The Crown 3. Sezon İncelemesi: Yeni Dönemi Nasıl bulduk?

Netflix‘in en çok izlenen ve en kaliteli içeriklerinden biri olan, İngiltere Kraliyet ailesinin yaşamına odaklanan The Crown dizisi Kasım ayının sonunda 3. sezonu ile döndü. Üçüncü sezonu beklerken dizinin hayranları ikiye bölünmüş haldeydi. Üçüncü sezonun sonunda da bu durum hala güncelliğini koruyor gibi. Sezon genel olarak beğenilmiş de olsa yeni döneme ve yeni kadroya alışma durumu izleyici ikiye bölmüş durumda. 

Biz, yeni kadroyu benimseyenler arasındayız. Claire Foy ve Matt Smith başta olmak üzere ilk kadro iki sezon boyunca harikalar yaratmış olsa da, şuan diziye dahil olan oyunculardan biri OSCAR ödüllü Olivia Colman diğeri ise Helena Bonham Carter. (İkisi de bu sezonki Golden Globe adaylığını da kapmış durumdalar bu arada. Kendi adıma özellikle ”En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde oyum kesinlikle Helena’nın!)

Bu nedenle yorumuma da Margaret’ten başlıyorum izninizle. Çünkü sezonun yıldızı bana göre Helena’nın Margaret’iydi. Margaret’i ilk iki sezonda da içten içe anlardım, onun için üzülürdüm ve severdim ama Helena’nın Margaret’i için tek kelimeyle muazzam diyebiliyorum. Tüm duyguları öyle bir yaşattı ki sadece üzülmedim yeri geldi o perişanlığını sonuna kadar hissettim. Yeri geldi sarkastik tavırlarını ”my queen” diye destekledim neredeyse ekran karşısında alkış tutacaktım. Zekasına ve tüm o hüznüne rağmen eğlenmeyi bildiğinin her halinden belli olduğu neşeli ve etkileyici tavırlarına her sahnesinde hayran kaldım. Amerika ziyareti ve Başkan’ı etkilediği bölüm mesela, tam anlamıyla şölen gibiydi!

Elizabeth ile ilgili en etkilendiğim bölüm ise Aberfan felaketinin işlendiği bölümdü. İzlediğim en etkileyici The Crown bölümlerindendi. Olayın gerçeğini araştırmaya elim gitmedi bile diyebilirim üzüntüden. Bölüm boyunca Elizabeth’in soğuk tavırları ise sinir olmama neden oldu. Ama bölüm sonunda hiçbir şeye ağlayamadığını, kendisinde bir sorun olduğunu ve kişiliğini böyle tarif etmesi de ilginçti. Sonunda tüm bu ‘ağlayamama’ durumuna rağmen çocukların anısına söylenen şarkıyı dinlerken onun da ağlaması sahnenin etkileyiciliğini artırdı. bölüm sonunda verilen bilgilerde de gördük ki Kraliçe, Aberfan’ı  zamanında ziyaret etmediği için çok pişman olmuş ve sonrasında sık sık ziyarette bulunmuş ve o aileler ile en çok görüşen devlet büyüğü olmuş.

”Benim Bir Sesim var!”

Sezonun en etkileyici repliği bana kalırsa buydu. Hatta en etkileyici diyaloğu da diyebiliriz:

Charles: Benim bir sesim var.

Elizabeth: Kimse duymak istemiyor!

Üstelik sesini ne İngiltere ne de ailede birisi duymak istiyora kadar getirdi bu durumu Elizabeth. Charles, çocukluğundan beri veliaht olduğu için ona göre yetiştirilmiş. Veliaht olduğu için yapması gereken zorunluluklardan arta kalanlarda ise babasının boyunduruğu altına girmiş. Çünkü özellikle ilk iki sezon görmüştü ki Philip ile Elizabeth arasında da çocuklar ile ilgili bir güç savaşı vardı. Çocukları üzerinde söz sahibi olamayan Philip, bulduğu her boşluğu kendi istediği gibi doldurarak Charles’a yaşam alanı hiç tanımamış.

3. sezonda Charles’ın gençliğini izlemeye başlıyoruz ve bu durum çok daha belirgin bir hal alıyor. Tabii gençliğine geliyor dediysek Diana ile tanışmasına daha bir sezon var. O gelecek sezonun konusu! Bu sezon öncelikle şimdiki eşi Camilla ile tanışıyor. Camilla ile birbirlerine aşıklar ancak Camilla, Kraliyet tarafından benimsenmiyor ve uzaklaştırılıyor. Ancak Charles ve Camilla’nın birlikteliğinden etkilenmemek mümkün değildi. Soundtracklerle de desteklenmiş, çok etkileyici sahneler izleyip durduk… Yani; Prenses Diana’yı çok sevenleri bile ikiye bölen bir sezon izledik. Birçoğu Charles’tan nefret ediyor olsalar da dizide izlerken ona üzülmekten de geri duramadılar.

Her bölümün neredeyse bir yıla tekabül ettiği hızlı bir sezon izledik. Her bölüm yine telefonların ve bilgisayarların arka planında olayların gerçeğini araştırdığımız sayfalar açılıp durdu. 🙂 

Siz de bizim gibi yeni kadroya da hemen alıştınız mı yoksa eski kadroyu hala özlüyor musunuz bilmiyorum ama iki durumda da üçüncü sezonu beğendiğinizi farz ediyoruz. Yorumlara ve sezona gelen puanlara bakılırsa sezon genel anlamda seyirciyi memnun etti. Yeni sezon hevesle bekleniyor. Peki siz 3. sezonu nasıl buldunuz yorumunuzu aşağıya bırakabilirsiniz! Sevgiler!