tds_thumb_td_300x0
12 Numaralı Adam: “Yıllarını aynı takımda geçirmiş bir kaleci”

19 Ocak akşamı Brüksel’de, ilk defa bir Türk tiyatro oyununa gittim ve bu ilki Erkan Kolçak Köstendil’in yazdığı “12 Numaralı Adam” oyunuyla yaşadım.
Oyunun konusu;
“Yıllarını aynı takımda geçirmiş bir kaleci”

İki maç üst üste yediği hatalı goller nedeniyle yedek kalmış ve iki sene boyunca tekrar kaleye geçeceği günü bekleyen. Kader onu kalesine belki de hiç top gelmeyecek bir maçta tekrar kaleye geçirir…

Bu 90 dakika Halim’in ; geçmişini, yaşadıklarını, seçimlerini ve hayatı, seyirciyle beraber sorguladığı bir doksan dakikaya dönüşecektir…Erkan Kolçak Köstendil’den kalede kalma, aile olmak, yalnız kalmak, çizgilerin dışına çıkmak üzerine tek kişilik bir oyundur…

Konusu resmen bir futbol maçı gibi ilerledi 2 perdeli bir oyun. Oyun arasında dışarı çıktığımda bir iki kişiyle konuşma fırsatım oldu ve dediler ki “futboldan anlamadığıma rağmen oyun çok akıcı ve insan sürüklüyor”… Çok haklılardı. Sizede tavsiye ederim. 2019 yılı içerisinde Türkiye’de bir turne başlatacak ve siz sevgili okuyucularımız, fırsatınız olursa çekinmeden koşun!

Tiyatro ortamını hep çok samimi bulmuşumdur, saygı denen bir şey var, 200-300 kişilik bir seyirciye mikrofonsuz bir şekilde seslendi, ve herkes sustu onu dinledi, 90 dakika boyunca… kolay değil. Erkan Kolçak Köstendil, tiyatro ortamını samimi bulduğum kadar, samimi bir sanatçı. Gerçekten! Hiç pişman değilim, onu izlemek için 57 dakika gidiş 57 dakika geliş araba kulandım ve tekrar olsa tekrar yaparım.
Oyunun sonunda bilmem kaç defa ayağınıza sağlık hersey için teşekkürler dedi saymayı bıraktım.

Not olarak; Ofsaytı çok güzel bir şekilde anlatı… Hanımları alışveriş poşetleriyle Ofsayt nasıl anlatılır bilmek isterseniz, tek adres “12 Numaralı Adam” dır.

Yaşamayanlar Geliyor!

Merakla beklediğimiz “Yaşamayanlar” ilk Türk vampir dizisi olarak çok yakında BluTV sitesinde yayına girecek.


İnternet dizisi olarak yayına girecek olan Yaşamayanlar dizisinde oyuncu kadrosunda güçlü isimler yer alıyor;
Elçin Sangu, Birkan Sokullu, Kerem Bursin, Selma Ergeç, Efecan Şenolsun, Türkü Turan ve daha niceleri.
Yönetmenliğini Alphan Üşeli ve senaryosunu Şamil Yılmaz’ın üstlendiği bu çarpıcı dizide bir araya geldiler.


Dizinin hikayesi ise şöyle;
Dmitry (Kerem Bürsin) tarafından vampire dönüştürülen Mia (Elçin Sangu), İstanbula Dmitry’yi öldürmek ve insan olmak istediği için gelir. Mia’nın İstanbula dönüşüyse pek umduğu gibi geçmeyecek. Aşk ve nefretin, iyiliğin ve kötülüğün, yaşamla ölümün konu aldığı çarpıcı bir hikayenin tam ortasında olacak.


Bu hikayede insanlar ve vampirler birbirlerine büyük bir savaş açacaklar, peki Mia bu savaş başladığında hangi tarafta durmayı tercih edecek?
Bu sorunun cevabını çok yakında öğreneceğiz.


Dizinin başlamasını beklerken, sizleri yeni tanıtımı izlemeye davet ediyorum.

Yeni tanıtımın yanı sıra, dizinin ilk afişi de yayınlanmış bulunmakta, yorumlarınızı bekliyoruz.

Söz Sezon Finali: Ben mutlu sonları sevmem…

Geldik yine bir Ethem Özışık’ın sihirli parmaklarından yazılan bir sezon finaline. Nerden başlasam bilmiyorum o kadar ve o kadar duygulu sahneler var ki ama ila bir sahneden başlayacaksam kredimi bu bölümden değilde ben olarak flashback yapıp sizi ilk bölümün en cesur dediğim sahneye getireceğim. Hatırlarsanız, Sarı komutanımızın biricik sevgilisi Merve, bir Avm’nin önünde teröristler tarafından pusuya düşmüştü. O an saldırı olmuştu, ve ortada elinde bir kırmızı balon olan bir çocuk. Merve, bir sivil kadın olarak en büyük kahramanlığını yaptı, o çocuk kurşunların ortasında kalmış, ve ona birşey olmasın diye kendi canını hiçe sayıp o çocuğu korumak istedi, ve tam o anda patlayan bir canlı bomba.

Yavuz Karasunun kollarında, Bahar, ilk can çekişen sevdiği kadın değildi.

Bu bölüme yani 50.bölüme gelecek olucaksak, aslında kelimelere dökemeyeceğim kadar duyguluyum. Bir yandan her hafta 2 saat boyunca bir bölümünü izlediğim dizinin aslında gerçek hayata saatler boyunca günler boyunca canlarını hiçe sayıp vatanını korumak için savaşan askerlerimize gidiyor aklım. Burdanda askerlerimize allah yardımcı olsun, şehitlerimizin toprağı bol, mekanları cennet olsun, şehit ailelerinede allah sabır versin demeden geçmeyeyim. İçimde kalmasın.

Gecen hafta, Derman tarafından kaçırılan Bahar, Yavuz’a tam kavuştum diyecekti ki, Derman tarafından sırtından iki kurşun yiyerek, sevdiği adamın önünde acıdan diz çökmüştü.

Bu bölüm, başka bir Yavuz Karasu izledik. Kendini suçlayan, sevdiği kadınla evlenmiş olmasına pişman olan ama aslında eşini kaybetme korkusunun duygusunu en içten yaşayan, çaresiz bir Yavuz vardı karşımızda. Merve’den sonra Bahar.

‘Bir komutanın çaresizliği…’

“Bak yine gidiyor komutanım, gözümün önünde birini daha kaybediyorum. Merveyi yaktım, Baharı da kaybediyorum. Allah benim belamı versin. Merveyi koruyamadım, Baharı da koruyamadım, ben nerde hata yaptım komutanım, bilmiyorum.” bu sözlerdeki çaresizliği okudunuz mu? Peki sahnedeki o gözler, Erdem yarbaya sarılışı, Nazlı ve Su’ya boş bakışını gördünüz mü? İşte sevdiğini ikinci kez kaybetme korkusunu yaşayan birinin çaresizliği bu. Koskoca Asker, kaç kez ölümle burun buruna gelmiş, “VATAN” için diyip korkmadan çatışmaya girmiştir ama sevdiklerimiz olunca, şartlar değişiyor. Tabi bu mutsuzluk arasında gözümden kaçmayan Eylem-Fethinin daha da bağlanmaları birbirine, Nazlı’nın ve Ateşin artık korkusuz bir birine destek olma çabaları, ama bence bu bölümün en güzel haberi ise, Güler ablanın bebeğine hiç birşey olmamış olması.

Bir yandan “Ben hiç kimseyi sevmemeliyim, hiç kimseye aşık olmamalıyım” diyen çaresiz bir Sarı komutan diğer yandan “ Seni seviyorum Eylem, bugün varız yarın yokuz” diyen bir Fethi. Size soruyorum aşık olmak herşeyi göze almak, bir gün sevdiğini kaybetmek değil midir?

Bölüm ilerledikçe hem timin gerçekten birbirine bağlı olduğunu izledik diğer yandanda Dermanın köşeye sıkıştığını izledik.

‘Geride kalan hüzün…’

Bahar’ın ölüm haberi aniden geldi. Başında bekleyen Güler, Nazlı ve Su’ya kalmıştı bu kötü haberi vermek. Herkesin haberi oldu, herkes yıkıldı, çünkü Bahar çok cesur, işini seven ve bağlı olan bir kadındı, tek Yavuzun haberi yoktu çünkü o çoktan eşini sırtından vuran adamın peşine düşmüştü. Hiç kimse onu tutamadı.

Ateş ve Yavuz sahnesinde gözyaşlarımı yine tutamadım, ağladım. Kendi kendime sordum “gerçek timlerde böyle birbirine bağlı mıdır” diye. İnşallah öyledir, askerler birbirinin emanetidir değil mi?

‘İyilik kazandı…’

Bölüm ilerledikçe başını belaya sokan bir Yavuz ama son derece akılıca davrandığını gördük, kaç bölümdür timin yakalayamadığı Dermanı Yavuzun üzüntüsü kini yakalattırdı.

Erdem Yarbay, Eylem ve babası Ağahın çabalarına rağmen vazgeçmedi, belkide vazgeçicekti ama o anda baharın öldüğünü öğrendiğinde ipler koptu. Yavuz Dermanı gözünü kırpmadan öldürdü. Bence iyi oldu. Bu dünyada hep kötüler kazanmamalı bence. İntikam hırsı en akılı insanın bile aklını başından alır. Tamam dizi hayal ürünü ama bazen düşünüyorum sevdiklerimin başına, başkası tarafından, birşey gelirse nasıl davranırım. Düşündüklerimden bile korkuyorum.

‘İki mezar,iki kişi,biri toprakta diğeri kaçmakta…’

Yavuz sınır ötesinde birini öldürdüğü için hemen polis tarafından arandı ve dakikasına vuruldu. O vurulmakla, Bahar ise karaciğer yetmezliğiyle kaldı. İki aşık birbirine bu dünyada kavuşmadı bari öteki tarafta mutlu olsunlar diyorduk ki Yavuz çıktı ortaya. Meğer hepsi bir oyundu, tutuklanmasın diye babası onu ölü gösterdi. Oh ne güzel memleket, Yavuz ölmesin ama babası, Erdem ve Eylem hariç bunu kimse bilmesin. Bakın bunu da düşündüm hani sevdiğim biri ölü gösterilse ortaya çıktığında nasıl davranırım? Kızamam bence kimse kızamaz, tamam azıcık kızar ama fazla sürmez sonuçta ölmedi yaşıyor. Ama bunu bilenler ve bana söylemeyenleri bence affetmem kolay kolay… burdan da yakınlarıma sesleniyorum kulağınıza küpe olsun…

Yeni sezonda neler olucak tahmin edemiyorum. Poyraz Karayel 2.sezon finalinde Poyrazın mezara girişini, 3.sezonda dirilişini izlemiş insanlarız. Ethem Özışık bu, herşeyi yapar diyorum. Bahar kesin ölmedi, güvenlik önlemi amaçlı ölü gösterildi diyeceğim ama cenazesi yapıldı hani. Ölmediyse nasıl bağlanacak bilmiyorum hani neden böyle bir oyun oynandı falan derken 3 ay boyunca baya kafa yorucağız. Bir yandanda diyorum ya gerçekten öldüyse? Ters köşe aslında bizi ölmediğine inandırıp ama aslında gerçekten öldüyse düşünüyorum ama saniyesinde “başroller ölmez” diyorum. Ama Ethem Özışık bu farkını katmak için,  değil başrölü beni bile öldürür. Vay anam, yine mahvettin yaz tatilimizi Ethem hocam ama canın sağolsun, senden öğrendik değil mi tarihin yalnızca mutsuzları yazdığını…

 ‘Hoşçakal sarı komutan…’

Eylül’de görüşmek üzeri bütün ekip, emeklerinize, yüreklerinize sağlık, kamera önü kamera arkası, çaycısı temizlikçisi, iyi tatiller, eylülde görüşmek üzere ?

The Protector Kadrosuna Burçin Terzioğlu da Dahil Oldu!

Geçtiğimiz sene mart ayında ekranlara veda eden Poyraz Karayel dizisi ile birlikte Burçin Terzioğlu uzun bir tatile çıkmıştı. Onu bir çok dizide izleme fırsatımız olmuştu (Kadın İsterse, Fırtına, Ezel, Merhamet, Poyraz Karayel…). Yeni sezonda, dünyanın lideri olan Netflix platformunda yer almaya hazırlanıyor. Netflix’in ilk türk dizisi olan The Protector’e katıldı. Dizinin başrolünü Çağatay Ulusoy, Ayça Ayşin Turan, Hazar Ergüçlü, Okan Yalabık ve Mehmet kurtuluş paylaşıyor.

Senaryosunu İpek Gökdel üstlediği, hikayesini Atilla Ünsal ve Aşkım Özbek düzenlediği “Karakalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikayesi” kitabından esinlenerek kaleme alınınan dizi; zamanında kendisine emanet edilmiş gizli bir görevle İstanbul’u koruyacağını öğrenince alt üst olan Hakan’ın dünyasının macerasını anlatıyor.

“Diziye 2.sezonda katılacak olan Terzioğlu, Rüya karakterine hayat verecek. Rüya; sonsuz aşkı deneyimlemiş, özgür ve iradesi çok güçlü bir kadındır. Göz kamaştırıcı güzelliği ve gizemli havası ile etrafındakilerin başını döndürür. Tutkularının da korkularının da esiri değildir. Çevresindekileri idare etmeyi de yönetmeyi de iyi bilir. Bu derece etken olmasının nedeni, hayatı olduğu gibi kabul etmemesidir.”

Burçin Terzioğlu’nu çok özlemiştik, ekranlara çok yakışan bir oyuncu, yolu açık olsun, neizledik ekibi olarak merakla bekliyoruz.

Neslihan Karaboga

Kaynak: Ranini

Avlu 10. Bölüm Yorumu: Bir Avluya Kaç Ömür Sığar?

“Bir Avluya kaç ömür sığar?” Dedik, tam olarak kaç ömür sığar bilmeyiz, bilemeyiz ama Ecemin ömrü sığmadı… geçtiğimiz bölüm maalesef Deniz biricik kızını kaybetti. Ne Avlu’nun dışında ne Avlu’da kızını koruyabildi. Kızını koruyamadı diyebilir miyiz? Bence hayır, Deniz kızı için herşeyi yaptı, yada yaptığını düşündü ama rakibi çok güçlüydü. Bir annenin ve çocuğunun yeri hapishanede değil, evindedir. Ama hayat onları başka yerlere götürdü.

Denizin hapishaneye giriş sebebini biliyoruz, eşiyle kavga ederken, kızı annesinin babası tarafından dövülmesini kaldırmayıp babasını silahla yaralamıştı, kızı ceza almasın diye kendisi tetiği çektiğini iddia edip kendisi korumuştu kızını. Olaylar pek Denizin aleyhine işlemedi avlu’da ama yapacak bir şey yoktu kaderi böyleydi.

Annesi içerdeyken, Ecem’in en zayıf anında karşısına Alp çıktı, Kudret’in oğlu. Görünüşte çok iyi birine benziyordu da, Kudret gibi bir kadının nasıl dengeli bir oğlu olabilirdi ki? Aslında iyi biri olduğuna inandık, Eceme iyi geliyordu, inanmaya devam ettik, tabi Alp’in gerçek yüzünü gördüğümüz ana kadar. Alp aslında soğuk kanlı bir katil’di. Tabi bunu gören Ecem, hayatının nasıl bir döngüye girdiğini anlam veremedi…. Ne Annesinin ne de babasının haberi varken, Ecem Alp tarafında esir alındı. Haberdar olan tek kişi Kudretti, adamlarına talimat vermişti, artık Ecem ölmek zorundaydı, Alp’in büyük bir sırrına şahit olmuştu çünkü.

Kudret kaç kere denedi ama olmadı, Ecem hapishaneye girdi, orda da ölümle burun buruna geldi, ama kurtuldu. Tabi ölümünün sevdiği adam tarafından olacağını hiç tahmin etmezdi…

Avlu dizisi, Avustralyalı prisoners dizisinin uyarlaması, ben izlemedim şahsen zamanım olmadı, oyunculuklar, konu nasıl ilerliyor bilemiyorum ama Türk oyuncuların yabancı oyuncuları aratmadığı kafi.

Bir cezaevinde hep kötüler mi kazanır, iyiler hiç mi kazanmaz? Diye soruyorum hep kendime.. Deniz’in acımasız bir kadın olması için kızının ölmesi gerekir miydi? Kadının zaten ayyaş kocası tarafından hayatı zindan edilmiş, tek tutunduğu kızıydı neden onuda aldılar? Denizin artık tam anlamıyla tutunacak dalı kalmadı, onu artık yeni bir Deniz, acımasız bir kadın olarak göreceğiz, belkide kızının katilinin cezasını keserek gerçekten kendisi bir katil olacaktı.. peki kızının kanını yerde bırakmayan bir baba veya bir anne, katil olur mu? Bu soruyu hep sormuşumdur kendime. Allah kimseyi çocuğuyla sınamasın, çok başka bir acı…

Denizin bu değişimi, korkusuz dolu bakışlarından Kudret başta olmak üzere bence herkesin korkması lazım. Korksunda, başına gelecek her şeyi hak etti Kudret, onun yüzünden bir anne biricik evladını kaybetti, ayrı düştüler… Biri kalkıp Alp’e aynısını yapsaydı nasıl davranırdı çok merak ediyorum… Bir insan bu kadar hırslı, bu kadar acımasız nasıl olur aklım almıyor, hele bir kadın, bir anne, nasıl böyle birşey yapar başka bir anneye.. tam da Hakan (Denizin eşi) kendine gelmişken,  Eceme alkolü bırakıcağına dair söz vermişken, tam da kızıyla yeni bir bağ kurup yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyorken, kızının cansız bedenini öyle yerde uzanmış bir şekilde görmek bir babanın canını nasıl yakar onuda görmüş olduk.

Demet Evgar, pek beğenmediğim yada beğenmek istemediğim bir oyuncuydu, şahsen son bölüm ağzım açık izlerken buldum kendimi, elimde selpak ve gözlerim dolu dolu bir şekilde. Cidden çok iyi bir performans sergiledi, hele cezaevinin müdürünün ve gardiyanların kızının öldüğü haberini verirken sergilediği performans’a ben ciğerimi bıraktım. Adeta oynamakla kalmamış yaşamış.

Deniz karakterini kabul ederek, en iyi kadın oyuncular arasında yerini belli etti. Bence yürüyeceği daha uzun bir yol var, şu an daha yolun başında. Yolunda başarılar dilerim Demet…

 

Perşembe günü dizi sezon finaline girecek, fragmanda gördüğümüz gibi bambaşka bir Deniz karşımıza çıkıcak, sonumuz hayır olsun.

Haftaya görüşmek üzere,

Neslihan.K

 

 

error: Korunan İçerik!