tds_thumb_td_300x0
Bir insan niye sevdiğine hayır der ki? #EyFet
Öncelikle hepinize merhaba Delifişekler, koyu EyFet severler. ??
Bu yazıma başlamadan önce en son hangi bölümden sonra yazdığımı kontrol ettim de 37.bölüm olduğunu öğrendim, Eylem ve Fethi’nin işkence gördüğü bölüm. Ondan sonraki ilk yazım bu, neden bu kadar uzun bir ara verdim derseniz; yazı yazmak benim için hissettiklerimi ortaya koymak demek, her hafta dolu ya da boş bir şeyler söylemek için yazmıyorum, içimdeki hayranlığı sığdıramadığım zamanlarda yazma ihtiyacı duyuyorum. ??Her bölümü tek tek ele alan bir yazı olmayacak bu yazı, ele alacağım konu Eylem ve Fethi’nin evlilik üzerine yaşadığı gelgitler olacak tahmin edersiniz ki, yer yer her bölüme değindiğim kısımlar olabilir belki. Öyleyse başlayalım..

Eylem ve Fethi’nin evlilik hakkında farklı fikirlere sahip olduğu bize ta 31.bölümden gösterildi. O zaman küçük bir sahne olduğunu düşünmüştüm ama aralıklarla bu konu sürekli gündeme gelmeye başladı bir yerden sonra da EyFet’in yaşayacağı sıradaki zorluğun, bu fikir ayrılığının olması kesinleşti yani bu konuyu detaylı bir şekilde işleyeceklerini anladık ki öyle de oldu. Neredeyse -31’den itibaren- 15 bölümdür kimi zaman çok az hatta bazen hiç kimi zaman da çok yoğun, direkt bu konu ele alınarak ince ince işlendi. Bu kadar uzun sürmesi bazı EyFet severlerin hoşuna gitmese de ben uzunluğundan da bu zamana kadar yaşanmış her bölümden de gayet memnun kaldım. ???

Konunun ilk açılmasından bu yana ilerleyen bölümlerle beraber herkesin hem Eylem hem de Fethi hakkında kesin fikirleri oluştu. Konuya nasıl yaklaşırlar, kim ne der, nasıl tepki verir az çok biliyordu herkes.
İşte bunun için bu denli bir uzunluk ve hem olayın hem de karakterlerin detaylı bir şekilde işlenmesi gerekli hale geliyor dizilerde. Siz izlediğiniz karakterleri tanımalısınız, onların kim olduğu sorulduğunda içiniz rahat bir şekilde kafanızda soru işareti olmadan cevap verebilmelisiniz.
   EyFet için de bunun çok güzel oturduğuna inanıyorum ben. Onlar için hayalini kurduğumuz hiçbir şey için asla olmayacak diyemeyiz çünkü onları tanıyoruz ve neler yaşayabileceklerini tahmin ederken zıt bir fikir oluşmuyor kafamızda. Ondandır ki bu zamana kadar istediğimiz her şey oldu. Karakter ve olay gelişimi açısından görmek, duymak ve hissetmek istediklerimizi çok güzel bir şekilde aldık.. ???

40.bölümle birlikte büyük bir yıkım geldi ve neredeyse 5-6 bölüm sürdü. Fethi Eylem’e gerçekten evlilik teklif etti ve bu teklif onların ayrılmasına sebep oldu. O zaman için her şey bitti gibi görünüyor olabilirdi ama aslında o an her şeyin başlangıcı oldu. ❣❣
Bu fikir ayrılıkları zamanında ne tamamen Eylem’e ne de tamamen Fethi’ye hak verdim. İkisi de aynı zaman da hem haklı hem de haksızdı. Taraf seçmek bana göre tamamen yanlış oluyordu çünkü birini seçmek diğerini anlamamak demek.

Fethi Eylem’e aile kurmak istediğinden bahsettiğinde Eylem bunu küçümsedi, dalga geçti. Her ne kadar evlenmeyi düşünmese de böyle bir tavır sergilemesi Fethi için çok yıkıcı oldu. Aynı şekilde Fethi’nin ani ama kesin bir kararlılıkla masadan kalması ve ilişkilerini bitirmek istediğini söylemesi de Eylem için çok yıkıcı oldu. Elbette bu tavırların altında yatan nedenler var, iki tavrın da olması gereken şeyler olduğunu söylemeliyim. Çünkü; her şeyi tetikleyen bir olaya, olay örgüsüne ihtiyaç vardı. İki tarafın da kendilerinin haklı olduklarını sonuna kadar savunacakları dayanakları olmalıydı. Bunun için direnecekleri, inat edecekleri sebepler gerekiyordu. Neden bu kadar istediği ya da neden kaçtığına bir anlam vermemiz gerekiyordu.

Öncelikle ikisini de anlamamız gerektiğini düşündüm ve tüm süreç boyunca olaya ikisinin de penceresinden bakmaya çalıştım.

  Fethi; ailenin ne demek olduğunu unutmuş, bir nevî onu hayatından çıkartmış ve zamanla sıcak bir yuvanın özlemini çekmeye başlamış biri olarak sevdiği kadınla yüreğini vereceği bir aile kurmak istedi. İnsan hayatında ne eksikse onu tamamlamak için bir arayışa girer, Fethi’nin ailesi onun en büyük eksikliği. Tüm hayalleri onun için tüm hayatı demek, sahip olmayı hak ettikleri demek. Sarılacağı,  asla bırakmayacağı en büyük şey ailesi olacak. Bunun için Fethi’yi kimse suçlayamaz.

  Eylem; Fethi’den çok da farklı olmayan bir şekilde aile bağları kuvvetli olan biri değil. Onun yaşadığı en büyük zorluk ailesini hayatından çıkarmak zorunda kalması. Öldü sanılmasına itiraz edememesi. Hayallerinde bir aile kurmak yok çünkü geride bıraktıklarını düşünmek ona acı veriyor. Aynı şeyleri kendi kocası veya çocukları için yapamayacak kadar korkak, onları daha önce çok kez yaptığı gibi bırakıp gitmek istemiyor.
Bunun için Eylem’i de kimse suçlayamaz.

İkisi de kendilerine göre haklı, onların bakış açısından baktığınızda hak veriyorsunuz.
Bana kalırsa yapmamaları gereken tek şey birbirleriyle uzunca konuşmamış olmalarıydı biri bir şey söylüyordu ama nedeni belli değildi, açıklamıyordu, diğeri de ona anlam vererek ya da veremeyerek  bir karşılık veriyordu. Uzlaşma kesinlikle yoktu. Atışıyorlar, inat ediyorlar ve tüm bunların sonucunda da birbirlerinden uzaklaşıyorlardı. İstemedikleri halde, daha farklı bir bakış açısını kabul etmeyerek kendi burunlarının dikine gidiyorlardı.. 

Birbirlerini vazgeçirmeye çalıştıkları anlar oldu, Fethi her seferinde Eylem’e fikrini değiştirip değiştirmediğini sordu ya da Eylem evlenmeden ilişkilerini sürdürebilmek için nedenler ortaya koydu. Ne yaparlarsa yapsınlar vazgeçmediler. Bu süreç içerisinde hissettiklerini kimseye anlatmadılar hep içlerine attılar, kendileriyle baş başa kalıp olanları düşündükçe Eylem, Fethi üzülmesin diye gitmeye karar verdi; Fethi, Eylem üzülmesin diye engel olmadı, birbirlerini rahatlatmak istediler ayrı olursak unuturuz, alışırız dediler.. Eylem belki gitme der umuduyla geldi Fethi’ye.. Fethi fikri değişti diye umdu her zaman. Beklediklerini alamayınca tamamen kopmak için hazır olduklarına inandılar. Ben her şeyi denedim, bir çok kez şans verdim dediler içlerinden…
Eylem Fethi’den Fethi Eylem’den adım bekledi ama en sonunda ikisi de yenik düştü. Birbirlerini anlamak için çaba göstereceklerine söz verdiler. Aslında bakarsanız bu söz bile çok değerli; sevdiğin insan için elinden geleni yapmaya söz vermek, kendi isteklerini onun için bir kenara atmak, önceliği ona vermek, onun için diyerek hareket etmek demek. Onun mutlu olması her şeyden önemli demek. Onu sevdiği için en zoruna dahi katlanmak demek. Yan yana oldukları her an, katlandıkları şeylere değdiğini hissetmek için söz verdiler, inatlarından vazgeçip tekrar teslim oldular birbirlerine.. ❤❤

Burada şuna değinmek istiyorum; Fethi Eylem’i kaybetme korkusunu birden fazla kez yaşadığı için onu hayatına dahil etmek istiyor ve aksini kesinlikle düşünmüyor, başından ne geçmiş olursa olsun günün sonunda Eylem’in yanında olmak istiyor, ona bir zarar gelmesini engellemek, onu kendine aitken korumak istiyor. Onu bırakmak istemiyor.

 Eylemse Fethisizliği hiç tatmamış biri olarak ona hayır demeyi bir şekilde sindirebileceğini, bu durumla baş edebileceğini düşünüyor ama kendi mesleği yüzünden onu hayalkırıklığına uğratmakla, onu bu sebeple terk etmekle baş edebileceğine inanmıyor. Aslında aynı şey olduğunun farkında değil daha.. O yüzden evlilik konusunu genele vurunca Fethi’nin duruşu çoğu kişiye çok daha mantıklı geliyor ve şunu da söylüyorum biz Delifişekler’iz tabiki evlenmelerini her şeyden çok isteriz.. ??
Eylem bu farkındalıktan yoksun olduğu için,
varsın benim yanımdayken ona bir şey olsun. Canı yanacaksa benimleyken, bana aitken, benim onu beklediğimi, ondan vazgeçmeyeceğimi bilirken yansın diyemiyor.
    Hepimiz Fethi’nin vurulmasını bu yüzden istiyorduk. Burada bahsettiğimiz bir şeyin değeri kaybedilince anlaşılır yargısı, sadece değerini anlama kısmı değil, kastettiklerimiz bu kadar basit değil.
Eylem Fethi’nin yokluğuyla baş edemeyeceğini anlamalı, onun sevgisini her şeyden üstte tuttuğunu fark etmeli, ona doyasıya sarılmak için daha çok vaktim olabilirdi diye pişman olmalı, kötü gününde de ona sahip çıkmak istediğini hissetmeli, onunla olmaktan daha çok istediği bir şeyin olmadığına inanmalıydı..

Eylem’in evliliğe sıcak bakmasının tek yolu kaybetme korkusunu en derinlerine, her zerresine kadar hissetmesiyle mümkün olabilirdi. Öyle de oldu. O an hissettiği korku evlenme korkusundan çok daha büyüktü, çok daha çaresiz hissettirdi onu, dayanamadı, kontrolü elden bırakmak istedi, yaşadığının onu kaybetmek olduğuna inanamadı, kabullenemedi, pişman oldu, keşkeleri oldu
Bir insanın keşkeleri ne kadar üstünü örtmeye çalışsa da çaresizliği çok çok derinden hissettiği anlarıdır. Üzüldü, çok üzüldü, kasvetli bir hale büründü, kendini kaybetmemek için savunmaya geçercesine sadece Fethi dedi, onunla yaşadıklarını hatırladı, daha neler yaşayabilecekleri düşündü ve artık vakti kalmadığını sandı, ona tekrar kavuşana kadar sadece ona ulaşmak, ona dokunmak, varlığını hissetmek istedi. Yanında var olduğunu hissetmek. Tüm bunların sonunda; hayatı boyunca baş edemeyeceği tek şeyin Fethi’yi kaybetmek olduğunu anladı. Hatta onu kaybetmektense onunla ölmeyi bile kabul etti, hayatının sonuna kadar onunla beraber olmayı da.. ??

Fethi geçmişte yaşadığı o korkunç olayı nasıl Eylemle birlikte atlattı, onun yanında evrildiyse Eylem de aynı evrilmeyi Fethiyle yaşadı. Çünkü onlar birbirlerine aitler. Birbirlerini tamamlıyorlar, birbirlerine iyi geliyorlar. En zor anlarında en büyük desteği yine ikisi veriyor birbirlerine. Sevdiğinin son nefesi olduğunu sandıkları her an beraberlerdi çünkü. Hayatları birbirlerine adanmış gibi, sanki bu dünyadan göçüp gitmeleri birbirleri sayesinde engelleniyor gibi.
Sevdiğinin var oluşu için her türlü tehlikeyi göze alıyor ikisi de. 
   Kendi canlarını sevdiğinin canına katıyorlar çünkü.
Gerçekten seviyorlar, çok seviyorlar. ???
  EyFet böyle güzel bir şekilde işlendiği için çok memnunum, her detayı beni kendisine hayran bırakıyor. Daha güzeli olamaz dediğim her sahnenin üstüne çıkmayı başaran sahnelerle geliyorlar. Sahnelerin vermek istediği mesajlar güzel ve özel oluyor.
Eylem ve Fethi arasındaki detaylarsa muazzam, eşsiz, bir benzeri daha olmayan çok manidar fazla özel detaylar. ??
    Aşkı her bakışta yaşıyorlar, her dokunuşta, her gülüşte, her korkuda, her kavgada, tek kelimeyle çok şey anlatıyor EyFet…
                           
Anlatmak istediğim şeyleri anlattığımı düşünüyorum o yüzden yazıyı burada sonlandırma fikri çok cazip geliyor. Çok uzun yazıyorum biliyorum ama başladığım zaman duramıyorum böyle şarıl şarıl akıyor içimden.. ??
Şunu da eklemek isterim; EyFet’i sevdiğim için mutlu oluyorum ben. EyFet’i sevmeyi seviyorum. ??
ALady?
Söz 37.Bölüm: Asıl zayıflık,sevmemektir belki de…
“Sevince hiçbir şeyin önemi kalmaz, kendinin bile…”.   Dün izlediğimiz sahneler bu sözün beden bulmuş haliydi diyebilirim. Eylem de Fethi de hayatları tehlikedeyken sevdiği kişi yerine kendi canlarını feda etmekten başka bir şey düşünmediler, bunun için her şeyi göze aldılar. Acı çekmeyi hatta ölmeyi… 
Hayatlarının en zor anları diye bir tabir kullanılmıştı EyFet için özette, belki abartmışlardır, belki çok kötü bir şey yaşanmaz diye düşünmüştüm. Aslında Eylem için de Fethi için de en zoru, en kötüsü zaten buydu… Birbirlerini defalarca kaybetme aşamasına gelmiş iki aşık; benzer şeyleri, daha şiddetlisini düşmanları tarafından kaçırılıp, esir alınarak tekrar tekrar yaşadılar. Bunlarla baş etmek onlar için gerçekten en zoru…
Dünkü sahne; ilk sezonda Eylem’in Çolak’ın yanına gitmesiyle beraber hayatının tehlikeye girmesini ve timle beraber esir alındığı sahneleri hatırlattı bana. 
Eylem’den Çolak’a ihanet etmediğini kanıtlanması için Fethiyi vurması istenmişti. Yapamamıştı Eylem. Yapmayı bir an bile düşünmemişti. Fethi durumun farkına varıp o an yaşananların sebebinin kendisi olduğunu söyleyince Eylem’i bu zorlamadan kurtarmıştı. Ona daha fazla zarar gelmesin diye, kendi canını onun canı yerine ortaya koymuştu. Üstelik o zamanlar aralarında büyük bir aşk yoktu buna rağmen Eylem’e zarar vermelerine göz yumamadı… O sahneden çok etkilenmiştim. 
Demiştim ki seven iki insan, işte birbirini böyle sever. Kendi canından daha çok. ???
Bunu söylemiştim evet fakat o zamanlardan bu zamanlara gelebileceğimizi hiç düşünmemiştim. Birbirleri için çok şey ifade edeceklerini tahmin etmiştim, hissetmiştim daha iyisi olamaz derken dünkü sahnelerin beni çok daha fazla etkilediği gerçeğini kabul etmem gerek. 
Bu kadar çok etkilenmemin sebebi, sahneyi hissetmiş olmam. 
O mücadele anlarını, bağırışları, çırpınışları, itirazları, inatlaşmaları, meydan okumaları, acıyı, kaybetme korkusunu, fiziksel yorgunluğu, psikolojik baskıyı, kendine gelmeyi ve rahatlamayı sonuna kadar en güzel haliyle hissettim hatta yaşadım sanki.

Burada Meriç Aral’ın ve Burak Sevinç’in oyunculuk yeteneklerinin çok başarılı, etkileyici ve güzel olduğunu belirtmek istiyorum. ??
Selim’in Eylem ve Fethi’yi alıkoymadan önceki sahneyle başlıyorum anlatmaya ??
Çiftimin aynı düşmana karşı silahları olmadan, sadece yakın dövüş yetenekleriyle mücadele ettiği sahneleri görmeyi uzun zamandır bekliyordum daha doğrusu çok istiyordum ve olacağından da umutluydum. Dün buna çok güzel bir şekilde şahit olduk. ??
Tüm gücün sadece erkekte olmaması; koruma, kurtarma gibi vasıfların sadece Fethi’ye yüklenmemiş olması izlemeyi keyifli hale getiren en büyük detay benim için. Bir kadının kendini böyle rahat bir şekilde savunduğunu izlemek beni mutlu ediyor, içimi rahatlatıyor. Fethi, Eylem için endişeleniyor elbette ama ona güveni tam ondan asla şüphe etmiyor bu konuda. Tüm o dövüş ve kaçış kargaşında aklı Eylem’e gidip, dikkati dağılmıyor ve bu yüzden yumruk yemiyor mesela. ???

Her ne kadar mükemmel bir dövüş ve güçlü duruşlar izlesek de Selim’in adamları çiftimizi yakalamayı başarıyor ki artık yakalaması gerektiğini düşünüyordum çünkü aksi, oldukça saçma ve gereksiz olacaktı. Ayrıca bunu istemiştim de tüm Delifişekler gibi. ??
Sonrası işkence sahnesi… 
Fethi’nin bağırışlarıyla başlayan sahne… Daha uzun bir süre gösterilmeseydi heralde kafayı yerdim. Selim’in işini bilen biri olduğunu hep savundum hala da savunuyorum. Öyle kolay lokma değil, esaslı bir düşman; her ne kadar sinir olsa da bu siniri kontrol etmeyi başardı en azından etkili bir şekilde kullandı. Kendini kaybedip saçma sapan olaylara sebep olmadı.
Hem Eylem’in hem Fethi’nin üstüne gelişi beni oldukça sinir etti ki bu iyi bir şey. Sahneyi etkili hale soktu.. 

Olayların akışı gerçekten muazzamdı. Başvurduğu türlü türlü fiziksel şiddetle önce Fethi’yi konuşturmaya çalıştı ama nafile, konuşur mu!! Sonra psikolojik olarak saldırabilmek için Eylem’i kullandı; gözü önünde Eylem’in canını yaktı, ona daha büyük zararlar vermekle tehdit etti. Tabiki Eylem ne kendisi konuşur ne de Fethi’nin konuşmasına izin verecek bir zayıflık gösterirdi. Böyle güçlü bir duruş sergilemeleri tam çiftimize göre bir hareketti açıkcası. Eylem’in zamanında ona yapılan sorgularda asla konuşmadığını biliyoruz ve bundan ödün vermemesini bekliyoruz, Fethi’nin ise asker oluşu zaten konuşmayacağından emin olmamıza yeterli bir sebep. 

Buradaki esas can alıcı nokta, Selim’in ikisini de birbirlerinin zayıf noktaları olarak gördüğü gerçeğini tamamen yıkmaları. Aksine ikisi de birbirlerinden güç alıp daha çok dayanabiliyorlar. Birbirlerine bakışlarından anlam çıkartıp doğru olanı yapabilecek cesarete ulaşıyorlar. Asıl zayıflığın sevmemek olduğunu, canını verecek o insanla karşılaşmamış olduğunu gösterircesine güçlü duruyorlar. Çünkü ayrı ayrı ama aynı şeyleri düşünüp, hisseden ve bilen kişiler ikisi de. Çünkü aşıklar…???
Tüm bunların yaşandığı sırada Fethi’nin Çanakkale Türküsü’nü söylemisi benim içimi cız ettirdi. Aynı şeyleri Eylem de hissetmiş olacak ki sevdiği adamın o haline gurur ve aşk dolu bakışlar atmaktan kendini alamadı. ??
Selim yavaş yavaş ilerlediği sırada Agah Bey’imiz de adım adım yaklaşıyormuş. Onun gelişiyle işler çok daha güzel bir hal alıyor. !!! Burada parantez açıp sahnenin duygusallığından ziyade yazılışı, kurgusu, senarize edilmesi hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Yabancı dizi ve film izlemeyi seven biri olarak çok rahatlıkla söyleyebilirim ki sahne yabancı aksiyon filmlerini aratmadı. Her şey yerli yerinde ve oldukça dozundaydı. 
Mesela; Fethi’nin Agah’a meydan okuması üstelik Agah’ı tanıdığı, bildiği halde böyle davranması harikaydı. Adamın yüzüne tükürdü ya. ??  Aynı şekilde Eylem’in Agah’ı görünce özgüvenin artması, rahatlaması çok güzel yansıtılmıştı. 
Hele Agah’ın planı. ??
Ben Eylem’in üzerine verici koydu sanmıştım. Selim’in üstlerini aradıkları hiç aklıma gelmedi. ?? Ama benim sandığımdan çok daha güzel ve kaliteli bir kurgu vardı burda. Eylem’i vuracağı yere plaka yerleştirdi, sonra kızın omzunu kesti vericiyi içinden çıkartmış gibi gösterdi, yetmedi Eylem’i vurdu. Kesinlikle öleceği bir yerden hem de. 
Tüm bu kurgu beni gerçekten Ethem Bey’e bir kez daha hayran bıraktı. ??
Bu olanlar sayesinde Fethi de Eylem de hayatta ve Selim Eylem’i öldü sanıyor. Kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir plandı, uygulama da aynı ölçüde harikaydı. ??? Enfes. ??
Eylem kurşunun etkisiyle bayıldı. Fethi onu öldü sandı. Onu bir kere daha kaybettiğini, koruyamadığını düşündü, bu sefer diğerlerinden daha korkunç bir şey yaşayacağından emindi ve o hiçbir şey yapamamaştı bu durumun verdiği pişmanlıkla ruhu çekildi resmen adamın….
Önce umut dolu bir sesleniş, biraz ısrar sonra korku dolu bir yükselme, yalvarış, en sonunda ise acı ve çaresizlik dolu bir haykırma, içimizi yakan bir feryat… 
O kadar güzel hissettik ki kahrolduk, unutulmayanı yaşadık, duyduk.

Neyse ki Eylem onu hayata bağlayan koca bir nefesle kendine geldi. Fethi’nin o anki rahatlamayla yüzünün aldığı hali ona seslenişini asla unutamam. Asla… ???

Bir kez daha dedim işte seven insan böyle sever kendi canından da öte diye…???
İşkence sahnesini gerçekten çok beğendim. Oyunculuklar da kurgu da efsaneydi. Tüm bunları yaşadığımıza sevinirken ve çiftimizi yorgun görmeyi beklerken o kadar zıt bir durum oldu ki, şaşırmalara ve gülmelere doyamadım. Çünkü yine tüm Delifişeklerle birlikte istediğimiz bir diğer sahne izleyiciye sunulmuş. Eylem ve Fethi gizli görevde… 
Bir Partners in Crime vakası. ??
Sahne Mission Impossible havasında bir sahneydi. Gösterişli bir giriş, havalı hareketler, dikkat çekicilik, kendi ağırlığını ve rol kesme yeteneğini konuşturma esasalarıyla ortaya konulmuş bir kurgu ve muhteşem performanslar.

Meriç’inden, Eylem’ine; Burak’ından, Fethi’sine; Görkem’inden, Eren’inden,Tolga’sından; tüm karakterler de dahil olmak üzere acayip eğlenceli ve bir o kadar da başarıyla tamamlanan bu unutulmayacak görevi izledik. Genel izleyici kitlesi, bu operasyon tarzı, timin işlevinin yoğun olduğu sahneleri büyük bir beğeniyle izliyor. 
Time yardım eden bir Eylem de sıradanlıktan, klasik operasyon havasından uzaklaştırıyor olayı, farklılık katıyor, daha da genişletiyor bu yüzden görev daha çok dikkat çekiyor diye düşünüyorum. ???
Bu sahnelerde bol bol kıskançlık gördük. Ufak itişmeler, karışma sen banalar, görevdeyiz arkadaşlar tarzında bakışlar, eğlenceli tavırlar, hoş muhabbetler oldu. İzlemekten keyif aldığım ve her detayına hayran kaldığım bir sahne oldu. ???

Özellikle söylemek istediğim bir sahne var, o da şu;  Köstebek denilen adamın koruması olayı fark edince Fethi’nin Eylem’i tutup oradan alıvermesi hareketi beni bitirdi. ??
Gel sen bakıyım şöyle, yeter artık bu kadar, çabuk çık yukarı başka erkek falan görmesin seni dercesine aldı, sardı kendine sevdiği kadını. Herkesten uzak tutar gibi… ??
Eylem’in timin içinde tek kadın olarak bulunmasını, görevlerde büründüğü karakterleri ve o karakterlere rağmen kendi duruşunu hiçbir zaman bozmayışını çok seviyorum. 
???

Bu bölümde istediğimiz, hayalini kurduğumuz tüm bu güzellikleri izlediğimiz için seviniyorum. 
❤❤❤
Ve bir kez daha iyi ki EyFet diyorum. Bana hissettirdiği tüm duygular, taşıdıkları kocaman anlamlar için iyi ki diyorum. Çünkü gerçekten sevmeyi, aşık olmuş iki insanı anlayabiliyorum, ince ince işlenmiş olmalarına, küçük büyük tüm detaylarına bakıp hissedebiliyorum. 
En güzeli de bu değil mi zaten hissedebiliyor olmak… 
Daha nice sahneler için sabırla beklemeye devam ediyoruz…
A Lady. 
Marvel Evreninin Güçlü Kadınları!

Güçlü, pes etmeyen, savaşan Marvel kadınları, sizin de kadınlar gününü kutlu olsun!

? Peggy Carter – Agent Carter

 

? Natasha Romanoff – Black Widow

 

? Sue Storm – Invisible Woman

 

? Jessica Jones

 

? Ophelia Sarkissian – Madame Hydra

 

? Raven Darkholme – Mystigue

 

? Medusa

 

? Gamora

 

? Ororo Munroe – Storm

 

? Elizabeth Braddock – Psylocke

 

? Jennifer Walters – She Hulk

 

? Lady Sif

 

? Shuri

 

? Janet Van Dyne – Wasp

 

? Laura Kinney – X-23

 

? Jemma Simmons

 

? Anna Marie – Rogue

 

? Jessica Drew – Spider Woman

 

? Elektra Natchios

 

? Carol Danvers – Ms. Marvel

 

? Emma Frost – White Queen

 

? Daisy Johansson – Quake

 

? Hope Summers – White Phoneix

 

? Wanda Maximoff – Scarlet Witch

 

? Lorna Dane – Polaris

 

? Valkyrie

 

? Amora The Enchantress

 

? Melinda May – The Calavary

 

? Jean Grey – Dark Phoneix

 

? Hela

 

A Lady ✊?

Söz 36. Bölüm Yorumu: ”Bir EyFet Klasiği”

Dünkü bölümde Eyfet diye düşünüyorum sonra huzur dolu bir iç çekiş sesi… 

Sahnelerin, Eyfet’e özgün olması beni mutlu eden en büyük şey. Yani “Bir EyFet Klasiği” dediğim sahneler izledi tüm gözler. 

İlk olarak;  kitapçıda bir Eyfet görüyoruz ki setten gelen fotoğraflar bile bizi heyecanlandırmaya yetmişti. Uzun zamandır beklenen, istenen bir sahneydi. Sahnenin güzelliği de beklemeye değmiş bence. 

Eylem’in hayatının tehlikede olması durumuyla; endişelenmeyi bir an olsun bırakmamış, kendine bunu dert etmiş, Eylem çık artık şu adamın yanından sitemlerine devam eden bir Fethi var. Her şeyi bir kenara bırakmış sadece Eylem’i düşünür olmuş. Eylem’i oradan çekip çıkarmak için yol arar, onu ikna etmeye çalışır olmuş.
Eylemde Fethi’nin sürekli bu konuyu dile getirmesinden ötürü rahatsız olduğunun belirtileri var sanki. 
Daha ne kadar konuşacağız bunu derken;   artık konuşmayalım bu konuyu, benim işim bu, görevimi yapmam gerek, üstesinden gelebilirim, hallederim, bana verilen emirlere uymam şart, başka bir emir gelene kadar ben bu görevdeyim ve elimden geleni yapacağım kimse de buna engel olamaz tavrı vardı diye düşünüyorum. 
Eylem; duygularını, sevdiklerini, hayallerini görevlerinden uzak tutan, kendisini etkilemesine izin vermeyen bir ajan. Mantıklı davranıp doğru kararlar alabiliyor. Görevinin tüm ihtimallerini hesaplayıp başarıya ulaştırmak için elinden geleni yapmaya hazır.  
Tüm eğitimini görevlerinde hislerini bastırmak, onları geri planda tutmak üzerine almış ve başarıyla uygulamış bu sayede de ona verilen görevleri hata payını en aza indirerek sonuçlandırmış başarılı bir ajan. 
Bu durumda da Fethi’nin kendisine bu konularda böyle tavırlar sergilemesini gereksiz buluyor. 
Fethi ise tam tersi biri. Duygularını açık açık, dolu dolu, dobra dobra, hissederek, ta içinden ta dışına taşırarak yaşayan biri. Ona da Eylem’in bu kadar gözü kara olması gereksiz geliyor, bu kadar kusursuz devam ettirme çabasını bazı konularda esnetmesini istiyor diye düşünüyorum. 

Böyle bir zıtlık sonucunda azıcık gergin, biraz tartışmalı, biraz kavgalı sahnelere şahit oluyoruz ama ne var ki bu tartışmalar bizi mutlu ediyor. İkisinin de savundukları şeyler kendilerine göre doğru olan şeyler ve aslında yerine, zamanına göre herkesin düşünmesi gereken şeyler. Yani ikisi de haklı, kavgalarının konusunda bile bir özgünlük, verilmek istenen bir mesaj var bana kalırsa.      
   Ayrıca bu ufak tefek tartışmaların sonu güzel itiraflarla Eylem ve Fethi’nin birbirine olan aşkını dile getirmesiyle sonlanıyor. Bu sefer de özlemekten söz edildi.
Sahnenin devamında ise benim çok sevdiğim kitap önerme, kitaplar hakkında konuşma, hatta yarıştırma tarzında diyologlar oldu. İki insanın bu konu hakkında muhabbet etmesi çok huzur verici ve bir o kadar da eğlenceli geliyor bana. Konuştuklarını konunun kişiyi geliştirecek türden olması etkiliyor beni. 
“Bir EyFet Klasiği, Kitaplar.”
Okumaya, okutmaya teşfik eden, dikkat çeken ve özendiren çok değerli sahneler. Ayrıca iki karakterin de böyle bir kültür konuşması içinde olması çok takdir edilesi… 

Diğer bir sahne, önceden yaşanmış olan ve tüm Delifişeklerin gönlünü fethetmeyi başarmış bir sahne. “Bir EyFet Klasiği, Sırt sırtalar, aynı düşmana karşı birbirlerine dayanarak mücadele veriyorlar. Partners in Crime” ????
Bu hallerini de çok seviyorum. Biraz sert, biraz güçlü, biraz aşk dolu, biraz havalı oldukları çok özgün bir sahne. Hani EyFet deyince akla mutlaka gelen türden; özel, değerli, farklı ve etkileyici. 
Çiftimiz beraber ateş ediyor. Piu piu… 

Fethi mükemmel bir keskin nişancı Eylem oldukça başarılı bir istihbaratçı. İkisi de parmakla gösterilen, takdir edilen iki insan. Bir araya geldiklerinde ortaya çıkan sahneler de haliyle mükemmel bir başarıya ulaşıyor benim gözümde. Yani takip edildiklerini normal bir şeymiş gibi karşılayan iki insan bir arada. Çantadan, belden silah çıkarmayı garip bulmayan iki insan. 
Bir çift bu kadar uyum içerisinde olabilir diyorum.
Bu tarz bir uyum da izleyiciye keyifli dakikalar yaşatıyor. Heyecan dolu şeyler görmek isteyenler için mükemmel bir seçim. 

     Değinmek istediğim bir konu daha var. Fethi ve Eylem’in aile kurabilecek olduğu konusu. 
Eylem buna inanmıyor, Fethi’nin ise neredeyse en büyük hayali. 
Eylem konuya mantıklı bir yerden yaklaşırken Fethi mantıktan ziyade hayallerini gerçekleştirmek için büyük bir istekle, duygusal olarak yaklaşıyor. 
Bense kesinlikle olmasını istiyorum. Nasıl yaklaştığımın bir önemi yok. 🙂

Eylem’in buna bir ihtimal dahi vermemesi, söylediği sözler, inancının olmaması beni çok üzmüştü. Ama düşününce böyle bir tavır sergilemesi çok normal geldi. Mesleği gereği edindiği alışkanlıklarından kolay kolay kopması mümkün değil. Yeri geldi kendi ailesine bile öldü gözüktü, kimi görevlerinde bambaşka kişiler oldu,kendi olmadığı rolşere büründü… Tüm bunlara alışmış biri için bir aile kurmak elbette inandırıcı gelmez. Ama hayalini kuramadığı, inanmadığı bu durumu Fethi ile yaşayacağı şeylerin değiştirecek olması çok güzel olacak. 
Fethi zaten istekli, inançlı, uğrunda savaşmaya hazır. Kendi ailesinden uzak olduğu için Eylemle kuracağı bir aile ona sevginin tüm derinliğini yaşatacak. Her şeyini Eylem’e adamış bir aşık Fethi, onsuz hayal kuramıyor artık işte bu yüzden Eylem, onunla beraber alıştığı tüm o sınırların dışında daha derin şeyler hissedecek. O da hayallerinde sadece Fethiyle birlikte olmayı canlandıracak. Adım adım gelişecek her şey. Düşüncelerinde değişime sebep olacak olaylar yaşayacak. 
Zamanla, yavaş yavaş öğrendiği, tadına yeni vardığı gerçeklerin hayalini farkında olmadan kurmaya başlayacak. 
Gerçekleşmesi uzun sürecek bir hayalin içindeyiz bu hayalin olabilmesi için ince ince işlenmiş büyük ve derin bir olay örgüsüne ihtiyacımız var. 
Eylem Fethiyle hissederek gelecek bu noktaya. En sonunda da inanarak, isteyerek hatta olması gerektiğini düşünerek kendi ağzından, yüreğinden dökülecek her şey. 

Hayatın mucizevi dönüm noktalarından geçmeleri için daha çok zamanları var. Yaşayacakları ve beraber öğrenecekleri daha çok şeyleri var. 
Her şeyden önce birlikte daha çok sevecekler. 

Çünkü, Seni Çok Seviyorum!

Dün, bölümde yaşananlar EyFet hasreti çektiğimiz günlerde bize tertemiz bir hava gibi geldi. 
Birkaç bölümdür Eylem ve Fethi’yi bir arada görememiştik bu da bizi özlemle bekletmeye başlamıştı. Dünkü sahne tüm Delifişekleri derinden etkileyen bir sahne oldu. 
Ben de uzun zaman bekleyip de böyle bir sahneyle karşılaşınca içimden geçenleri yazıya dökeyim dedim. 

Öncelikle Nazlı ya da Eylemden birisinin kurtarılöası ikileminde kalkınmasına, Fethi’nin verdiği o güzel cevapla başlamak istiyorum. 

“Komutanım; Eylem her türlü bakar başının çaresine, savunur kendini o.”

Bu cevap Fethiden duymak istediğim bir cevaptı. Aynı şeyleri ben de düşünmüştüm. Eylem kendini savunacak eğitime sahip oradan kurtulma şansı var ama Nazlı çok daha zor bir durumda. 

Tabiki bunu Fethi’nin ağzından duymak çok daha farklı bir şey. Eylem’e olan güveninin bir kanıtı. Kendisini savunabileceğine dair inancı var bu sözlerin altında. 
   Her ne kadar ona bu konuda güvense bile, Eylem’in hayatının tehlikede olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda. Bu gerçeği kaldırmak ve o an kendisini etkilemesine izin vermemek zorunda. 

  Fethi; daha önce sevdiği kadını kaybetmiş, o duyguyu yaşamış biri, üstelik tekrar kavuştuğunda onu kaybetme tehlikesiyle yine  karşılaşmış biri. O yüzden bunu bir kez daha yaşayacak olması onu daha fazla korkutuyor. Eylem’in yanında olmayı daha fazla istiyor. Onu korumayı, bir daha başına bir şey gelmesin diye elinden gelen her şeyi yapabilmeyi istiyor. Ama o durumda bunları yapabilmesi imkansız. Sevdiği kadını, onun hayatını tehdit eden bir adamla aynı ortamda bırakmak ve ona güvenmek zorunda. Elinden gelen tek şey bu aklında ise
“Şimdi ne halde, ona bir zarar verdiler mi, ordan çıkabildi mi, iyi mi?” gibi sorular var ve bu haldeyken, yaşadıklarının görevini etkilemesine izin vermeyerek harika bir iş başarıyor. 
Fethi’ye burda bir kez daha hayran oldum.???

Nazlı’yı kurtarıp görevi bitirdikten sonra, Eylem’ş aradığında ve onun güvenli bir şekilde evden çıktığını öğrendiğindeki bu yüz ifadesi onu kaybetmediği için, kaybedecek duruma gelmediği için bir şükredişi anlatıyor sanki. 

Ve bölümde güzel mi güzel yine anlam yüklü bir EyFet sahnemiz var. 

Eylem ve Fethi’nin kavga edişleri meşhurdur. İlk tanışmalarından beri en kritik anlarda hep kavga ederler. Bu sahnede bir tartışmayla başlıyor. Fethi, Eylem’in göreve devam etmesine karar veren istihbarata kızgın, görevden çıkmasını istiyor. Eylem de buna karşılık Fethi’nin asker olduğunu öne sürüyor ve buna itiraz etmediğini söylüyor. Tartışma biraz daha şiddetleniyor Eylem kadın olduğu için, kendini savunamadığını düşündüğü için, işin içinden çıkamayacağını ya da halledemeyeceğini düşündüğü için böyle davrandığını söylerken… 
Bam. Fethi ana yakışır o muhteşem sözleri söylüyor. 

” Çünkü, seni çok seviyorum. “
???


Normalde bu kelimeler bana pek bi anlam ifade etmez yani çok etkilenmem bu tarz sahnelerden ama Fethi Kulaksız öyle bir söylüyor ki; sevdiğim kadını kaybedemem ben, sensiz kalmaya dayanamam… dercesine. 

O üç kelime sadece Eylem’i sevdiğini anlatmıyor; onunsuz yapamayacağını, hayatının her anının onunla olmasını istediğini anlatıyor. Sonra devam ediyor; 

” Sana bir şey olacak olacak diye çok korkuyorum, saçının bir teline zarar gelecek diye aklım çıkıyor. “

Sevdiğin insan ölümle burun burunayken dayanmak zor. 
Aynı şekilde Eylem de Fethi’yi kaybetmekten bu denli çok korkuyor. Sonuçta Eylem bir asker sevgilisi herkes gibi o da kötü bir haber alabilirim düşüncesiyle yaşıyor her an. Sadece bunu belli etmiyor o kadar. Ama o haberi aldığında baş edemeyecek olduğunu biliyor, hissediyor. 

Birbirlerini kaybetme korkusuyla yaşadıklarının belirtildiği bu sahne, beni derinden etkiledi. Aklıma Eylem’in ölüm haberini alan Fethi’nin yıkılışı geliyor ya da tam tersi bir durumda Eylem’i tahmin edebiliyorum. ??

Ama ikisinin de bu yolda yürürkenki kararlılığı beni daha çok etkiliyor. Eylem de Fethi de masum insanları kurtarmak için ölümü göze almış iki insan.
Eylem’in “O adamları durduracaksak, gerekirse ben ölürüm.” sözüyle bunun tekrar anlatılması çiftimize özgü çok güzel bir detay oldu.

Değinmek istediğim bir diğer konu beraber hayal kurabiliyor olmaları. Hayalin ne kadar büyük ya da küçük olduğu önemli değil. Birlikte olacaklarını düşünmek ikisine huzur veriyor.
Ve ayrılık sahnesi. 
“Başın sıkışırsa, ne yapacağını biliyorsun demi.”
“Gökyüzüne bakıp üç kere Avcı diycem.”
⭐⭐⭐.  ⭐⭐⭐.  ⭐⭐⭐.  ⭐⭐⭐Bu sahne ilk olduğunda da çok etkilemişti beni şimdi de etkiledi. 
Hele ordaki bakışları; sevdiği adamı hep yanında hisseden bir kadın ve sevdiği kadını hayranlıkla, büyük bir aşkla izleyen bir adam…Bana kalırsa; aşkın en güzel halleri bunlar işte. Sevginin kalplerden taşıp etrafa dağıldığı eşsiz anlar. En çok da iki sevgiliyi sarmaladığı ve birbirlerini korumak için hep orda olacağı hissi güzel. 
Bu sahnenin de benim üzerimde böyle bir etkisi oldu.

Son olarak şunu da eklemek isterim. Eylem ve Fethi’nin tartışmasında Eylem’in kadınları savunması çok güzel bir hareketti. Kadınların tek başlarına, illa bir erkeğe muhtaç olmadan var olabileceklerini anlatılması çok değerli. Verilen mesajın güzelliğine bakıp hayran olmamak elde değil, böyle bir diyoloğu yazanlara da teşekkür etmek isterim. 
Birbirini seven, her daim güvenen, birbiri için endişelenen ve kaybetmekten korkan güzel çiftim; EyFet… 
???
                
A Lady.
error: Korunan İçerik!