Doctor Who’nun Yayınlanmayan Hikayesi: ”SHADA” İncelemesi

Bugün Whovian’lar için ”ne izledik” değil de ”ne izleyemedik” diyeceğim. Yani bir dizi ya da film yorumu ile değil, bu kez bir kitap yorumu ile karşınızdayım. Ama bu herhangi bir kitap değil. Bir Doctor Who kitabı. Doctor Who’nun klasik döneminde 17. sezonun konusu olarak tasarlanan ve 6 bölüm olarak planlanan ama yayınlanma fırsatı bulamayan SHADA’yı yorumlayacağım.

SHADA dizinin bir sezonu olarak planlandığı için aslında bir Dougles Adams (Bir Otostopçu’nun Galaksi Rehberi’nin de yazarı) hikayesi, ancak kitabın yazarı Garerth Roberts. Garert Roberts, kitabın son sözünde bu hikayeyi kaleme almaktaki amacının; modern seri yayınlanırken dizi ile yeni tanışan genç hayranlara Doctor Who’nun en iyi yazarı olan Dougles Adams’ı tanıtmak olduğunu söylüyor. Modern serinin Dougles Adams tarafından yazılmamasından ötürü böyle bir karara varmış. Ama tabii biz Russel T Davies’in de hakkını yedirmeyiz. 🙂

SHADA yorumuna gelecek olursak, bu hikayeyi yorumlamalıyım dedim çünkü tüm Whovian’ların bu kitabı okuması gerektiğini ve kitaptan müthiş zevk alacaklarını düşünüyorum. Benim gibi görüp de sonra okurum diye erteleyenlere kitabı hatırlatmayı bir borç bildim diyebiliriz yani. 

Konusu

SHADA, dördüncü doktor ve onun zaman leydisi olan yol arkadaşı Romana’nın Cambridge Üniversitesi’ne gelmeleri ile başlıyor. Son rejenerasyonunda olan yaşlı bir zaman lordunun çağrısı ile kendilerini Cambridge’de bulan rengarenk atkılarından tanıdığımız dördüncü doktor ve Romana, Gallifrey’e ait çok tehlikeli bir kitabın profesörün kitaplığından çalındığını ve Skagra adında kötü bir uzaylının da bu ”kadim yasalar” kitabının peşinde olduğunu öğreniyorlar. Cambridge’de tanıştıkları iki öğrenci olan Chris ve Claire’in de aralarına katılmalarıyla, Doktor ve yol arkadaşları kendilerini kitaptan yola çıkıp, SHADA’ya kadar uzanan bir yolculuğun içinde buluyorlar.

Bu kitabı sıradan standalone bölüm hikayesi olmaktan çıkaran asıl unsur ise bana kalırsa çok fazla Gallifrey referansı ile karşılaşmamız olmuş. Modern seriyi izleyen Whovian’lar için, Gallifrey yok olmuş bir gezegen ve çoğunlukla bi sırdan ibaret. Çok fazla şey duyamıyoruz onun ve zaman lordlarının hakkında. Ama kitap Gallifrey’in hala var olduğu dönemde geçtiği için Doktor ve Romana, yardım için zaman lordlarını mı çağırsak diye düşünebiliyorlar mesela. Doktor’un, modern serideki o yalnızlığı burada söz konusu değil. Modern seride, son kalan zaman lordu olmamak için Master’a bile dört elle nasıl sarıldığını, ölmemesi için nasıl da ağladığını hatırlayın.

Zaman Lordları’nın Kadim Yasaları

SHADA’da ise Doktor kendisi gibi bir Zaman Lordu(leydisi) ile yolculuk ediyor. Gallifrey’e ait olan kayıp bir kitabın peşinde koşuyor ve istediğinde Gallifey’e haber uçurabilme lüksü var. Tabii bu durum için çok da ”lüks” denemez. Çünkü Zaman Lordları aslında çok da yardımsever bir ırk değil.  Kendilerine karşı bir tehdit algılarlarsa Skagra ile birlikte tüm Dünya’yı havaya uçurmaktan çekinmeyeceklerini biliyor Doktor ve Romana. Bu nedenle de onları çağırmıyorlar. Zaman Lordları özetlemek gerekirse kendilerini üstün görmeleri ile biliniyorlar ve o kayıp olan kadim yasalar kitabı sayesinde Zaman Lord’larına dair pek çok şey öğreniyoruz.

Bu arada Doktor’un yol arkadaşları demişken, modern seride de bir kere görme şansına eriştiğimiz K9 da bu kitapta Doktor’un yol arkadaşları arasında. Doktor, Romana ve K9 birlikte hareket ediyorlar.

Peki buraya kadar kaybolan bir kitaptan bahsettik ama SHADA’dan pek de söz etmedik. SHADA, neresi derseniz Gallifrey’in hapishanesi gibi bir yer olarak tanımlayabiliriz.

Harry Potter izlemiş olanlar için ise daha spesifik bir tanımlama yapacağım. Harry Potter’da Azkaban ne ise, Doctor Who evreninde de SHADA o. Romana’nın SHADA’nın adını duyar duymaz korkuyla ürpermesinden bu sonucu çıkarıyoruz. Skagra, bir amaç için bu SHADA’ya ulaşmak ve oradaki Salvayin adındaki bir suçluyu amaçları için kullanmak istiyor. Salvayin adını duymak ise yine Azkaban Tutsağı’nın başlarında Sirius Black‘in adını duymak gibi bir etki yaratıyor dersek aynı zamanda Potterhead olan Whovianlar beni daha iyi anlayacaktır. 

Kendimi Harry Potter referanslarına biraz fazla kaptırmış olabilirim ama bunun en büyük sebebi kitabın bana Harry Potter evrenini fazlaca anımsatmasıdır. Çünkü Doktor ve Romana, ikisi de Zaman Lordu oldukları için çocukluklarından ve okudukları okullardan fazlaca söz ediyorlar. Burada geçen ders adları da kendimi yarı Gallifrey’de hissediyorsam yarı da Hogwarts’da gibi hissetmeme neden oldu.

Neden Öneriyoruz?

Bu kitabı önermemdeki nedenlerden aslında yukarıda da söz ettim. Bunlardan ilki, modern seride var olmadığı için hakkında çok fazla şey öğrenemediğimiz Gallfirey’in var olduğu zamanlarda geçen bir hikaye Whovianlar için güzel bir deneyim olacaktır. 

Bunun yanı sıra, Dördüncü Doktor’un, David Tennant’ın Onuncu Doktor’una aşırı derecede benzeyen alaycı tavırları önemli bir sebepti benim için. Klasik serinin Doktorlarına yabancı olanların asla yadırgamayacağı bir hikaye SHADA.

Doktor’un tavırları, modern serideki Doktor’lar ile çok benzeşiyor ki dediğim gibi en çok da David Tennant canlandı gözümde. Sanki Tennant’ın ağzından dökülüyormuşcasına oturuyordu replikler. Hatta doğrudan bir Doktor kastedilmese de, son sözde kitaptaki Doktor’un, modern serideki doktorlar ile benzediği kitabın yazarı tarafından da belirtilmiş. 

Spoiler vermemek için bu kaybolan kitap neden bu kadar önemli ve tehlikeli? Salvayin kimdir? Skagra’nın amacı nedir? gibi konulara çok fazla girmiyorum. Sürekli bir temponun içinde devam eden kitap bu soruları bir bir çok güzel yanıtlıyor zaten.

Okumanız için bir sebep daha verecek olursak; bakıldığında diziye çekilmemiş sıradan bir standalone bölümle değil, gerçekten sağlam bir Doctor Who hikayesi ile karşılaşıyorsunuz.

Sözün özü; şiddetle tavsiye edilir.