Çığlık 6 İncelemesi: Ghostface New York’ta!

Korku sinemasının en kült filmlerinden biri olan Çığlık serisinin 6. filmi sinemalarda serinin hayranları ile buluşmaya devam ediyor. Özellikle 1996’da yayınlanan ilk Çığlık filmine tek kelime ile bayılan ve tüm seriyi tamamlamış bir hayran olarak ben de sinemadaki yerimi aldım.

Çığlık filmi özellikle 2011’den yani serinin 4. filminden itibaren artık 90’lar korku atmosferini de yitirmesi ile biraz sıradanlaşmış olsa da yine de kendini izlettirmeyi başarıyor. Asla tam olarak kopamıyorsunuz seriden. Bu filmde üstelik bir yenilik de katıp; Ghostface’in katliamlarını New York’a taşımışlar.

Bu zamana kadar Woodsboro’da geçen filmlerin aksine bu film New York’ta geçiyor. Bu sefer bir lise değil de üniversite kampüsüne konuk oluyoruz. Üstelik ilk defa bir Çığlık filminde Sidney Prescott karakterini göremiyoruz. Karakteri artık altıncı filmde emekliye ayırmaya karar vermiş olacaklar ki bu kez kurduğu aile ile mutlu mesut yaşayıp, Ghostface’in planlarından uzak durmayı seçiyor ve onu durdurmak için kendini New York’a kadar sürüklemiyor. Yaşadığı yerde ailesi ile gizlenmeyi seçiyor. Ancak Gale Weathers’imiz bu filmde de bizimle.

Scream 6, hikayesini beşinci filmin kaldığı yerin üzerinden inşa ediyor. Tek fark, hikayeyi New York’a taşıması. Amber ve Tara kardeşler, New York’a taşınmışlar. Yanlarında beşinci filmden tanıdığımız dostları ve yeni eklenen komşuları, arkadaşları ve aşkları da var. Ghostface’in ortaya çıkması ile kendimizi yine kime güveneceğimizi bilmediğimiz bir cadı avı içerisinde buluyoruz. Katil, herhangi biri olabilir. Çünkü her zaman en yakınlarındaki çıkıyor!

Bunu iyi bilen karakterlerimiz, Woodsboro kasabasından olmayanlara karşı kendilerini korumaya alıyorlar ama bir yandan da Woodsboro’da onca tramvayı yaşayan karakterler, değişmiş midir? Bir katile dönüşmüş müdür? Film bize bunu da sorgulatıyor. Özellikle de Amber üzerinden! Çünkü babasının orijinal ghostface Billy olmasının psikolojik etkilerini Amber üzerinde çok net görüyoruz.

Filmin, New York’a taşınmasının altını bir kez daha çizeceğim çünkü şehrin keşmekeşi, kalabalığı ve yoğun temposu Çığlık serisine yakışmış ve yeni bir soluk getirmiş. Kendinizi o gerilime, mekanlar ile de sonuna kadar kaptırıyorsunuz. Özellikle metro sahnesindeki o keşmekeş, gerilim dozunu doruklara taşıyan çok iyi bir sahneydi! İzleyenler ne demek istediğimi anlayacaktır… Yine benzer şekilde bu kez villa olmayan evlerden kaçarken yaşanan o yükseklik sorunu, apartmandan apartmana kovalamacalar, market baskınları… Özetle, bu kez kasabaya sığmayan film şehrin mekanlarından ve ambiyansından oldukça iyi beslenmiş!

Henüz izlemediyseniz, seanslar henüz devam ederken Çığlık 6’yı sinemada deneyimleyin deriz. Salondan memnun ayrılacaksınız. Şimdiden iyi seyirler…