11 sene, 22 film, tek hikaye. 

”There was an idea…” diyerek başlıyorum Avengers: Endgame yorumuma. 2008 yılında Iron Man filmi ile başlayan serinin, orijinal 6’lıyı içeren son filmine gedik. Tam 69 gün sonra Spiderman Far From Home vizyona girecek olsa da Avengers serisinin sonuna geldik. Kaybettiklerimiz de oldu, emekli olanlar da. Ki çizgiromanlardaki gibi Iron Man acaba emekli mi olur derken, böyle bir son hem içime oturdu hem de bir anlamda daha mı çok beğendim kararsızım. Çünkü öyle etkileyiciydi ki. Tony her zaman bu serinin bana göre en fedakar olanıydı ve kendisine yakışan fedakar bir son izledik her zamanki gibi. Özellikle de ilk filmde ”I’m Iron Man” diye başlayan hikayenin, yine Tony’nin ”I’m Iron Man” demesiyle sona ermesi.

Şimdi baştan başlayalım; filmin ilk sahnelerindeki beklenen Tony ve Steve yüzleşmesi gerçekleşti. Tony, uzun zamandır içimde biriktirdiklerimi söyledi ve #TeamIronMan’in sesi oldu resmen. Evet, Tony çok uzun zaman önce bunun geldiğini söylemişti, Dünya’ya bir zırh önermişti o zaman kimse onu dikkate almamış üstüne bir de suçlamışlardı. O yüzden şuan kimsenin konuşmaya hakkı yoktu gerçekten de. En çok da Cap’in. Beni bilen bilir, Cap’in Tony’e olan hatalarını zor affeden hatta affedemeyen biriyim. Tony’nin ”ben de senin arkadaşındım.” demesinden tutun da, şu ”Size söylemiştim.” konusundaki haklılığına kadar Tony yerine adeta benim kırıldığım o kadar sahne var ki. Tony, bunca zaman umursamaz olmakla, kibirle suçlanırken aslında hikayenin en fedakarı olması… Endgame’de bunu herkes bir kez daha görmüş oldu. Ama bana en çok da hemen hemen herkes mutlu sonuna kavuşurken, olanın Tony’e olması koydu. Herkesi döndürdüler, başardılar. Hatta Cap hem Bucky’e hem geçmişte Peggy’e bile kavuştu. Tamam o da mutlu olsun tabii, Tony de bunu isterdi ama neden olan Tony’e oldu diye insanın içine de oturuyor bir kabul edelim. Efsane bir sonu olsa da, bu fedakarlık ona çok yakışsa da, özellikle kızını düşündüğümde içim parçalanıyor. Pepper’ı düşününce ayrı üzülüyorum. Aslında Tony en şanslı olanlardandı başta. Hem kendisi hem de Pepper kurtulmuştu, kızları bile olmuş. Ama tabii Peter’ı asla unutamamış. Evlerinin mutfağında Peter’la ikisinin fotoğrafının olması ve Steve’ler 5 yıl sonra bir şans olabilir diye kapıyı çaldıklarında o fotoğrafı alıp bakması… Aynı akşam ”zamanda yolculuk” teorisini tamamlaması ve o şansın peşinden gitmesi. (Tabii kral, yine zekası ve yeteneğiyle de büyüledi. Ah şu adamı dinlemiyorsunuz ki!) Peter’ı ve diğerlerini kızından ve kendi ailesinden önce tuttu resmen. Bakın, bu beni ağlatır. Zaten Captain Marvel’la birlikte uzaydan ilk geldiğinde de ilk sözlerinin ”I lost the kid” olması içimi paramparça etti.

Tony’nin haklılığını milyon kez vurguladığıma göre film yorumuma devam edebilirim, nerede kalmıştık? Evet, zaman yolculuğundan biraz daha bahsedelim. Zaman yolculuğu Endgame filminde çok farklı ele alınmış. Mesela Nebula geçmişteki kendisini vuruyor ama zamandan silinmiyor? Bunu filmde çok güzel bir şekilde ele almışlar aslında. ”Bu zamana kadar izlediğimiz tüm zaman yolculuğu geçen dizi ve filmlerde böyle oluyordu geçmişi değiştirirsen gelecek değişmez mi?” dediler. Ama Bruce açıkladı, aslında öyle olmuyormuş. En azından Endgame’deki kuantum teorisine göre geçmiş ve gelecek aynı anda yaşanıyordu ve geleceğiniz, geçmişe gittiğinizde geçmişiniz haline geliyor. Aslında bu da mantıklı bir bakış açısı ve zaman yolculuğunu farklı bir açıdan izlemek de güzel oldu. Her fantastik konulu dizi ve filmde geçen bir şey zamanda yolculuk ve biz hep geçmişi değiştirmenin geleceği etkileyeceği teorisi üzerine izledik ama geçmişe gittiğinizde artık geleceğinizin sizin geçmişiniz olması da fena bir teori değildi bence ve güzeldi. Mesela, gelecekteki Thor geçmişteki Thor’un çekicini çaldığına geçmişteki Thor ne yapacak merak ediyoruz değil mi? 🙂 Thor demişken yeni “Lebowski” hali baya ters köşe oldu, iyi güldürdü. Dağılmış bir Thor beklerken beden olarak salmış bir Thor beklemiyordu kimse! 🙂 Saçlar da yeniden uzundu. 

Tabii zamanda yolculuk otomatik olarak birçok mantık hatasını da beraberinde getirebiliyor. Endgame de bu durumdan sıyrılmamış. Gerek zamanda yolculuk sahnelerinde gerek taşları toplama planlarında hayranların yakaladığı mantık hataları olsa da gözümde mükemmel bir final olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Karakterler ve bu hikaye ailemiz gibi olmuş bir kere. Zamanda yolculuk konusu bi ”Son” filmi için belki de en iyi seçenek olabilir çünkü bu sayede filmde adeta bir ”reunion” havası yaşadık. Bi’ örnek giyindikleri ve ne alaka diye eleştirilen kostümleri de meğer zamanda yolculuk kostümüymüş. 2012 New York savaşına gittiğimizde neredeyse çığlık atacaktım. Bir de 2012’deki Avengers filmine eklenen o kadar fazla sahne görmüş olduk ki bu bahaneyle. Aynı şey Asgard için de geçerli. Thor’u yeniden Asgard’da görmek ordaki ilave sahneler de çok etkileyici ve duygusaldı… Loki’yi de kıyısından köşesinden görmüş olduk bu bahaneyle. Loki, Thanos’un yok ettiklerinden olmadığı için geri de dönemedi. Yani bu filmde Tony ve Natasha’yı kaybettik ama aslında Infinty War’ı da düşünürsek bu listeye Loki de giriyor.

Geçmişte tüm filmleri yeniden görme hatta ilave sahnelerle izleme şansına eriştik resmen. Hele Captain America’nın sahnesi. ‘‘Hail Hydra!” izlerken tüm salonun gülmekten ve alkışlamaktan yıkıldığı ilk sahneydi, diğeri de tabii ki Cap’in, Thor’un çekicini kaldırdığı sahneydi!

Sonrasını zaten tahmin etmek güç değil. Herkesin birer birer döndüğü sahnelerde alkış kıyamet koptu, Tony’nin öldüğü sahnede salondan çıt çıkmadı. Ölüm sessizliğini yaşadık resmen. Sahne bittikten sonraysa burun çekme sesleri başladı… Peşine cenaze sahnesi geldi ki o da ayrı güzel bir ”reunion” niteliği taşıyordu. Cenazedeki çocuğu fark etmişsinizdir. Kendisi Iron Man 3’te Tony’nin yanında olan çocuktu. Tony’nin cenazesine gelmiş. Ağlamaktan nasıl içimiz çıkmasın bizim. Böyle efsanevi bir karakterdi Tony Stark. Peter’ın da babası gibiydi, kendi kızına ”3000” diyerek vedası… Ki Tony’i baba olarak izlemek çok güzel değil miydi? En azından bunu bize çok görmediğiniz için teşekkürler. Tony’nin kızı ile ilişkisine, her sahnelerine bayıldım. Ben de seni 3000 kez seviyorum be Tony!

Birkaç şey de Natasha için söylemek istiyorum. Serinin en unutulmaz karakterlerinden biri de oydu her zaman için. En güçlü, en kilit karakterlerden biriydi. Kendisini feda etmek için her şeyi yapması da yine Natasha’dan beklediğimiz bir şeydi. Black Widow filminin geçmişte geçeceği de belli olmuş oldu bu durumda. Benim içimi en çok acıtan detaylardan biri de Natasha’nın öldüğünü öğrenen Bruce’du. Benim en çok içime işleyen karakterler hep bir şekilde mutsuz bitti diyebilirim özetle. MCU’da iki ”ship”im bulunuyordu; biri Tony ve Pepper diğeri de Natasha ve Bruce ikisinin de sonu fedakarlıklar ve ölümlerle bitti.

Son olarak, Captain Marvel’ın başta Tony’i kurtaracağı teorisi tuttu ama sonrasında çok da rol almadı filmde sanki. Nick’i kaybolanlar arasında gördüğünde attığı bakış etkileyiciydi ama son sahnede Nick görünmüşken onların da bir sahnesi olsa fena olmazdı sanki. Neyse ki zamanda yolculuk sırasında olmasa da sonda savaş sahnelerinde gelmesi iyi oldu. Özellikle de eldiveni korurken kadınların Carol’un arkasını kollaması baya sağlam sahneydi. Yanlarında Natasha da olmalıydı dedirtti. Hatırlarsınız Infinity War’da da vardı böyle bir sahne.

Bu defalarca izlenesi filme nasıl veda edeceğim bilmiyorum ama yorumumu burada noktalıyorum. Spiderman Far From Home’da ve Agents of SHIELD’de Tony’nin adını yeniden duyacağımızı bilerek, oralardaki küçük göndermelere sevinmeyi bekliyor olacağım!

1 Yorum

  1. Kimse kusura bakmasın fakat nat in ölümüne bruce needeyse hiç üzülmedi fakat captain ağladı.yani gerçek bir ship varsa o da nat ve steve dir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz