Atiye 3. Sezon Genel Yorumu

Uyarı: Bu yazı SPOILER içerir.

Yerli fantastik-mistik dizimiz Atiye, yakın zamanda yeni sezonuyla Netflix’te yayınlandı. Bana kalırsa genel anlamda iyi bir sezondu ama elbette olumsuz yanları da vardı. Öncelikle, Selma Ergenç’in canlandırdığı Umut karakterini sevdim, çeşitli klişeler barındırsa da bence ilgi çekici, ya da en azından seyir zevki olmayan biri değil.

Sezonun bize büyük sürprizler yaptığı açık. Başta anlaşılmayan ama sonradan öğrendiğimiz zaman atlaması olsun, hikayenin en başta izlediğimiz ilk gerçeklikten devam ediyor oluşu olsun, ve tabii ki Ozan’ın annesi.. En önemlisi.

Atiye 3. Sezonda Selma Ergeç Sürprizi | Kadın Bakışı | Kadın Gözüyle Hayat
Umut

Madem paralel bir ömür izlemeyecektik, ikinci sezonda neden bu konuya girildi ve işlendi diye düşünmüş olabilirsiniz, şahsen ben de düşündüm. Bunun iki sebebi olabilir, dizinin her türlü konuyu tadımlık şekilde açmayı sevmesi ve “bakın bundan da geri kalmadık he, bahsettik” diye gösterip geçmesi ya da zamanın zaten doğrusal değil döngüsel olduğunun vurgulanıp, o başka boyutların aynı anda zaten yaşanıyor/yaşanabilir olmasını anlatma istekleri. Veya “işte öyle olsaydı böyle olurdu” gibi saçma bir kısım sonrası, tekrar ilk halinin daha iyi olduğuna karar vermiş olabilirler 😜 aradaki bağlantı sağlam değil çünkü, HENÜZ seyirciyi ikna edebilen bir açıklama yok.

Atiye ve Erhan’ın yaşadığı yer gerçekten şahane, izlerken mest oldum desem yeridir. Atiye’nin çalıştığı yer ve bazı diğer mekanlar da oldukça güzeldi, bu açıdan cidden içimiz açıldı. Ama, Erhan sanki arkeolog değil de, dünya üzerindeki bütün mit, efsane, tarihi bilgi ve kaynakları depolayabilen bir yapay zeka gibi geziyor, bu rahatsız edici. Sanki biz diziyi izliyoruz, o da bir yandan tur rehberliği yapıyor, hissiyat bu.

Atiye’nin dünyasına her ne kadar alışmış olsak da, bu meselelerden önceki hayatını bildiğimiz bir karakterin (Atiye) bir anda kitaptan okur gibi bazı cümleler söylemesi de dizinin kalitesini düşürüyor. Bunları boşverelim, çünkü yapaylık başlığı altında benzer şikayetlerim çok. Güzel kısımlara tekrar döneyim.

Atiye Aden kimdir? Lara Tonka kimdir? kaç kaşında, nereli?

Atiye’nin sabırla kızıyla kuracağı bağı beklemesinin sonuç vermesi, nihayet aralarında bir etkileşim olması duygusaldı, Ozan’ı pek sevmesem de, onun da Aden aracılığıyla yaşadığı karakter gelişimi güzeldi. Bağ demişken, önceki sezonlarda lafının geçtiğini bile hatırlamadığım Cansu ve annesi arasındaki kopukluğun biraz giderilmesi de sevindirici oldu.

Dizi, her zamanki gibi 534463546854 soru sordurtuyor ama birçoğunu cevaplamıyor. Yani o sürekli muhabbeti dönen “aradığımız cevaplar” hala aranmaya devam anlayacağınız..

Son olarak, o kadar metafizik şeylerin, doğaüstü olayların içinde, bizzat onca şey yaşarlarken Atiye’nin cinlere inanmamasına gümledim. Hepsine inanıyorsun, her şey mümkün diyorsun, ama cin duyunca ehehe. ?????? Senin bi yerlere dokununca sebep olduğun şeyler çok normal çünkü. Şaka gibi.

Melek Yılmaz

Dizide bazı sahneler çok eleseviyeydi ve Beren Saat’in oyunculuğu aynı eskisi gibi kötüydü, ne yazık ki. Özellikle Aden Ozan’ın ölümünü gördükten sonra dünyanın sonunu getirecek bir ayini yapmaya karar verdiğinde.😂 Büyük hayal kırıklığına uğradım. Vazgeçirmeye çalışırken söylediği şeyler, ondan ziyade söyleme şekli. Ne bileyim, tuhaf. Beğenenleri anlamakta güçlük çekiyorum.

Kehanet gerçekleşirken Atiye’nin kızını korumak için üstüne kapanmasını bekliyordum ve beklediğim gibi de oldu. Geçmişteki gibi ona zarar veremeyeceği zaten belliydi, tüm gidişat boyunca neredeyse açıkça söylenmişti. Sezonun sonunu etkileyici bulmadım ama güzeldi. Dizi zaten fikir olarak hep ilginç, cazipti ama gerektiği kadar iyi işlenemedi malesef. Çok çok daha iyi sunulabilirdi, etkisi de artardı öyle olsaydı. Yine de emeklere sağlık diyorum. ☘