden yılan Al*ra durur mu, başladı Paris dırdırına her zamanki gibi. Bayılıyor millete “orda harika vakit geçirdik çok şey yaptık” izlenimi vermeye ve bunu sonsuza kadar sürdürebilecek gibi. 

Tepkilerimiz sevgili Azmiye ve Firuze gibi olurken, Demir şuranda sos kalmış sahnesinde yine utandım. Yani resmen cringe, şu itici sahneleri bu kadar abartmasalar keşke ya, bizim de sabrımızın bi sınırı var.. Selin’in tepkisini alenen belli eden kalkıp gitme ve benzeri davranışları desteklemesem de, o kalktığında kalkmaya yeltenen Demir’e iyi oldu Burak önce davranınca. Öyle Al*ra bi densizlik yapınca Selin’e “suçumun farkındayım” bakışı atmakla olmuyor sadece. Al*ra’ya cevap verirkenki küçük “yeter artık sus” mimiği de kurtarmaz. Tamam bunları yaptın da, bi işe yaramıyor. O yılan eliyle senin dudağını temizlemeye uzanınca durdurup “ben hallederim” benzeri bir şey deseydin alırdın artı puanı. Belki telafi de olurdu. Susturamadın bari durdur hesabı. Ama yok, ikisi de gol değil. Sonra öyle kalırsın, Burak Selin’e eşlik eder, sen de Al*ra’ya kalırsın işte. Neyseki tam o anda SelDem shipperların başkanları harekete geçti de bu ikisinin bu uğurda savaşacaklarını hatırlayıp az sevindik. 

Demir’in, rahatsız olduğunu gayet açıkça belirtmesine rağmen uslanmayan Al*ra’nın şansını sürekli zorlaması fazla can sıkıcı olmaya başladı. Yine de kısacık süren yürüyüşlerinde kısmen “haddini bilip sesini kesmesi gerektiğini” mesajlayan cevaplar alması ve Demir’in bu gezinti için hevesli olmadığını net şekilde belirtmesi ve şeytanın hevesinin kursağında bırakılması güzeldi.

Burak’ın “çok yakışıyorlar” hamlesinin acizliği.. Aynen canım, sen böyle dedin ya her şey istediğin gibi ilerler şimdi kesin, umuda bak. Salak. Bir de istersen beraber dönebiliriz diyip hayallere dalıyor.. Daha çok beklersin. Ek olarak, Selin’in sinirliyken bile Demir’in hediyesi olan şala Burak’ı dokundurtmayışı on numara haraketti.😍 Hem Burak’a sınır çizdi, hem de Demir’le özel gördüğü şeyleri muhafaza etti resmen. Aferin kız, zaten sen bu ilişkide doğru olan tarafsın.

Bora ve Merve’nin odaya transfer macerası yerine, Ayda ve İbo’nun gecesinden bi sahne görebilirdik diye düşünüyorum. Bilmiyorum haksız mıyım.

Peki şu koalisyonun içimize su serpme gücü desemm. Ay resmen “şirket tarafı bende” diyince anında coşup türlü türlü şeyler kurdum kafamda. Senin elinden kurtulmaz kız Azmiye, yürü arkandayız!

Düşük IQlu Al*ra’nın Demir’in asla keyif almayacağı balkon keyfi teklifinde ısrarları sonrası Burak ve Selin çok yakışıyor olayına başvurması saçmaydı. Bi sus be kadın, çocuk bile anlar senin oyunlarını, niyetlerini, bi sus artık. Bu sahneden sonra hem Demir’in hem de Selin’in hayalkırıklığı dolu bakışlarını gördük. Ama hak eden bence Demir’di. Çünkü iki taraftan, diğer adaya? yüz veren o. İlgisi olmadığı halde sırf kırıcı olmamak veya buna benzer herhangi bir sebep yüzünden bu kadar izin verilmez her şeye. Üzül biraz bize ne. Selin gayet tavır koyuyor, gerekeni yapıyor. Sen de mesulsun davranışlarından.

Sinirlenip kıskanıp Selin’in kapısında duygularıyla savaşırken Muharrem ustaya yakalanınca, keşke ona dert yansaydı biraz dedim. Adam güvenilir, babacan, daha ne olsun. Evladı gibi destek olurdu ona. İbo’yla konuşmadı onla konuşsaydı bari..

Selin diş fırçasını almaya giderken şalı artık çıkarsaydı keşke, pasif ama güzel bi tepki olurdu her şeye. Gerçi yapamaz bizim kız, pek hassas düşünceli. Demir’in, kapısı çalınınca gösterdiği Al*ra bıkkınlığı iyiydi. Şu kızdan herkes bıktı bi senaristlerimiz bıkmadı sanırım. Halbuki elli kere söyledik başka engeller bulunur çifte, artık gönderin şunu bitsin bu çile diye ama.. nafile.

Selin’in “sen bi ilişkiye başlamadan önce” demesine YETER ARTIK ŞU SAÇMALIĞI KES BİZ ALARAYLA SEVGİLİ DEĞİLİZ ANLA BUNU diye cevap vermediği gibi utanmadan kıza laf atıyor. Yok orada bi çanta var diğeri valiz yok kızardın mı sen bilmem ne. Elinin körü Demir.

Kendinde “sen neden burağın odasındaydın az önce” diye soracak cesareti bulmuşun bravo. Ama keşke duygularına göre davranacak aklın da olsaydı be. Selin burada, Demir gerektiği gibi davranmadığı için, sanki aşk yasağı yüzünden soruyormuş gibi davrandı ve inatla ona göre cevap verdi. Çok da iyi yaptı. Gerçi sonra yine de dayanamayıp gerçeği söyledi ama olsun. Haklı olarak ben soruyor muyum diye de ekledi ama tabii ki beyimizin cevabı her zamanki gibi gıcık ediciydi.

İkilinin, özellikle de Demir’in hesap verme konusunda sakınca görmemesi detayının güzelliğini yineleyip devam ediyorum.

Selin sitem ve sinirbozukluğu eşliğinde, girerken içerde al*ra var mı diye baktığı odadan çıkarken, Demir’in “selin bir dakika” diyen sesiyle durduruldu. Kim bilir bu kulaklar neler duyacaktı ama her zamanki gibi o şeytan, anın ortasında bolca limon sıktı. E haliyle Demir’e can sıkıntısı ve elini duvara vurmak kaldı. Dur sen bekle, daha çook vuracaksın Demir efendi, ayrıca elini mi kafanı mı orası da meçhul. Öyle hatalar yapacaksın ki, pişmanlıktan sert nesnelere kafa bile atabilirmişsin gibime geliyor.

Not: Al*ra’yı reddedişlerini sadece başbaşayken değil de, herkesin içinde veya özellikle Selin varken, onun yanında yaparsan güzel olur canım, benden tavsiye.

Allah’tan ertesi sabaha çok güzel başladık. Azmiye’nin, Selin’in kayık yolculuğunu fırsata çevirmesiyle, büyülü bir sona giden maceralı yolda ilk adımı atmış olduk diyebilirim. Verilen gerilim müziği vesilesiyle Demir’in, Selin’e bir şey mi oldu korkusu yaşadığını anladığımız sahneden sonra Demir’in düşüşü ve Selin’İn korkusu bana sütten zehirlendiğini bölümü hatırlattı :’) Same energy. Bu arada, Selin’in inatçı bi yapısı olduğunu zaten başından beri biliyor ve görüyoruz ama son zamanlarda daha çok dikkatimi çekmeye başladı. Bu özelliği güzel sahnelere yol açar umarım. Gerçi mevzu Demir yani aşk olunca hemencecik teslim oluyor genelde ama, hadi bakalım..

Al*ra’nın neşeyle günaydın diye ciyaklamasından sonra Azmiye’nin attığı bombanın krallığı.😂 Ay yüz kere izleyebilirim valla o kudurtuculuğu. “Selin Hanım’ın yanında.” 

Sofrada Muharrem usta ve sevmediğim Ferruh neden yoktu ve bu detaya niye takıldım bilmiyorum ama detaycı bi insanım işte. Zaten asıl önemli olan da SelDem kaybolurken Al*ra’nın dellenmesi ve meraktan ölmesiydi. Ağlaaaaa. Bu dizi beni baya ergenleştirdi ya, biraz buna üzüleyim nasıl olsa birazdan çok sevineceğim.. Azmiye’nin hayırlı bir iş için kullandığı anında profosyonel yalan üretebilme özelliğine de 10/10 veriyorum.

SelDem’in ormanda duraklarında yaptıkları anlamlı konuşmanın sonunda Demir’in Selin’e içini açmak konusundaki tereddütünü gördük. Yani istedi aslında, ama yapamadı. Selin daha önce de sormuştu ve ben sık sık gündeme geldiği için artık bu konunun çok yakında güzelleşeceğini düşünüyorum. Selin “n’oldu sana” diye sormasının cevabını, hayli duygusal bi sahneyle alacak gibi. Sevdiği adamın yaralarını tanıyacak, onları bilerek yaşayacak. Of düşüncesi bile etkiledi, bir de yaşanırsa! Siz düşünün.

Burak’la Al*ra’nın birbirlerini tokatladıkları sahnede Burak umrumda olmadı ama Al*ra’nın pat pat duyduğu şeyler hoşuma gitti.

İkilinin daha çok vakit geçirdikçe birbirleri hakkında öğrendikleri artıyor, özellikle de Demir’in geçmişine dair hatıralardan bahsetmesini seviyorum. Tatlı tatlı sohbet ettikleri anlar kıymetli. Burak beyimiz dertli dertli Selin’i ararken, Demir çoktan odun kırma sahnesinde şovunu yapmaya başlamıştı. “Mamut avlamıyoruz ama, odun kırarken prim yapıyosa demek” göndermesi de hepimizin hoşunuza gitti. 

Son dakikalara yaklaştıkça bana bi haller oluyor, ne dicem nasıl anlatacağım bilmiyorum. Pat diye girmek isterdim ama öyle özenli bi sahneydi ki baştan sonra, mecbur yavaş yavaş ilerleyeceğiz! 

Muazzam akşam havasında, manzara zaten baya iyiyken, Demir uzun zamandır kovaladığı fırsatı bulmuşçasına Selin’e erirken, bizi de beraberinde götürdü. Şalı verirkenki “çok güzel” diyip Selin’e bakmasının paralelini böğürtlende yaşadık. “Tatlı.” E sen de haklısın Demir’cim. Lafımız yok. Sahnede kimin fikri olduğunu bilmediğim ama BAYILDIĞIM, İYİ Kİ KULLANILMIŞ diye çığlıklar attığım ateşe ve onun verdiği ışığa sonsuz şükranlarımı sunarken, Demir gittikçe daha minnoş bir hal alıyor ve biz malum sonuca doğru giderken heyecandan göz kırpmayıp tırnaklarımızı yerken Selin’e basan sıcaklık 😀 yüzünden gülüyorduk. Anlıyoruz Selin, sakin diyeceğim ama Selin’in heyecanı her zaman bizimkine eşdeğer oldu şimdiye kadar. Hep yüksek hep coşkulu maşallah. Gözlerinin içi güle güle yakındı ateşin verdiği sıcaklıktan. 

Demir halinden memnun olmanın verdiği coollukla bi yandan bıyık altından gülüp, bir yandan da adeta kalbimizi delen bakışlar atmakla meşgulken, bir de sönmüş ateşe dair anısını anlatıp “sana bir şey olmadı di mi” sorusuna “yalnız uyanmam haricinde mi” diye cevap verince biraz dağlandık yalan yok. Her biri psikolojik ve duygusal anlamlar barındıran bu hikayeler bizi biraz daha üzecek gibi.

Demir usul usul ama gayet kararlı ve açık şekilde Selin’e iyice yaklaşınca bizim nabızlar yükseldi. Başımıza neyin geleceğini az çok biliyorduk tabi ama bu kadarını da beklemiyorduk be. Böyle güzelini, efsanesini. O nasıl sahneydi öyle. Profosyonel, sanatsal!

Demir’in Selin’den ayırmadığı ve insanı hiç aklında yokken bile aşık olmaya sürükleyebilecek güçteki bakışları, yutkunmaları iyi anlamda sabrımızı zorlarken, üstüne bir de yıldız meselesi eklendi. Değmeyin keyfimize! Bayılıyorum bu çiftin arasındaki özel şeylere. Hepsi çok güzel noktalara temas ediyor çünkü.

Selin, sonsuza kadar Demir’le yan yana olmak istediğini kanıtlar nitelikte, Demir’in sahiplenmek için can attığı yıldıza Demir Erendil adını verince, aralarındaki mesafe çoktan kapanmış, santimler ufalmıştı.

İkisi de o sihirli ana teslim olup dudakları ve elleri buluştuğunda, eşi benzeri gelmeyecek bir öpüşme sahnesine şahit olduk. Gözlerimizden kalpler çıka çıka izlerken, SelDem’in başlarına neler geleceğini hiç düşünmeden kapılıp gittikleri aşkın güzelliği hepimizi mest etti!

Büyülü an başlarken yükselen alevler mi dersiniz, yüz ifadeleri mi dersini artık bilmiyorum. Ne derseniz diyin, neye odaklanırsanız odaklanın. Her detayıyla muhteşem düşünülmüş, harika bir sahneydi. O an twitter’da atılan binlerce tweetten kaçının sahibi kalp krizinin eşiğinden döndü bilmiyorum. Bölüm bitip de yayınlandıktan sonra kaç kez övgü dolu yorumlarla paylaşıldığınıysa saymıyorum bile. 

Sona geldik.. Selin ve Demir’in sık sık çıkacağını bilsek de sonunda rayına oturan aşkının sevinci hepimizi sardı. Her bölüm olduğu gibi yine çok emek verilmiş bir bölüm ve çok başarılı bir ekibin işçiliğinin sonucunu izledik.👏 Furkan Andıç’a beden dili kullanımı konusunda milyonuncu kez takdir ve teşekkürlerimi sunarken, Her Yerde Sen’e de bize böyle zevkli bir dizi hazırladıkları için her zaman çabalarının karşılıklarını fazlasıyla almalarını diliyorum.💖

 

Daha nice güzel bölümlerde görüşmek dileğiyle..

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!