tds_thumb_td_300x0
Yıllar Geçse de Unutamayacağımız 20 Dizi

Zamanında kalbimizde aklımızda yer edinen, unutamadığımız diziler olmuştur elbet. Bu yazıda da üstünden kısa veya uzun belirli bir süre geçmiş olmasına rağmen denk geldiğimizde ” ne izlerdim ya, çok güzel diziydi.. ” dediğimiz, sıralamasız bir şekilde 20 diziye tekrardan göz atacağız.

1- Suskunlar

Birbirlerinden başka tutunacak şeyi olmayan, dört küçük çocuğun hikayesi bu. Dört arkadaş. Dört kardeşten öte. Büyümeleri yıllar sürecek sandılar. Ama bazı çocuklar tek bir günde büyür. Basit, masum, tek bir hata yaptılar. Ve çocukluklarına veda ettiler. O günden sonra bir söz verdiler birbirlerine. Sustular. Ve dağıldılar şehrin dört bir yanına. Ama içlerinden biri tutmadı sözünü. Yıllar sonra bir araya topladı hepsini. Başladığı işi bitirmeleri için… Şimdi her biri bambaşka bir adam. Biri gözü kara bir serseri. Biri başarılı bir kanun adamı. Biri hiç büyümemiş, kocaman kalpli bir çocukadam. Biri de sözü ilk bozan. Şehrin dört bir yanından esen dört rüzgar gibi çıktılar bir yola. Arkalarında paylaşılamayan bir aşk, önlerinde sorulacak bir hesap, tek silahlarıysa girdiği her savaştan galip çıkan dostluklarıydı..

2- Ulan İstanbul

İstanbul’da bir dolandırıcılık çetesinin lideri olan Kandemir, yanında yetiştirdiği ekibiyle, kendine özgü tarzı ve ilkeleri olan soygunlar yapmaktadır. Ekibin temel felsefesi; adaletli çalmaktır. İhtiyacı olmayandan, ihtiyaçları kadarını, ihtiyaçtan araklarlar. Ferdi, Karlos, Yaren ve Bahadır’dan oluşan bu tayfayı birbirine bağlayan en temel şey dostluktur. Ancak Kandemir’in, eski ve değerli dostu olan Ali Rıza Kaptan’ın, kendisi yüzünden tuzağa düşürülüp cezaevine girdiğini öğrenmesi her şeyi değiştirir. Kandemir ve çetesi, İstanbul’un eski mahallelerinden birine yepyeni kimliklerle yerleşirler. Bu yalandan ailenin babası Kandemir ve sözde çocuklarının eve yerleşecekleri gün, bir sürpriz misafir daha katılır aralarına. Derya’nın da ekibe katılmasıyla, Kandemir ve 5 çocuğundan oluşan Nevizade Ailesi son şeklini alır.

3- Bir Aşk Hikayesi

Kadere isyanla, aşka yakılan ağıtların arasına sıkışıp kalmış genç bir adam… Geç kalmışlıkların, keşkelerin, aşkı bulduğunda yitirmenin dokunaklı hikayesi. Adı Korkut Ali. Almanya’da yurt dışına evlatlık verilen gençlerle yapılan bir televizyon programında kameralara gerçek ailesi hakkında olumlu konuşan tek gençtir o. Ta ki talihsiz bir olay sonucu ülkesine geri dönene dek. Giderilemez anne hasretini yaşarken bir de aşk girecektir Korkut Ali’nin hikayesine. Benzerine masallarda bile az rastlanacak bir aşkın hikayesi.

4- Sana Bir Sır Vereceğim

Esrarengiz bir şekilde kızını kaybetmiş ve onu arayan bir anne. Oğluna hem annelik hem babalık yapmaya çalışırken, sahip olduğu özel gücün peşindeki kötülere karşı oğlunu korumaya çalışan bir baba. Zihin okuyan, düşünce gücüyle nesneleri hareket ettiren çocuklar ya da sokakta başı belaya girdiğinde kendini görünmez yaparak hayatta kalma savaşı vermiş genç bir delikanlı. Ürettiği elektrikten dolayı sevdiği insana bile dokunamayan güzel genç bir kız. Hepsinin yollarının kesişmesiyle kurdukları aile, aile olmak için kan bağına gerek duyulmadığını gösteren kocaman yürekleri..

5- Kavak Yelleri

Efe, Aslı ve Deniz çok yakın 3 arkadaştır, lise 3. sınıf okumakta ve üniversite sınavlarına hazırlanmaktadırlar. Okula Almanya’dan Mine’nin gelmesi ile olaylar değişik bir hâl alır. Efe’nin ise ailesi ile ilgili bir takım sorunları vardır. Babası onu bir takım şeyler için zorlamakta o ise babasının isteklerine çoğunlukla boyun eğmek zorunda kalmıştır. Ancak büyüdüğü için babasının bu tür davranışlarını kaldıramamaya başlamıştır. Efe hariç diğerleri Üniversite sınavlarını kazanmış ve İstanbul’da okullarına kayıtlarını yaptırmışlardır. Efe ise İstanbul’a çalışmaya gelmiştir. Maceraları İstanbul’da devam etmektedir.

6- Aşk-ı Memnu

Adnan, on bir yıl önce eşini kaybedince, sosyal hayattan uzaklaşıp köşküne çekilmiş, bütün ilgisini kızı Nihal ve oğlu Bülent’e vermiştir. Uzak akraba çocuğu Behlül ile İstanbul’un en önemli yalılarından birinde yaşayan Adnan Bey, yine İstanbul’un tanınmış ailelerinden Melih Bey takımından Firdevs Hanım’ın kızı Bihter’le yıllar sonra tekrar karşılaştıktan sonra, unuttuğu duyguları yeniden hatırlamaya, kış ortasında baharı filizlendirmeye başlar. Firdevs Hanım çok hırslı bir kadındır. Kızlarıyla rekabet halindedir. Bihter babasının ölümünden sorumlu tuttuğu annesine kin duymakta ve Firdevs Hanım’ın kızı olarak anılmaktan büyük utanç duymaktadır. Yalnızlığın ve hüznün içinde Adnan Bey’le karşılaştığında onun güvenli elini tutar ve yeni hayatına doğru yürümeye başlar. Öte yandan Firdevs Hanım için de Adnan Bey en cazip eş adayıdır. Onu elde etmeye çalışırken kızı Bihter’le yolları kesişir ve anne kız arasında yıllarca sürecek büyük bir çatışma başlar. Bihter, Adnan Bey’in köşkünde huzuru, güveni, mutluluğu ararken, tutkuyla tanışır. Behlül ve Bihter birbirlerine doğru sürüklenirler. Yasak aşkları bu ailedeki herkesi ayrı ayrı etkileyecektir. Masumiyet, ihanet bulutlarıyla gölgelenir. Tutku ve aşk sadakati esir alır.

7- Behzat Ç.

Behzat Ç., polis akademisinden 1985’te mezun olmuş fakat arkadaşları meslekte yükselirken aldığı cezalardan dolayı aynı mevkide kalan ve şuan cinayet masasında görevli bir polistir. Yazılı kanunları hiçe saymasıyla ünlü Behzat Ç., adaleti vicdanın sesine göre sağlamayı ilke edinir. Ayrıca özel hayatında yaşadığı travmalar, işini de doğrudan etkilemektedir. İnsanlara karşı güvensiz, ikili ilişklilerinde tutarsız ama samimi bir karakter çizen Behzat Ç.’nin yaşamında en çok değer verdiği insan ise, kızı Berna’dır.

8- Kiralık Aşk

Kendi halinde yaşayan ve garsonluk yapan Defne, 6 aylık bir aşk oyunu teklifini kabul eder. Buna göre, ülkenin en başarılı iş adamlarından birini kendisine aşık etmek zorundadır. Ancak kendini hiç beklemediği bir aşk üçgeninin içinde bulacaktır.

9- Poyraz Karayel

Hayatta değer verdiği her şeyi, işini, eşini kaybeden bir adam, son umudu oğlunu kurtarmak isterken girdiği maceradan sağ çıkabilecek mi? Görevinden uzaklaştırılan polis memuru Poyraz Karayel, özel bir görevle mafya içine sızdırılıp mafya’nın kızına aşık olur..

10- Paramparça

Dizi; farklı zamanlarda yaşanan iki kaza ile yolları kesişen, bambaşka hayallere ve hayatlara yürürken, ayrılmaz bağlarla sonsuza dek birbirlerine bağlanan insanların hayatını ekranlara getiriyor. İstanbul’un Kurtuluş semtinde bir çeyiz dükkanında mütevazi şartlarda hayatını sürdüren Gülseren ile kentin en prestijli restoran zincirinin sahibi Cihan’ın sıra dışı fakat olanaksız aşk hikayesi, Paramparça’ya konu oluyor.

11- Aşk Yeniden

Tüm ailesini, sevdiklerini geride bırakan ve aşık olduğu Ertan’ın peşinden Amerika’ya kaçan Zeynep; elinde bebeğiyle, hayal kırıklığı içinde Türkiye’ye geri döner. Öte yandan Amerika’ya eğitim için giden Fatih de hayalleri mahvolmuş şekilde ülkesine, ailesinin yanına dönmektedir. Aşk kalbi kırık bu iki insanı eve dönüş yolunda yakalayacak ve yeniden kendisine inanmalarını sağlayacaktır.

12- Güneşi Beklerken

Bursa’da mütevazi bir hayat süren Demet ve kızı Zeynep’e, İstanbul’dan bir dost eli uzanır. Demet’in çocukluk arkadaşı Jale, Zeynep’in daha iyi bir eğitim alması için onları İstanbul’a taşınmaya ikna eder. Aslında Jale’nin anne-kız için başka planları vardır. Zeynep yeni okuluna ve çevresine alışmaya çalışırken, her şey yeniden tepetaklak olacaktır..

13- Kuzey Güney

Kuzey ve Güney çocukluklarından beri, birbirlerinde çok zıt karakterlere sahip iki kardeş. Kuzey’in serseri ve umursamaz tavırları, sorumluluk sahibi Güney’i hep sinir etmiştir. Aynı kızı seven Kuzey ve Güney’in birbirlerinden habersiz büyüttükleri sevgileri, Kuzey’in aşkını itiraf edeceği an öğrendiği acı gerçekle tokat gibi yüzüne çarpar. O günün uğursuzluğu bununla bitmeyecektir. Gecenin sonunda yaşanan acı olay, herkesin hayatını sonsuza kadar değiştirir.

14- Leyla İle Mecnun

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen biri kız diğeri erkek iki bebek, hastanede boş yer kalmayınca aynı yatağa konurlar. Ailelerinin “doğar doğmaz birbirlerini buldular” şakası üzerine, bebeklere beşik kertmesi yapılır ve kızın ismi Leyla, oğlanınki ise Mecnun olur. Aradan yirmi beş yıl geçer. Leyla, İstanbul Üniversitesi’nde okurken, Mecnun ise Açık Öğretim’e devam eder. Her ikisinin de birbirlerinden haberi yoktur. Bir sabah, ailesi Mecnun’a durumu anlatınca, Mecnun gönülsüzce annesiyle birlikte Leyla’yı istemeye gider. Fakat ziyaret tartışmayla sonlanır; gönülsüz Mecnun ise Leyla’yi ilk gördüğü anda aşık olmuştur. Leyla’yı etkileyebilmek için sürekli peşinden koşan Mecnun’un rüyasında bir gece Aksakallı bir Dede girer. Fakat bu dede rüyaların da dışına taşar…

15- İçerde

Polis Akademisi’nde aynı dönemde okuyan Sarp ve Mert adında birbirlerine rakip iki öz kardeş.. Mert’in gerçek ismi Umuttur, ama 5 yaşında kaçırıldığı için gerçek ismini kendisi bile bilmez. Kardeş olduklarından habersiz olan bu iki Polis aynı devredir. Sarp akademi birincisi komiser olarak mezun olmaya 1 hafta kala, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi’nin Yusuf Müdürü tarafından makamına çağırılır. Yusuf Müdür odasında Sarp’ı geçmişi ile yüzleştirir. Sarp’ın gözlerinde cevheri görmüştür ve artık Celal Duman’ın başındaki suç örgütünün içine sızdıracağı gizli Polis Sarp’tan başkası değildir. Birlikte iyi bir plan yaparlar. Sarp mezuniyette Yusuf Müdüre silah çeker ve sözde meslekten atılır. Yusuf Müdür Sarp’ı cezaevinde Celal Duman’ın yattığı koğuşa yerleştirir. Sarp bu koğuşta Celal’in adamı Hasan lakaplı ‘Al Yanak’ın güvenini kazanır ve tahliye olması ile Al Yanak Sarp’ı Celal Baba ile tanıştırır. Sarp Yılmaz artık içerdedir.

16- Kara Sevda

Madende bir facia yaşandıktan sonra hayatı değişen genç bir maden mühendisinin hikayesi anlatılmaktadır.

17- Güneşin Kızları

Güneş, 35 yaşında, 3 çocuklu İzmirli bir edebiyat öğretmenidir. 17 yaşındaki birbirinden tamamen zıt karakterli, çift yumurta ikizi olan kızları Nazlı, Selin ve onlardan iki yaş küçük Peri ile kendi hallerinde, mutlu bir hayat sürmektedirler. Derken, Güneş’in karşısına İstanbullu bir iş adamı olan Haluk Mertoğlu çıkar. Haluk ve Güneş birbirlerine âşık olurlar. Haluk’un kısa sürede evlenme teklifi etmesi, Güneş’i şaşkına çevirir. Güneş, teklifi kabul etmek ister ancak; ortada küçük bir sorun vardır. Kızları, henüz Haluk’un varlığından haberdar değildir. İkizlerden Nazlı, bu evliliğe külliyen karşı çıkar. Selin, hem annesi hem de kendisi için bu evliliğin çok iyi bir fırsat olduğunu düşünürken, en küçükleri Peri, annesini mutlu eden seçimin onu da mutlu edeceğini söyler. Nazlı’nın çıkardığı bütün sorunlara rağmen Haluk’un Güneş’ten vazgeçmeye hiç niyeti yoktur.Güneş ve kızları Mertoğlu ailesinin yaşantısının ortasına bomba gibi düşerler. Mertoğlu ailesinin hayatı, hiç de dışarıdan göründüğü kadar mükemmel değildir. Güneş’in kızlarının gelişiyle, tüm dengeler değişecek ve bütün sırlar ortaya dökülecektir.

18- Kaçak Gelinler

Biri gelinlik provasından, biri nikah masasından, biri düğün salonundan kaçan üç kadın; Almilla, Şebnem ve Kainat’ın hayatlarının aşkına yetişmek için gittikleri İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda yolları kesişir. Hayatı bir anda kesişecek ve kader ortaklıkları İstanbul’da da devam edecek, aşkı kovalayan üç kadının iç içe geçen hikayeleri, onları birbirine sımsıkı bağlayacaktır.

19- Medcezir

İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, Tozludere’de yaşayan Yaman’ın başı ağabeyi yüzünden büyük derde girer. O güne kadar kaderini değiştirmek için başarılı bir öğrenci olmaya çalışan Yaman, O gece, istemeden suçla tanışır. Ve Yaman’ın temiz sicili lekelenir. Yaman bütün ümitlerini kaybettiği anda, Av. Selim Serez’le tanışır. Selim, Yaman’ın üstüne bulaşan çamurun arkasında, gelecek vaat eden bir genç adam olduğunu görür. Beladan uzak durmak için çırpındıkça daha çok batan Yaman’ı kendi gençliğine benzetir ve bu çocuğun hikayesinin, demir parmaklıklar ardında son bulmasına izin vermez. Yaman zengin bir avukat olan Selim’in yardım teklifini, önce (gerçek olamayacağını düşünerek) ciddiye almaz, ama eve döndüğünde çıkan olaylardan sonra artık hayatına kaldığı yerden devam edemeyeceğini anlar. Yoksul evden yükselen sesler bir kez daha Selim’e kadar ulaşır. Yaman bu kez Selimin teklifini geri çevirmez ve kötü bir olay yüzünden hayatına giren bu adamın araladığı kapıdan bambaşka bir dünyaya adım atar. Yaman mucizelere gerçek hayatta yer olmadığını bilse de, o kapıdan içeri girmekten başka şansı olmadığını anlar. Yaman’ı, sırtında taşıdığı geçmişiyle, hiç tanımadığı insanların arasında, Tozludere’dekinden daha zor bir hayat beklemektedir.

20- Karagül

Elleri yalısının bahçesindeki topraktan başka toprağa değmemiş bir kadın ve bu kadını bir yalanı yaşamaya mahkum etmiş bir adam. Ve kadın en ummadığı anda gerçeklerle birbaşına kalır.Şimdi hayat onu, kaybettikleri için savaşa davet ediyor . Hayat, onu çocukları için ayakta durmaya ve uzak diyarlarda yeniden doğmaya çağırıyor.İmkansıza inat yaşayan, başka topraklarda yeniden doğan kadınların hikayesi…

Kocaman Ailem 1. Bölüm: Bir Adam, Üç Kadın, Üç Çocuk

Başrollerini Levent Ülgen, Emre Karayel, Aksel Bonfil, Çağla Demir ve Buse Arslan Akdeniz‘in paylaştığı, senaryosunu Nuray Uslu, Şeyda Delibaşı, Aylin Eren ve Nergiz Herdem İnce’nin kaleme aldığı, yönetmenliğini Hakan İnan‘ın üstlendiği, yapımcılığını ise Banu Akdeniz‘in yaptığı ‘Kocaman Ailem’ dizisi geçtiğimiz perşembe yayın hayatına başladı.

Yaz’ın başlarında hayatımıza giren dizimiz, Pastırma ve sucuk fabrikası sahibi Hulusi’nin (Levent Ülgen), geçirdiği kaza sonucu ölümün soğuk nefesini ensesinde hissetmesiyle bunların başına neden geldiğine dair bir vicdan muhasebesine girişmesini, geçmişte kalplerini kırdığından ve bu sebeple ahlarını aldığını düşündüğü üç kadını bulması için oğlu gibi sevdiği Demir’i (Aksel Bonfil) görevlendirmesini, Hulusi’nin sadece helalleşmek için yeniden bir araya geldiği üç kadından üç çocuğu olduğunu öğrenmesini konu alıyor.

Hulusi kendi şirketine sahip olmasına rağmen aşırı tasarruflu yaşıyor hayatını. Ya da Nurten’in deyimiyle ‘Pinti’ mi demeliydim? 🙂 Evet bir de Nurten faktörümüz var. Kocası Şinasi’yi kendi gölgesinde bırakıyor hep, Şinasi pek kendi fikrini söyleyemiyor izlediğimiz kadarıyla. Söylese bile uzun vadeli olmuyor Nurten tekrar gölgeliyor kendisini. Senaristlerimiz de sanırım toplumumuzun normal gördüğü, normalleştirdiği bir konu’nun aslında tam tersi de olabileceğine dikkat çekmeye çalışmış. Nurten’in servet aşkını da es geçemeyeceğim, servet avcısı değil sadece biraz servet takıntısı olan bir kadın kendisi. Sanırım kendisinin de dediği gibi ne hayallerle gelin geldiği evde istediği hayatı yaşayamayınca servet’e takmış olmalı kafayı. Şinasi’yi de peşinden sürüklüyor işte.

Demir’le Elif’e geçmek istiyorum, fazlasıyla naif bir o kadar da heyecanlı bir ilişkileri var. Birbirlerine ne kadar kızsalar da kopamıyorlar, en sonunda yine birbirlerinde buluyorlar kendilerini. Hele ki şu yemekte karşılaşma sahnesini alnıma yapıştırıp gezebilirim sanırım. Aikido hocasını bile deviren Kıskanç Elif yapmışlar olmuş. Demir’in masa sahnesi de bir o kadar oturmuş sahneye. Bu kadar heyecanlı bir ilişkininde bazı noktalarda kırılacağı düşüncesinden de alamıyorum kendimi. Demir artık Elif’in öz annesinin yaşamadığını biliyor ve verdiği söz yüzünden Elif’e bundan bahsetmeyecek muhtemelen. Kırılma noktaları da tam bu olay olacak. Kısaca ‘benden neden sakladın Demir?’ mevzusuna giriş yapacaklar bir nevi, canımızı da çok yakacaklar. 🙂 Bizde o noktaya kadar birazcık çiftimizin tadını mı çıkarsak?

Annelerimize yani üç kadına gelirsek de en sakinleri Jale oluyor muhtemelen. Onunda sakinliği Hulusi’yle bir bağlantısı olmaması tabiki. Ayşe ve Sevgi de öyle sinirli gözüktüklerine bakmayalım, kocaman yürekleri var kesinlikle. Her kadın da yok mudur o kocaman yürek?

Karakol’a geldiklerinde verdikleri ifadeler beni kahkahalara boğmadı desem yalan olur. Sucuk tarifi çalmak nedir? Bizim Hulusi’nin de nerden sucuk işine giriştiği anlaşılmış oldu bir nevi.

Jale, Ayşe ve Sevgi’yle tanıştığında ortama uyum sağlayacağını düşünüyorum ben. Ama Ayşe ve Sevgi’nin kendileri için pek aynısını söyleyemiyoruz sanki? Onlarında bir ortak nokta bulup iyi anlaşmalarını isterim açıkçası. Yolları açık olsun. 🙂

Selim ve Ahmet kombinasyonu sadece benim hoşuma gitmiş olamaz bence. Anlaşamıyorlar gibi gözükselerde ikisi de zehir gibi kafa çalışıyor işte. Selim zaten komik bir karakter, üstüne Ahmet’in verdiği o bilimsel cevaplar tuzu biber oluyor sahneye. Sadece beni bölüm boyunca rahatsız eden kısım Ahmet’in üstüne kurulan ‘tipe bak’ ithamıydı. İlk başta güldük eğlendik, baktım replik aldı başını gidiyor. 🙂 Ama genele bakarsak bir o kadar da tatlılar.

Üç kardeş arasında en iyi anlaşacaklar arasında da Elif ve Selim var. Birebir aynılar, biri erkek hali biri kız. Selim ve Elif dayanışmasından neler çıkar hayal edemiyorum, güzel sahneler yakında dolaşıyor sanki..

Kocaman Ailem 2. Bölümüyle 7 Haziran Perşembe akşamı saat 21.00’da ATV ekranlarında..

13 Reasons Why’ın İlk Sezonuna Bakış

İntihar’ın bir çözüm olmadığını, aslında her zaman yaşamak için bir sebebimiz olduğunu bize anlatmak isteyen Orijinal Netflix dizisi 13 Reasons Why, 18 Mayıs 2018‘de 2. Sezonuyla karşımıza çıkacak. Bizde 1. Sezon da neler yaşadık hep beraber tekrar gözden geçirelim.

Hannah Baker her liseli genç kız gibi aşık olmayı, eğlenmeyi, en önemlisi de yaşamayı hakediyordu bana sorarsanız. Ancak kimi zaman ‘ufak sorun’ diye geçiştirdiğimiz şeyler, o insan için çok şey ifade ediyor olabilir. Hannah’nın da yaşadığı şeyler çığ gibi büyüyüp onu intihara sürükledi. Kabataslak bakarsak olayın özeti neredeyse bu şekilde, ama bir de daha da detaya mı insek?

Hannah’nın da dile getirdiği gibi, her şey Justin’in arkadaşlarına ‘bu kızla flörtleşiyoruz, tam da benlik ha!’ havasını atıp, artistlik yapmaya çalışmasıyla başladı. Hannah sadece bir çocukcasına parkta Justinle bulunmak, ilk öpücüğünün orada ona ait olmasını istiyordu. Her şey buraya kadar mükemmel gidiyor değil mi? Ta ki Justin, Hannah’nın kaydıraktan kayarken fotoğrafını çekmesine kadar, arkadaşlarının bu fotoğrafı okulda ki herkese atmasına izin vermesine kadar. Şimdi bakıyorsunuz, son cümlem de bir nokta var, ‘arkadaşları’. Justin, Hannah’nın kendisinin sevildiğini hissettiğini, mutlu olduğu bir anı arkadaşlarına gösterecek kadar ne yaşamış olabilirsin? Bazı şeyler özeldir, özel kalmalıdır.

Gelelim bir de Jessica’ya. Açıkcası Jessica’ya kızdığım çok nadir birkaç konu var. Hannah senin en yakın arkadaşınken aranıza Alex’i aldınız eyvallah, ne güzel. Peki sırf Alex’i sevdiğin için Hannah’ya tokat atmana, arkadaşlığınızı bitirip onu incitmeye ne gerek vardı? Tecavüze uğradığın için gerçekten sana yüklenemiyorum yüreğim el vermiyor, yoksa söylenecek şeyler var.

Bryce sıra geldi sana. Sana söyleyecek pek fazla bir şeyim yok, yaptıklarının mantıklı bir açıklaması yok çünkü. Jessica’ya sarhoşken bilinci kapalıyken, Hannah’ya ise zorla tecavüz ettin. Jessica’yı inkar ettin, Hannah için ‘kendisi de istedi, hayır demedi’ dedin. ‘İstemiyorum.’ demesi senin için yeterli değil miydi? İlla ‘hayır’ mı demeliydi? Ne yani ‘hayır’ın bir büyüsü falan var da biz mi bilmiyoruz? Bryce sana söylenecek pek fazla söz yok zaten, Hannah’nın intiharının en büyük nedenlerinde başı çekeceğinden eminim. Söylemeden de geçemem, hiçbir kadın bunları hak etmez, umarım 2. sezon da sürekli gözüküp beyin nöronlarımızı tek tek tüketmezsin.

Ben açıkçası Hannah’nın ölümünde ki en büyük etkenlerin, Justin, Bryce, Jessica üçlüsü olduğunu düşündüğüm için onlardan bahsetmek istedim sadece. Diğerleri yardımcı karakter gibiydi bana göre.

Ve Clay… Clay’in kendi kasetinin olduğu bölümde bir flashback sahnesi vardı, Hannah ‘neden bunu ben hayattayken söylemedin?’ diyordu. Açıkçası benim diziye başlama noktam olmuştu o replik, beni direkt kendisine çekti. Her izlediğimde hala tüylerim ürperir mesela. Clay’in gerçekten çok masum sevmiş oluşu da üzüyor beni, utangaçlığı bir yana okulda ki dedikoduların üstüne Hannah’ya ilan-ı aşk edemeyeceği de bariz belliydi. Sonra kendisi de çok pişman oldu, tekrar bir replikle gelmek isterim.. Tony Clay’e, ‘İnsanları konuşarak hayata bağlayamazsın.’ tarzı bir şey söylüyordu Clay ise ‘Ama deneyebilirsin.’ diyordu. Kesinlikle etkilendiğim repliklerden biriydi. Belki kesin olarak o kişiyi hayata bağlayamayız ama deneyebiliriz. Bakalım 2. sezon da bizi neler bekliyor, 18 Mayıs’ta görüşmek üzere…

error: Korunan İçerik!