Atiye 1. Sezon İncelemesi: ”Kimsin Sen?”

27 Aralık’ta ilk sezonu ile Netflix’te yayınlanan Atiye dizisinin tüm sezonunu bizim gibi bir günde bitirenler burada mı? Öyleyse yorumumuza başlayalım. 

Öncelikle, Atiye ikinci Türk yapımı Netflix dizimiz. The Protector’dan ötürü ön yargınız varsa kesinlikle Atiye’ye de bir şans verin derim. Tür olarak aynı kulvarda görünselerde pek çok açıdan Atiye, The Protector’dan birkaç gömlek üstün bir iş olmuş. Başka bir deyişle Muhafız, Atiye’nin yanında çocuk dizisi gibi kaldı. 🙂 

Atiye’nin ilk sezonu 8 bölümden oluşuyor. Başrollerini Beren Saat, Mehmet Günsür, Metin Akdülger ve MElisa Şenolsun’un paylaştığı dizinin kadrosunda Başak Köklükaya, Meral Çetinkaya, Tim Seyfi ve Civan Canova gibi güçlü yardımcı oyuncular da yer alıyor. Özellikle de Başak Köklükaya bana göre oyunculuğu ile dizinin gizli kahramanlarındandı. Kendisini izlemeyi epey özlemişiz. Bilmeyenler için, Atiye dizisi bir kitap uyarlaması. Dizi, Şengül Boybaş’ın ilk kitabı olan Dünyanın Uyanışı’ndan uyarlama. Dizinin senarist koltuğunda ise 2016 yılında Vatanım Sensin’in ilk sezonunu kaleme alan Nuran Evren Şit dikkat çeken isimlerden biri oldu. 

Tüm bu genel bilgilerden sonra artık dizi hakkındaki spoilersız yorumlarımızı belirtebiliriz. Öncelikle diziyi son derece başarılı ve kaliteli bulduğumu söyleyebilirim. Bunda oyunculukların da payı büyüktü. Fantastik hikayelere yerli yapımlarda aşina olmadığımızdan hep bir ‘özenti’ duracağına dair kuşku oluyor insanda ama bu dizide hiçbir yapaylık yoktu. Oyuncular rollerine öyle bir bürünmüşler ki yapay ve adeta kalıpmış gibi diyaloglar duymuyoruz dizide. Son derece doğaldı her şey. Beren Saat, Muhteşem Yüzyıl: Kösem fiyaskosunu üzerinden atmış, özüne dönmüş. Son derece başarılı bir performans sergilemiş ve Atiye olmuş adeta. Seyircinin bağ kurmakta ve onunla beraber adım adım gizemi takip etmekte hiç zorlanmayacağı bir karakter sunmuş.

Mehmet Günsür ve Metin Akdülger ise bir başka şapka çıkarılası oyunculuk sergilemişler. İkisi de son dönemde kariyerlerine internet dizileri ile devam ediyorlar, iyi de yapıyorlar.

Birini Şahsiyet, diğerini Fi’de izlememizin ardından bu kez Netfix yapımı Atiye’de çıktılar karşımıza. Mehmet Günsür, Fi’de konservatuvarlı bir karakterde nasıl iyiyse burada da bir arkeolog olarak yine gönlümüzü fethediyor. Kesinlikle böyle entel, ince ruhlu ve orijinal karakterler için doğmuş kendisi. 🙂

Ayrıca babasına ne olduğunu araştırması ve babasının bıraktığı mesajları çözmeye çalışması ile dizideki en gizemli karakterlerden de biriydi arkeolog Erhan. Bu anlamda da çoğu sahnesi bana yine bir Netflix yapımı olan Alman dizisi Dark’ı izliyormuşum havasını yaşattı. Hatta diziden genel olarak böyle bir hava sezdim diyebilirim.

Bunun en büyük nedeni de dizide geçmiş ve geleceğin doğrusal olmadığının vurgulanıp, karışmış olması, geçmişte yaşayıp da geleceği bilen karakterler, geçit gibi olan mağaralar ve kimin kim olduğunu yer yer çözemediğimiz karakterler…. Tüm bunları toplayınca diziden biraz Dark havası sezmek mümkün. Hele ki bu kızı takip ettiğimiz sahneler, bu kızın kim olduğunu düşünmek beni benden aldı. 🙂

Atiye için; gayet ciddi bir havada hatta yer yer gerilerek izleyeceğiniz sağlam ve kaliteli bir kurgu ve oyunculuklara sahip bir dizi diyebilirim. Kurguda yer yer tahmin ettiğim karakterler ve sahneler de oldu ama genele vurursak eğer bir sonraki sahnede ne geleceğini çoğu zaman tahmin edemediğim, bu nedenle de sürükleyici bulduğum ve üzerinde çalışılmış bir dizi olduğunu düşündüğüm bir iş. 

Dizinin bana göre elle tutulur bir eksiği vardı o da soundtrack. Evet, bir şeyler vardı yok değil ama müzik kullanımı çok çok az ve yetersiz kaldı.

Biraz da spoilerlı yorum diyelim:

Bu noktada elbette en çok Atiye, Erhan ve Cansu’dan bahsedeceğim. Cansu’nun, Erhan’ın kardeşi çıkacağı tahmin edilebilir bir adımdı ama sonrasında Cansu’nun ölümü ve Atiye’nin onu geri getirmesi ise bambaşka oldu. Ben Cansu olarak döneceğinden oldukça eminken, sezon finalinde Elif ile karşılaşmak oldukça şaşırttı. 

Atiye’nin mağarada kapalı kaldığı bölüm aslında bilinçaltında kapalı kaldı gibi oldu ve tüm geçmişiyle yüzleşti. Dizinin kurgusal detayları burada da başarılıydı. Atiye’nin çocukken Cansu’nun ölmesini istemesi, ‘söz niyettir’ diyerek ağızdan çıktığı an gerçekleşmeye doğru yol aldığının vurgulanması düşünmeye değer bir bakış açısıydı. Üzerine bir de o parlak yıldızın gökte görüldüğünde bir felaket olacağına inanılması ve Atiye’nin ailesindeki herkesin o yıldızı taşıması… Atiye’nin çocukken kurduğu cümle ve gökyüzündeki yıldız Cansu’nun ölümüne işaret etmiş oldu.

Bu sezonu Elif/Cansu ve Erhan birbirini tanıyamadan kapatmış olduk. Son sahnede Atiye yeni bir söz söyleyerek yeni bir niyeti daha şekillendirdi ve o da gerçek oldu. Cansu’nun dönmesini istedi. Döndü de ama tam olarak düşündüğü şekilde değil. Elif olarak döndü. Bu durumda bi alternatif gerçeklik daha mı yaratılmış oldu? Yani Erhan ve Elif’in beraber büyüdüğü hatta ailelerin bile hayatta olduğu, Göbeklitepe’nin bir sır olarak kaldığı bir evren çizilmiş olabilir. Bu durumda bu gerçeklikte Erhan, Atiye’yi tanımıyor olur. Bizim gerçekliğimizdeki Erhan ise en son bıçaklanmıştı. Birbirlerini nasıl bulacaklar, neler olacak merak konusu. Hem Erhan&Atiye ilişkisi hem de Erhan&Elif kardeşliği açısından merak ediyorum ikinci sezonu her şekilde.

Dizinin ateş eden iki partnerliği arasından da tarafımızı belli edelim. Beren Saat & Mehmet Günsür uyumu, nedir öyle? Yakışırlar diyordum ama bu kadar aşık olunası bir çift çıkacağını hayal edemezdim. Bu ikisinin her sahnesi geri dönüp tekrar tekrar izlenesi olmuş. Birlikte keşfe çıkmaları, birbirlerinin acılarını paylaşmaları üzerine bir de ikili arasındaki kimya derken ortaya yılın çiftlerinden biri çıkmış resmen.

Akılda kalan replikler…

-Özel biri olduğunu düşünüyor musun?

+Her insan inanmak istemez mi özel olduğuna?

-Hayatının altüst olmasını istemiyorsun.

+Evet istemiyorum.

-Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmadığını?

IMDb’Den ne haber?

Dizinin ilk gününden IMDb’ye giriş puanı 8,3 oldu. Gayet başarılı bir açılış. Kalıcı puanını ise zaman gösterecek.