Eskimeyen Bir Film: “Şeytan Marka Giyer”

The Devil Wears Prada, moda aracılığıyla insanların toplumdaki rollerini eleştiren bir film.

Filmde gösterilen statüler cinsiyetçi ve insanları tipleştiren, belirli kalıplara sokan bir çizgide. Genel olarak güzel bir kadın, başarılı bir kadın nasıl olmalıdır sorusuna yoğunlaşılıyor film. Bu soruya cevaben iki karşıt örneğin çatışması filmin ilk sahnesinde başlıyor aslında. Bir yanda zayıf, bakımlı, marka giyinen ve özenle makyaj yapan kadınları izliyoruz. Diğer yanda ise ana karakterimiz Andy gayet günlük kıyafetler giyip hemen bir parlatıcı sürüp çıkıyor evden. Diğer kadınlar yediği yemeğin kalori hesabını yaparken Andy ıslak burger yiyor kahvaltı niyetine.

Aslında filmdeki karakterler hep çok uç kutuplarda. Andy moda dünyasının kalıplarını kabullenmiyor, gerçekçi biri olarak görüyor kendisini ve moda sektöründeki kadınları, marka giyinen ve makyaj yapan kadınları kendisinden aşağı görüyor. Asıl hedefi olan gazetecilik, bir moda dergisinde çalışmaktan daha gerçekçi ve ciddi onun için. Bu yüzden de iş görüşmesine, Runway bir magazin dergisi olduğu için, dergiyi hiç okumadan, derginin başında kimin olduğuna bile bakmadan gidiyor. Ancak Andy ne kadar oradaki insanları aşağı görüyorsa onlar da onu o kadar aşağı görüyor ve çatışma başlıyor.

Derginin editörü Miranda Priestly, Andy’i diğer kızlardan daha zeki olduğu için işe alıyor. Fakat Andy moda sektörüne ayak uydurup marka giyinene ve kendisine bakmaya başlayana kadar işinde ciddiye alınmıyor. Filmdeki karakterlerin tanımıyla “karanlık tarafa geçtiğinde” yani marka giyinmeye başladığındaysa kendisinden daha uzun süredir Miranda’nın asistanlığını yapan Emily’den daha üst bir konuma geliyor. Andy’nin bu yeni kişiliğine geçiş sürecindeyse en yakın arkadaşlarıyla ve sevgilisiyle arası açılıyor. Çünkü Andy hep dalga geçtiği zayıf ve moda delisi kızlardan birine dönüşüyor yavaş yavaş. Arkadaşları işini aşağılıyor, Andy’nin işine olan bağlılığını anlamıyorlar. Çünkü moda onlar için yeterince ciddi değil. Öte yandan Andy’nin iş yerindeki insanlar için moda dünyanın en önemli şeyi. Haftalarca yemek yemiyorlar, mutlu değiller ancak bunları umursamıyorlar bile.


Filmdeki bir diğer klişe cinsiyetçi aktarım Nigel karakteri. Nigel gay bir karakter ve moda sektöründe çalışıyor. Andy karakterimizin dönüşümünde ona akıl hocalığı yapıyor ve ona modanın ve Runway dergisinin aslında ne demek olduğunu öğretiyor.

Filmde her ne kadar kadın karakterlere göre daha az görünseler de erkek karakterler “bir kadın her zaman bir erkeğe muhtaçtır” düşüncesini destekler nitelikte. Andy, Nigel sayesinde yeni girdiği ortama uyum sağlayabiliyor, başka bir erkek karakter olan Christian sayesinde Miranda’nın zorlu işlerini halledebiliyor, sevgilisi ona bu iki uç dünyanın herhangi bir ucunda olmak zorunda olmadığını hatırlatıyor. Sevgilisiyle ayrıldıklarında hemen başka bir erkek karakterle birlikte oluyor, filmin sonunda iki dünya arasındaki yeni kişiliğini kabullendiğinde ise yine eski sevgilisiyle barışıyorlar.

şeytan marka giyer inceleme

Son olarak da filmdeki esas güçlü, güzel ve zeki kadının temsili olan Miranda karakterinden bahsetmek istiyorum. Film boyunca Miranda’nın işkolikliğini, başarılı konumunu izliyoruz. Soğuk, çalışanlarına karşı acımasız ama herkesin yerinde olmak isteyeceği bir karakter imajı sergiliyor. Kendisini savunmasız, makyajsız ve duygusal olarak gördüğümüz tek sahne ise kocasının kendisini terk ettiğini öğrendiğimiz sahne. Yani hayatındaki erkek gidince en başarılı kadın bile bocalıyor. Bu bocalamayıysa yine kendisini işe vererek savuşturuyor. Başarılı kişi acımasız ve bencil olmak zorundadır mesajını da yine Miranda aracılığıyla alıyoruz. Kendi işini elinde tutabilmek için yakın arkadaşı Nigel’ın iş fırsatını mahvediyor. Bu olaydan sonra da Andy işi bırakıyor çünkü başarılı olmak için kalpsiz bir insan olmanın gerekliliğine inanmıyor. Filmin sonunda modaya dair önyargılarını yıkmış bir Andy görüyoruz.

Gazeteci olma hayalini gerçekleştiriyor ancak bunu yaparken artık görünüşüne önem verdiğini izliyoruz. Aslında filmin sonundaki en önemli ayrıntı, Andy’nin başvurduğu gazeteye Miranda sayesinde alınması. Yanlış bulduğu yaşam şekli onun kişiliğini geliştiriyor ve sonunda istediği şeyleri elde etmesini, filmin başında en çok aşağıladığı ve saygı duymadığı kişi sağlıyor. İlk bakışta Andy’nin önyargıları doğruymuş ve modanın sahte dünyasından çıkınca her şey düzelmiş gibi dursa da Andy’i başarıya götüren şey tam da o dünya oluyor. Çünkü Andy her ne kadar gazeteci de olsa o dünyadaki insanlar gibi giyiniyor, onlarla empati kurabiliyor.