Bir Bardak Su: Aitliğin Kabulü

Bir Bardak Su: Aitliğin Kabulü

Bir bardak su kaç anlam taşıyabilir? Bir çift için ne anlama gelir? İlişki dinamiklerinde yeri nedir?

Dizide birkaç bölüm özellikle Esme & Adil arasında geçen “bir bardak su” sahnesi dikkatimi çekti. Israrlı tekrarı ve yer aldığı ilişkilerdeki dinamikler bunun öylesine yazılmadığı düşündürttü bana. Kendimce üzerine biraz konuşmak istedim.

Esme yıllarca esir kalmış esir olduğunu bile fark etmeden. Annesinden ve babasından göremediği destek onu sevgiden yoksun da olsa Furtuna Konak’taki insanlara bağlamış. Onu uçurumdan atan babasına engel olup onu kurtaran Şerif’e, annesinden göremediği şefkati gördüğü Şirin’e minnet borcu taşımış boynunda.

Sevdasını yüreğinde taşıdığı Adil’in öfkesi gözünde büyümüş, dağ olmuş. Kendince Adil’in onun çaresizliğini göremeyişine, onu öylece bırakıp Şerif’e gittiğine inanışına kırılmış, öfkelenmiş. Bin yıllık düşmanlığın kucağına düşmüş böylece Adil Koçari ve Esme Furtuna.

Dikkatimi çeken ilk sahne 4. Bölümde. Esme kan bağı taşıdığı, öz kardeşi Sevcan’ın Eleni’yi denize atan zalim olduğunu öğrenmiş. Kendince hesabını kesmiş ama Koçari’nin adaletine teslim etmek istememiş. Bunun yerine kendini feda etmeyi seçmiş.

Koçari Konak’ta konuyu tartışırken Adil bir bardak su içtikten sonra bir bardak daha dolduruyor ve masanın başında duran Esme’nin tarafına bırakıyor. Ancak Esme suya hamle bile yapmıyor. Esme’nin gözünde Adil; ona düşmanlık güden, acısını görmeyen, beraber oldukları hatıraları yıkmak isteyen bir adam. Yıllardır içinde taşıdığı bir sevda olsa da bunu yüreğinin derinlerine gömmeyi başarıyor ve suyu kabul etmeyerek inkar ediyor aslında duygularını.

İkinci sahne ise 5. Bölümde. Esme bölüm içinde geçmişi, yaşadıklarını ve çevresindekileri sorgulamaya başlıyor, “uyanıyorum” diyor hatta. Kendine “gerçek” diye dayatılanları bir kenara koyuyor, kendine uygulanan manipülasyona karşı çıkıyor ve gönül gözünü açıyor.

Ya gerçekten öyle değilse?

Şerif’in Adil’in keçilerini zehirlemesiyle Esme masum canları kurtarabilmek için Koçari’ye desteğe gidiyor. Elinde değer verdiği şeyleri kaybetmek pahasına Adil’in kurduğu “Tek bir hayvanın canını intikam için ortaya koymayacağım!” cümlesi belki de 17 yaşındaki Adil’in hâlâ orada olduğunu düşündürttü, tam da “gerçek” bildiklerini sorguladığı bir dönemde Esme’ye.

Bütün gece mücadele ettikten sonra dinlenirlerken Adil’in uzattığı bir bardak suyu alıyor bu sefer Esme, hafif bir baş selamı vererek. Adil’in ona uzattığı bir bardak su Esme’ye ihtiyacı olan şeyi, yaşadığı yer ile ait olduğu yerin farklı olabileceğini hatırlatıyor. Bence Esme’nin içsel çözülmesine katkı sağlıyor bu sahne de.

Üçüncü sahne ise 9. Bölümde. Esme’nin Adil’den sakladığı, toprağa gömdüğü sır açığa çıkmış. Esme, Adil’in öfkesinden korkarken Adil’in merhametiyle karşılaşmış. Bu sefer de Esme bardak arıyor bir bardak su için Koçari Konak’ta, ama bardakların yerini bilmiyor. Yine Adil dolduruyor bardağı ve Adil’in doldurduğu bardaktan su içiyor Esme. Kalbi o eve ait olsa da hayatı henüz oraya ait değil. Ve Esme de bunun farkında. Ama o bir bardak suyu içerek o eve ait olmayı diliyor, arzuluyor ve bunu kabul ediyor.

Türk kültüründe suyun taşıdığı anlamlardan biri de “Arınma”. Esme sırlarından arınmış bir şekilde Adil’in karşısında 20 yılın ardından ve bunun hafifliğini tadıyor aslında.

Dördüncü sahne ise 15. Bölümde. Esme Şerif’in tuzaklarından kurtulduktan sonra “dakika beklemeden” boşanacağını söylüyor Adil’e. “Sonra buraya geleceğim. Oflandan bir bardak alacağım. Bir su içeceğim.” diyor. Bu açık bir kabulleniş ve aslında ait olduğum yere geleceğim demek. Bir yerde su içmek bir nevi orayı yurt kabul etmek gibi…

Türk kültüründe suyun bir diğer kullanımı da “sevgilinin özlemi” ile ilgili. Esme’nin burada kurduğu cümlelerle birleştirdiğimizde aslında 20 yıllık bir özlemin, susuzluğun son bulması gibi esaretinden kurtulup ait olduğu yere dönmesi Esme için.

BONUS SAHNE: ELENİ & HİCRAN

12. Bölümden bir sahne… Eleni, Hicran’ı biyolojik annesi olarak biliyor. Her ne kadar onu sevmese de yüreğindeki merhamet bazı anlarda baskın geliyor. Hicran “Kendime üzülmekten kızmak aklıma gelmedi.” diyor. Eleni Hicran’ın geçmişine de bugününe de öfkeli. Ancak “öz annesi” bildiği kadınla zayıf da olsa bir bağı olsun istiyor. Çünkü Eleni’nin de tıpkı Esme gibi ait olduğu yeri bulmaya ihtiyacı var. Bu noktada attığı ilk adım da sofrada onun bardağına da su eklemek oluyor.

Burada doldurulan o bir bardak su, “kabul etmeye çalışmak” anlamında aslında. Seni sevmeye çalışıyorum, bir bağımız olsun istiyorum demek…

Dizideki kullanımı, anlamı böyle midir bilemem ancak benim gözümde bu sahneler böyle canlandı. Umarım buraya kadar okuyan herkes keyif almıştır. Başka yorumlarda görüşmek dileğiyle….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!