Crisis on Infinite Earths Part 3 İncelemesi: The Flash

Kriz’in üçüncü kısmında, işlerin çok ama çok daha fazla kızıştığına şahit olduk.

Bütün dünyalar yok oldu. Hepsi! Bu zamana kadar izlediğimiz, sevdiğimiz herkes artık tozdan bile ibaret değil. Bütün varlıkları, geçmişleri ve gelecekleri ile birlikte yok oldular. Sanki hiç var olmamış gibi…

Bölümün başından incelemeye başlayalım. Yine ortak bölümler bizi geçmişe götürüp duygusallaştırmayı başardı. Bölümün başında gördüğümüz karakter, 2002-2003 yapımı Birds of Pray (Yırtıcı Kuşlar) dizisindeki Huntress, konuştuğu kişi de Oracle’dı. Yeni Gotham’da Batman’in yokluğunda şehri koruyan isimler kendileri. Dünya-203 ile birlikte onlar da yok oldu.

Diğer yandan kahramanlarımız Paragon dedektörü sayesinde, geriye kalan 3 Paragonu buldular.

  • Umut Paragonu- Supergirl
  • Cesaret Paragonu- Batwoman
  • Kader Paragonu- White Canary
  • Gerçek Paragonu- Superman (2006)
  • Aşk Paragonu – The Flash
  • İnsanlık Paragonu – Dr.Ryan Choi
  • Onur Paragonu – Martian Manhunter

Ve böylelikle Paragonlarımız tamamlanmış oluyor. Peki bütün bunlar yaşanırken kulaklarınız benim çığlığımı duymuş muydu? Belki de o an aynı serzenişte bulunduk. Yedi Paragondan bir tanesi nasıl Oliver Queen olmaz? Yahu bu adam size ne etti? O da Paragon olmayacaksa bitirin şu diziyi artık!

Adamı öldürdünüz yetmedi, adamı araftan almaya gittiler bari geri getirseydiniz. Durdular durdular Spectre karakterini ortaya çıkardılar. Bilmeyenler için söyleyelim. Spectre aslında bir ruh, ve kendi fedakarlıklarını yapmış bedenlerin içine girerek, kötü olan canlıları cezalandırmak için inanılmaz derecede güce sahip ilahi güçlerini kullanan kozmik bir varlık. Sıranın Oliver’da olduğunu söylediğinde ise büyük ihtimal Anti Monitor ile yürütülen bu savaşta ona ihtiyaç olduğunu söylemeye çalıştı. Sadece dünyada değil… Ve Oliver’da kabul etti. Yani anlayacağınız, Anti-Monitor’ün sonunu bu gidişle Oliver getirecek.

Geri dönememesi gerçekten çok üzücü. Ama bakıldığında, yedi paragon dışındaki herkes öldü. Bir şekilde geri gelmeleri gerekiyor öyle değil mi? Bunu yaparken Flash’ın ölmeyeceğini anladık. Tabi ki de tahminlerimiz doğru çıktı. Monitor hangi Flash’ın öleceğini söylememişti. Ve yine 90’ların dizi dünyasının Flash’ı, Dünya -90’daki Barry Allen, kendini çoklu evrene feda etti.

Krize o kadar çok karakter dahil oldu ki, bir noktada bölüm oldukça kafa karıştırıcı oldu. Belirli karakterler dışında diğerlerinin ölmesi bu açıdan iyi ama tamamen gittiklerini düşündüğümde ise kendimi çok kötü hissettim. Şu an bütün evrenler boş geriye kalan sadece yedi kişi. Üstelik bunlardan bir tanesi Lex Luther!

Sen ne ara gittin de kitabı aldın, yetmedi değiştirdin! E şimdi yedi paragondan bir tanesi yok oldu. Ne olacak? Bu bir çok şeyi değiştirecek ya da Gerçek Paragonu olarak Oliver karşılarına çıkacak. Bilmiyorum buradan sonrası çok karışık.

Geçtiğimiz bölüm yorumlarında Harbinger’ın kilit karakter olduğunu söylemiştim. Anti-Monitor’un Harbinger’ı onun isteği dışında yanına çekerek, onun şekline bürünmesi, ekip için çok kötü oldu. Monitor’ü resmen yendi! Pariah olmasa o yedisi de kurtulamayacaktı ya neyse… Çok güzel planmış Monitor. Ayakta alkışlıyorum seni.

Bölümün en güzel yanı, sanırım Lucifer’i ortak bölümlerde görmüş olmamızdı. Dedikodular, sonradan doğrulanan haberler vardı fakat gözlerimizle görmeden inanamazdık. Henüz Lucifer izlemedim ama kesinlikle listemde. Ve kesinlikle söylemeliyim ki, Constantine ile Lucifer’in ortak bir bölümü izlenmeye değer!

Lucifer ve Constantine dışında, Supergirl vs Batwoman konulu, aşırı aksiyonlu bir ortak bölüm izlemek de oldukça güzel olurdu. Küçücük bir iddialaşma bile bu kadar heyecan yaratıyorsa, savaştıklarını ve sonunda tabi ki doğru yolu bulup barıştıklarını görmek çok daha heyecanlı olurdu.

İşte ortak bölümlerin kötü tarafı, 4. ve 5. kısımlar için 14 Ocak’ı beklemek zorunda oluşumuz. Oldukça kritik ve heyecanlı bir noktada bitti. Üstelik bu yeni bölüm Arrow’da yaşanacak ama Arrow’dan karakter kalmadı. İnanılır gibi değil!

Bir ay çok uzun bir süre, geriye kalan son iki kısmın buna değeceğini umuyorum!