Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu | Film Yorumu

Adını sıkça “Ayla ve Müslüm’ün yapımcısı” şeklinde duymaya alışık olduğumuz Mustafa Uslu’nun yeni filmi, dünya spor tarihinin en efsane isimlerinden halterci Naim Süleymanoğlu’nun hayatını konu alan Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu filmi yakın zamanda vizyona girdi ve girmesiyle birlikte, izleyiciden övgüler almaya başladı.  

Hayat Van Eck‘in başrolü olduğu filmde, Naim Süleymanoğlu’nun 47 dünya rekoru, 7 dünya rekoru, 3 olimpiyat madalyası, 6 Avrupa şampiyonluğu gibi saymakla bitmeyen muazzam başarıları anlatılıyor. Dudak uçuklatan bu spor mucizelerinin yalnızca elde edilmesi değil, neden hedeflendiği, ne şartlarda çalışıldığı ve başarıldığı ise asıl odak noktamız. Şimdi gelelim yorum kısmına.

DİKKAT: YAZININ BUNDAN SONRAKİ KISMINDA FİLME DAİR BOLCA DETAYA YER VERİLMİŞTİR. SPOILER ALMAK İSTEMEYEN OKUYUCALARIN BİLGİSİNE.

Yaklaşık iki buçuk saat süren filmde olabildiğince, önemli noktalara değinilmeye çalışılmış. Kimi zaman bazı sahneler fazla kısa gelmesine rağmen, sonuca bağlama noktasında tercih edilen bir ilerleme şekli olduğunu görüyoruz. Oyuncu kadrosu gerçekten güzel, tamamlayıcı olmuş. Filmde inanılmaz bir emek olduğu ise çok açık. Görsellik önemsenmiş ve dekora da dikkat edilmiş.

Bir iki sahnede beklediğimden daha farklı şeylerle karşılaştım. Örneğin Naim’in onu kaçırmak isteyen adamla konuştuğu sahnede vefat eden insanların adlarını saydığı an biraz tuhaf geldi. Sesin kullanılma şekli veya sonrasındaki harekete geçiş anından kaynaklı olabilir. Turgut Özal’ın Naim’in dönüş isteğini öğrendiği an da sönük kalmış gibiydi. Bu denli mühim bir konuda çok daha yüksek, güçlü bir tepki ummuştum sanırım.

Ayrıca, yarışma anlarında gerek seyirci, gerekse spikerlerin sesi de çok yetersizdi. Sıradan bir futbol maçında gol pozisyonu olduğunda bile, apartmanlardan daha çok ses geliyor. Bu durum hesaba katılsa hoş olurmuş. Net bir şekilde o anlarda çoşkuyu katlardı çünkü.

Filme fiziken inanılmaz iyi hazırlanılmış, sayısız kere tebrik edilse yeridir. Naim’in hastalık sahneleri de son derece başarılıydı. Özellikle dizlerinin titrediği anın gerçekliği..

Duygusu yüksek sahnelerin varlığından bahsedebiliriz. Özellikle bir iki sahnede gözyaşlarına hakim olabilen insan sayısı muhtemelen çok azdır. Aşağıda fotoğrafı bulunan sahnenin verdiği his mesela, paha biçilemez.

Şarkı seçimleri gayet iyiydi ancak, bazı sahnelerde diyalogların duyulmasını engellemiş ne yazık ki. 

Filmin, tarihe dair bize söylediği şeyler çok çok kıymetli. Yalnızca bizi ve bizim ülkemizi değil, tüm dünyayı ilgilendiren mevzuların işlenmiş olması çok güzel. Yapılan fedakarlıkların, alınan risklerin, inancın, azmin gösterilmesi çok güzel. Naim’in hikayesi bizler için elbette son derece üzücü ancak, kendi seçtiği bu yolun anlatımına şahit olurken yaşattığı gurur da kesinlikle inkar edilemez. Kelimenin tam anlamıyla bir “efsane” olan bu adam daha çook uzun yıllar konuşulmayı hak ediyor ki zaten yarattığı etkiyle, tıpkı onun da istediği gibi unutulması mümkün değil. 

Çok güzel detaylar barındıran, insanı duygudan duyguya sürükleyen bu film, vermek istediği mesajla gerçekten takdir edilesi olmuş. Benim şahsi puanım 7, güncel imdb’si ise 8.8. Kamera önü ve arkasındaki herkesin emeğine sağlık.

Görüşmek üzere.