Ekranlara İlaç Gibi Gelen Bir Yaz Esintisi: Muhtemel Aşk 

Ekranlara İlaç Gibi Gelen Bir Yaz Esintisi: Muhtemel Aşk 

Bu yazımda klavyenin başına her zamankinden biraz daha farklı, biraz daha heyecanlı bir enerjiyle geçtim. Neden derseniz, galiba köşemizde uzun soluklu olacak yeni bir yazı serisinin ilk adımlarını atıyoruz. Genellikle dijital platformlardaki yapımlar ya da sinema filmleri üzerine kalem oynatmaya alışkın olan beni, bu kez bir ana akım televizyon dizisi yakaladı ve dürüst olmak gerekirse ekran başına fena tutuldum.

Mafya ve Töre Karanlığından, Sıcak Yaz Akşamlarına

Kış sezonu boyunca ekranda dönen mafya hesaplaşmalarından, bitmek bilmeyen şiddet sarmallarından ve töre dramlarından tabiricaizse içimizin bunaldığı, kan kusacak seviyeye geldiğimiz o karanlık dönemden sonra, nihayet ilaç gibi bir dönem başladı. Bize yıllar öncesinin o samimi, içimizi ısıtan televizyon sıcaklığını hatırlatan yaz dizileri ekranları sarmaya başladı. İşte o yapımların arasında parıl parıl parlayan, enerjisiyle hemen ayrışan bir iş var: Muhtemel Aşk!

Yapımcılığını MF Yapım’ın üstlendiği, yönetmen koltuğunda ise rejisine güvendiğimiz Altan Dönmez’in oturduğu dizi, daha ilk bölümleriyle sosyal medyada kelimenin tam anlamıyla bir kasırga etkisi yarattı. Başrolleri paylaşan Ekin Koç, Ayça Ayşin Turan ve Feyyaz Şerifoğlu ise projenin en büyük lokomotifleri.

Muhtemel Aşk

Borçlar, Davalar ve Muhteşem Klişeler

Dizi, iki üniversite arkadaşıyla el ele verip bir hukuk bürosu açan, lakin biriken borçları yüzünden haciz kıskacına giren Defne’nin mücadelesiyle açılıyor. Defne; dışarıdan son derece sakin, nazik ve sempatik görünse de aslında kendini korumak için ördüğü duvarları, gizli dikenleri ve geçmişten gelen derin bir güvensizlik duygusu olan genç bir avukat. Ailesi Bursa’da yaşarken, kendisi İstanbul’da ünlü iş adamı Levent Bartıner’den (Cansel Elçin) aldığı bursla okulunu bitirmiş. Ancak meslek hayatında işler pek de hayal ettiği gibi pembe gitmiyor.

Arkadaşlarını yarı yolda bırakmak istemeyen ve ideallerinin peşinden giden Defne, borç bataklığından kurtulmak için tehlikeli ama cazip bir fırsatın kucağına düşüyor: Geçmişleri kirli ve birbirlerine düşman olan iki güçlü ismi, Kadir ve Tolga’yı aynı projede çalışmaya ikna etmek!

Kadir, Adanalı zengin bir müteahhit; Tolga ise yine oldukça varlıklı bir mimar. Defne, önündeki büyük borcu kapatabilmek adına daha büyük bir risk alarak Levent Bartıner’in davetine gidiyor ve kaderini değiştirecek bu iki adamla tanışıyor. Tolga ile flörtöz ve normal başlayan tanışma, Tolga’nın telefonuna gelen talihsiz bir mesajla Defne için bir hayal kırıklığına dönüşüyor ve kahramanımız mekandan kaçıyor. İşte tam o an, valede arabasını beklerken Türk dizi tarihinin o muhteşem, eskimeyen klişelerinden biri gerçekleşiyor: Defne, sinirli haliyle Kadir’i vale zannedip hırpalıyor! Tabii ki hikaye burada bitmiyor; Tolga, Defne’nin peşini bırakmamaya kararlıyken, Kadir ile yolları da kaderin cilvesiyle bir boşanma davasında yeniden kesişiyor.

Tatlı Dilin Bitip Tırnakların Çıktığı An: 4. Bölümde Boşanma Krizi

Dizinin son yayınlanan bölümünde ise cepheler iyice daraldı ve netleşti. Bölümün en majör konusu, Kadir ve anlaşmalı bir evlilik yürüttüğü Leyla Hanım’ın boşanma süreciydi. Kadir, başlarda süreci son derece yapıcı ve sakin yönetmeye çalıştı; Leyla’yı “Sen kendi hayatına, ben kendi hayatıma” diyerek ikna etmeye çabaladı, hatta sonrasında onu asla mağdur etmeyeceğinin garantisini verdi. Ancak karşısında aşık değil, adeta takıntılı bir Leyla vardı. Kadir’in tüm mantıklı argümanlarına rağmen Leyla “Sana aşığım” diyerek nazı da aşan bir üstelemeye girişti.

Ayça Ayşin Turan ve Ekin Koç

Kadir’in sabır taşının çatlamasının ardında ise çok net bir motivasyon vardı: Defne’ye olan aşkı ve onu Tolga’ya kaptırma korkusu! En sonunda Leyla’nın bahane olarak sunduğu “Abilerim sorun çıkarır” kartına karşı Kadir adeta delirdi ve “Arayın Adana’daki herkesi toplayın, abileriyle yüzleşeceğim” restini çekti. İşte o an Leyla, Kadir’in sevdası uğruna ölümü bile göze aldığını, geri adım atmayacağını anlayınca pes etmek zorunda kaldı ve boşanmayı kabul etti. Biz de ekran başından şu mesajı aldık: Bazen tatlı dil işe yaramıyor, haklılığını korumak için tırnakları çıkarmak gerekiyor!

Birbirini Ezbere Bilen İki Eski Dost: Kadir ve Tolga

bölümde hikayeyi besleyen harika bir komedi sosu da vardı. Tolga’nın Defne’yi etkileme çabalarına karşı Kadir’in adeta bir kahin gibi “Şimdi şunu yapar, ardından böyle davranır” diyerek Selim’e verdiği tüyoların hepsi bir bir gerçekleşti. Bu sahneler bizi güldürürken, alt metinde Tolga ve Kadir’in geçmişte birbirlerini ne kadar derinlemesine tanıdıklarını ve Kadir’in Tolga’nın ciğerini bildiğini kanıtlar nitelikteydi.

Ancak ortada hala çözülmeyi bekleyen muazzam bir gizem var: O meşhur eski fotoğraf! İlk başta o karedeki kadının Leyla olduğunu düşünmüştüm ama diğer karakterlerin onu neden tanıyamadığı kısmı bende bir soru işareti yarattı.

Belki de Tolga ile Kadir’in geçmişte paylaşamadığı, Tolga’nın yüzüstü bıraktığı ve Kadir’in Adana’da sahip çıktığı o kadın Leyla değil, bambaşka biridir? Hikaye bu yönüyle klasik bir “kadını etkilemeye çalışan iki erkek” klişesinden sıyrılıp, arkası yarın tadında kaliteli bir gizem sosuna kavuşuyor ki bir yaz dizisi için bu derinlik gerçekten takdire şayan.

Ekin Koç ve Feyyaz Şerifoğlu

Üstelik 4. bölümde hikayeye dahil olan Defne’nin araştırmacı gazeteci kuzeni de tuzu biberi oldu. “Kan çıkacak” bir manşet peşinde koşarken, Defne’nin sadece kişisel bir merakla araştırmasını istediği o fotoğraftan devasa bir malzeme yakaladı. Kuzenin iş arkadaşının “Kadir’den uzak dursun, yoksa çok üzülür” uyarısı ise gerilimi zirveye taşıdı. Bu hikayede kim haklı, kim haksız, yoksa herkes kendi dünyasında mı haklı? Bunu bölümler ilerledikçe göreceğiz ama Tolga’nın ısrarla geçmişi anlatmaması, Kadir’in ise Levent Bartıner’in köşkünde Tolga’ya “Seni de, onun yaptıklarını da affetmeyeceğim” deyişi arkada çok büyük bir dramın yattığını gösteriyor.

Alttan Gelen Tehlike: Kardeşlerin Çatışması

Dizide senaryoyu besleyen harika bir yan çatışma daha filizlendi. Bir tarafta avukat Defne ve müteahhit Kadir varken; diğer tarafta Defne’nin erkek kardeşi ile Kadir’in kız kardeşi Zeynep arasında ufaktan bir flört başladı.

Melis Minkari ve Özgür Berber

Ancak Defne’nin erkek kardeşi borçlarını kapatmak için çok tehlikeli sulara, madde alışverişi işine girdi. Bu yasa dışı trafiği yönetirken aracı bulamayınca Zeynep’i kullanmak zorunda kaldı. Belli ki bu durum Zeynep’in başını fena yakacak ve ilerleyen bölümlerde Kadir ile Defne arasında devasa iniş çıkışlara, çok sert bir ihaleye sebep olacak.

Sosyal Medyanın Kararı: Neden “DefKat”?

Şu an sosyal medyanın nabzını tuttuğumda ezici bir çoğunluğun “DefKat” (Defne & Kadir) cephesinde saf tuttuğunu görüyorum. Bunun en büyük sebebi, bu ikilinin ekranda çok daha karikatürize, zıtlıklardan beslenen ve ilgi çekici bir çift olması. Defne her ne kadar haşin, kaktüs gibi kendini koruyan alımlı bir kadın olsa da; karşısındaki Tolga figürü hepimizin ezbere bildiği elit, zengin, yakışıklı ama pek bir esprisi olmayan düz bir mimar profili.

Ancak o şoförlerin, plazaların, Tolgaların olduğu elit dünyaya Adanalı müteahhit Kadir’in o kendine has jargonu, hareketleri ve doğallığıyla dalması izleyiciyi yakalıyor. Tabii burada Ekin Koç’un muazzam oyunculuk yeteneğini ve karakteri arşa çıkaran komedi zamanlamasını unutmamak gerek. Kadir şu an karikatürize ve eğlenceli kimliğiyle Tolga’nın fersah fersah önünde. Elbette geçmişteki o sırlar açığa çıktığında Playboy imajının altından Tolga’nın haklı gerekçeleri çıkarsa kartlar yeniden dağıtılabilir.

Ama yine de benim safım şimdilik çok net: Sonuna kadar Kadir’ciyim!

Diziyle birlikte sosyal medyada dönen mizah kültürü de izleme keyfini ikiye katlıyor. Defne ve Kadir ikilisi için yapılan benzetmeler gerçekten dâhice:

Latte & Madde 

Avukat & Vukuat

Keko & Kiko

Adriana Lima & Adana Limanı

Sosyal medyanın bu yaratıcı listesine ben de bir yazar katkısı yapıyor ve ekliyorum: Kebap & Gimbap!

Görünen o ki hem romantizmi hem de yüksek gerilimli gizemiyle bu yaz bize harika bir seyir zevki sunacaklar. Ekran hanemize bir kez daha hayırlı uğurlu olsun, ömrü uzun olsun!

Okuduğunuz için teşekkür ederim. 5. bölüm analizinde, yeni teorilerle görüşmek üzere!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!