Uzak Şehir’e Yakın Bakış
Geçtiğimiz sezonun reyting rekortmenlerinden Uzak Şehir’in yeni sezon tanıtımları geldi, ve gelmesiyle ortalığı kasıp kavurdu. Cihal’in kavuşmasına çıldıranlar, malum mezarlık sahnesini eleştiri yağmuruna tutanlar, hatta ve hatta 5 saniye repliğinden sonra çiftimize, özellikle de Alya’ya sövüp sayanlar… Bugün hepsini konuşacağız. Günlerdir fırsat kolluyorum bu yazı için, nihayet bulabildim. Ortada bazı yanlışlar ve haksızlıklar var çünkü. Diziyi ve çifti hem seven hem de nefret eden herkesten bu yazıyı önyargısız okumalarını rica ediyorum.
Öncelikle en kritik yerden başlayalım. Alya’dan duyduğumuz “seni ilk gördüğümde içimde bir şeyler aktı” repliğinin iyi bir yazım olduğunu asla düşünmüyorum. Dolayısıyla izleyicilerin de ilk karşılaşmalarından kesitler paylaşıp “demek burada böyleymiş, demek şu an bilmem ne, yok şu bakış” falan yazmaları zorlama bir anlam çıkarımı. Senaryo ekibi neden böyle tercih etti bilinmez ama Alya’nın ilk görüşte Cihan’dan etkilendiği falan yok. Alya Albora Mardin’ geldiğinde kocasının acısını yaşayan, mesafeli, öfkeli bir kadındı. Tanıştıkları andan itibaren de uzunca bir süre Cihan’a karşı hissettiği en yoğun duygu tiksintiydi. Yaşam tarzlarını, aile hayatlarını, hiçbir şeyi kabul etmedi bu kadın, onca isyanın onca savaşın arasında ne hoşlanması ne sevgisi.
Hem sözlerinden, davranışlarından, hem de -sevgili Sinem Ünsal’ın gerçekçi oyunculuğu sayesinde- mimiklerinden gayet net anlıyorduk bunu. Cihan’ın yumuşak yanlarını gördükçe, fedakarlıklarını anladıkça, merhametine şahit oldukça nefreti azaldı. Kaldı ki Alya’nın nasıl bir anne olduğunu hepimiz biliyoruz. Oğluyla arasına giren, onu oğlu olmadan göndermeye çalışan bi adamı bu kadın nasıl sevsin? Keşke o “5 saniye yeterli” repliği Cihal’in başka anları referans gösterilerek söylenseydi. Çünkü Alya’nın Cihan’a içinin gittiği çok anlar oldu daha sonra ve gerçekten de birkaç saniyelerdi…
Dikkatinizi çekerim daha sonra diyorum. Cihan’a kusacak gibi baktığı anlarda değil, çığlık atıp ağlayarak kendini yere attığı anlarda değil, yüzüne tükürür gibi konuştuğu anlarda değil, hele ilk görüştüklerinde HİÇ DEĞİL. Tamamen zaman içinde gelişen hisler bunlar ve bunu sırf çifti ya da oyuncuları sevdiğim için söylemiyorum. Dizinin her bölümünü izleyen sıradan bir insan olarak, sürece şahit oldum. Ortalama bir zekanın da bunu ayırt edebileceği açık, herkes denerse başarabilir. 🙂 Bu konuyla alakalı biraz mantıklı bulduğum tek bakış açısı var, onu da aşağıya bırakıyor ve tweet sahibine teşekkür ediyorum.
Alya karakterinin linç yemesini anlıyorum. Kim olsa o replikten sonra “kocasının cenazesinde kaynından etkilenmiş kadın” diye düşünebilir, hele de diziyi halihazırda sevmiyor bilmiyor ve önyargı duyuyorsa.. Burada suç sahneyi öyle yazanların malesef. Ben çifti aşırı seven biri olmama rağmen bu cümleyi kabul etmiyor ve yanlış buluyorum, izlediğimiz şey bu değil ve Alya’dan bunu duymak da hoşuma gitmedi.
Bir diğer mesele, Alya Boran’ı kalbinden atalı çok zaman oldu. Onu hala sevdiği, özlediği günler geçirdi konağa ilk geldiğinde ama ne zaman ki o mezara gidip alyansını çıkardı, o zaman bitirdi aslında bağlılığını. O bir vedaydı. Her şeye rağmen yanlış dersiniz, kabul etmezsiniz anlarım. Tabii ki kimse bu hikayeyi makul bulmak zorunda değil. Ama elimizde olan şey sanıldığı gibi değil, onu anlatmaya çalışıyorum. Mecbur kaldıkları bir hayatın içine düşen iki insanın, direnmelerine rağmen en nihayetinde hislerine karşı koyamayışı aslında.
Son olarak, birinin abisi, birinin eski eşi. Mezarına gidip bi açıklama yapmayı kendilerine borç bilmeleri çok da tuhaf değil. Sırtına “Alya’yla evlen” yükü yüklendiğinde Cihan’ın neler yaşadığını biliyoruz. Böyle olmasını en başta o istemedi. Boran vasiyet ettiği için mecbur kaldığı bir evliliğin içine düştü. Bu uğurda şirret annesinin kahrını çekti, başta açıklayamadığı için Alya’nın hakaretlerine maruz kaldı. Hatta bu da ilk görüşte aşk olmadığının kanıtıdır, bu gerçeği onların yüzüne vurup olmaz, nasıl düşünürsünüz diye yırtınan Alya’ydı. Yani esasında Başta Cihan da istemedi, Alya da. İkisi de bunu linç eden tayfanın umduğu şekilde çirkin buldu zaten, çok ideal olduğunu düşünmedi kimse. Yakıştırmadılar kendilerine. O yüzden bu kadar uzun sürdü bir araya gelmeleri. Sonra olanlar oldu..
Önce hisleri değişen Cihan’dı, çok uzun süre inkar etti, daha sonra kabullenme evresine geçti. Alya onun kadar direnmedi, birkaç sorgulamadan sonra tepetaklak yuvarlandı ve bunu saklamadı da garibim. 😂 Uzunca bi süre ağamızın iç savaşlarının bitmesini bekledik ki beklememiz de gerekiyordu zaten. Onun için hiç kolay olmayan bir süreçti bu, geçiştirilmesini istemezdim. En son dayanamayacak noktaya geldiğinde, Alya tamamen hayatından çıkmak üzereyken itiraf etti hislerini zaten.
Her neyse, konu çok dağılmasın. Dizinin ne kadarı gerçekçi, ne kadarı insani, ne kadarı keyifli, çiftin ilişkisinin nereden gelip nasıl ilerlediği, bunların heeepsini daha sonra yine irdeleriz. Alya ve Cihan’ın bu kadar sevilmesinde en çok emeği geçen harika oyunculuklarıyla bizi seyir zevkinden delirten güzel partnerlerimize sevgilerimi ileterek bunu burada bitirmek istiyorum. Hoşçakalın.


