Off Campus: Bir Kampüs Hikâyesinden Daha Fazlası

Off Campus: Bir Kampüs Hikâyesinden Daha Fazlası

Herkese selamlar. Nasılsınız? Umarım sağlığınız ve keyfiniz yerindedir.

Bu yazımda sosyal medyada Jennifer Lopez’in “On The Floor” şarkısıyla viral olan 10 saniyelik sahnesiyle büyük yankı uyandıran Off Campus dizisinden bahsedeceğiz.

Ben Türk ve Yabancı ayırmaksızın gençlik dizisi izlemeyi çok severim. Bu yazımda da sizlere dizide kimleri ve neleri neden sevdiğim hakkında birkaç şey söyleyeceğim, bakalım benimle aynı fikirde misiniz yoksa neleri farklı düşünüyoruz?

Öncelikle bu dizinin bu denli yankı uyandırma nedeni; sosyal medyada haftalardır sıkça dolaşan, dizideki “Allie” karakterinin JLO’nun en popüler şarkılarından “On The Floor” ile dans ettiği 10 saniyelik o meşhur sahne…

Gerek Twitter’da, en çok da Instagram’da bu sahnenin çok fazla editini gördüm ve o sahneden etkilenerek diziye başladım. Çoğunluk Allie ve Dean için ölüp biterken, ben bambaşka bir çifte tutuldum.

Hannah ve Garrett. Yani namıdiğer Wells ve Graham ikilisi.

Zaten dizinin ilk sezonunun başrolü bu muhteşem ikili.. Hannah maddi olarak sıkıntıda olduğu için hem okuyup hem yarı zamanlı çalışırken, öte yandan da bursunu kaybetmemek için şarkı yarışması kazanması gereken bir müzisyen adayı.

Garrett ise okulun en yakışıklı, karizmatik gençlerinden olmakla birlikte ünlü bir hokeyci olan babasının izinden giden bir kaptan ve hokey oyuncusu.

Bu diziyi diğer gençlik dizilerinden ayıran en güzel detay; içinde bolca dostluk, gerçek aşk ve samimiyet barındırması. Dizide şiddet ve kaos neredeyse hiç yok. Olan şiddet de dizinin erkeklerini havalı gösteren bir unsur değil, kontrol edilmesi gereken kötü bir şey olması şeklinde yansıtılmış.

Gençlik dizilerinde görmeye alıştığımız o entrikalar, arkadan iş çevirmeler ya da sırf drama olsun diye yaratılan gereksiz olaylar bu dizide yerini birbirinin omzuna yaslanan arkadaşlara bırakmış.

Gençler birbirlerini o kadar seviyor, destekliyor ve eğleniyor ki istemsizce siz de kendinizi o kampüsün içinden biri gibi hissetmeye başlıyorsunuz.

Dean, Logan, Tucker ve Garrett’ın soyunma odası muhabbetleri, birlikte yaşadıkları evdeki tatlı didişmeleri, Allie ve Hannah’ın birbirlerini her konuda destekleyen, içlerinde hiç fesatlık olmayan saf ve temiz dostluğu insanı izlerken güvende hissettiren cinstendi. 

Normalde gençlik işlerinde o fırlama, goygoy peşinde koşan eğlenceli erkek karakterler benim de çok hoşuma gider ama ne yalan söyleyeyim, Dean ve Allie’nin ilişkisi bana pek geçmedi. Belki de artık yaş alıp yetişkin olmaya başladığımdan mıdır nedir orasını bilemem ama onların açısından sadece “anlık arzu ve tutku” görmek beni tatmin etmeye yetmedi. Daha doğrusu evet çekicilerdi iyi hoşlardı ama hikayeleri yüzeysel kaldı en azından bu sezonda.

Dean tam bir çapkın, sınırları olmayan, fazlasıyla gevşek bir karakter. Garrett için de kağıt üzerinde “çapkın” diyorlar ama ben Garrett’a o çapkınlık etiketini hiç yakıştıramadım.

O ilk andan itibaren bana daha ağırbaşlı, efendi ve sanki en başından beri kimseyle günübirlik yaşamayan, ciddi bir aşk peşindeki gizemli bir adam enerjisi verdi. Hani hep derler ya, “Bak ne kadar çapkın bir erkekti ama gerçek aşkla nasıl farklı bir adama dönüştü diye, işte bu cümleyi Dean için kurabilirim ama Garret için kuramam. Garret, arkadaşına yardım etmeye çalışırken aşık olan bir adam olarak tasvir edilir en fazla.

Dean, Allie’den o dans sahnesinde cinsel olarak etkileniyor, onun çekiciliğine kapılıyor ama altına iniyorsunuz, ortada tatmin eden bir hikaye yok. Daha doğrusu sağlam bir hikaye yok. Allie’nin annesinin babasını çok sevdiği ve ne olursa olsun bırakmamasından etkileniyor Allie.. Bu sebeple iki yıllık ilişkisi olan Sean’dan başkasını sevmesinin suç olduğunu düşünüyor.

Allie ise Sean’ı ne kadar sevse de zamanla hedeflerinin farklı olduğu ortaya çıkıyor ve Sean Allie’nin hayat tercihlerine saygı duymuyor onu kendi hedeflerine alet etmeye çalışıyor. Hal böyle olunca Allie de Sean’dan haklı olarak ayrılıyor ve yeni bir aşk arıyor.

Tam bu noktada “Aha kesin Dean ile hikayeleri başlayacak çok tatlı” dediğim esnada Allie, Dean ile takılırken gidip barda gördüğü alakasız biriyle de yatıyor. Bu yüzden gerçekçi gelmedi bana.

Dean mesela çatı katında Allie ile sohbet ederken durumunu soruyor, Allie iki yıllık uzun ilişkisinin yeni bittiğini ve “farklı insanlarla takılmak lazım” kafasında olduğunu söylüyor. İkisi de aynı dünyanın insanı olunca aralarındaki o çekim bana sahici gelmedi, tamamen cinsellikten ibaret kaldı. 

Bu yüzden özellikle Hannah ve Garrett’ın ilişki dinamiğini çok sevdim. İkili başta birbirlerine tamamen çıkar için yaklaştılar elbette. Bu çıkarın sonunda gerçek bir aşka dönüşeceği zaten belliydi ama önemli olan bu sürecin ne kadar sağlam adımlarla işlendiğiydi.

Hannah kendince besteler yazan, lisede kendisine istismarda bulunan bir hokey oyuncusu yüzünden aşka ve bedenine küsmüş bir kız Bu sebeple de kendini çoğu insani hisse kapatmış, hiçbir şeyden ilham alamıyor.

Hannah ise Allie’nin aksine teselliyi başka erkeklerde aramayan, aşkının da acısının da farkında olan, sahici bir kız. Onun bu net karakteri beni çok etkiledi. Üniversitede ise bir yandan burs alabilmek için bir şarkı yarışması kazanması gerekiyor, diğer yandan da partilerde şarkısını dinleyip kendisine aşık olduğu Justin’e açılmanın yollarını arıyor. Bu konuda ise hokey oynamaya devam edebilmesi için felsefe dersinde başarılı olması gereken Garrett ile birbirlerinin yardımına yetişiyorlar.

Tabii bu yardım da bana çok masum gelmedi orası ayrı. Başkasına aşıkken onu etkilemek için bir başka erkekle sahte de olsa ilişki yaşaması bana biraz genişlik gibi geldi doğrusu ama genelde yabancılarda bu tür şeyler Türklerdeki gibi ayıp değil. Zaten en önemlisi onlar çok da mantıklı düşünmeyen bir avuç ergen. Yine de her şekilde Hannah ve Garret’in ilişkisi çok daha inandırıcıydı.

Garrett ona Justin’i nasıl etkileyebileceği hakkında taktikler verirken aslında çok daha büyük bir şey yapıyor. Hannah’nın kendini yeniden keşfetmesinde ve öz güveninin gelişmesinde devasa bir rol oynuyor. Bu anlaşmanın Garrett dersten geçer not alıp Hannah ise Justin’i etkiledikten sonra bitmesi gerekirken, asıl her şey yeni başlıyor.

Garrett, Hannah’ya zorla bir ilişki dayatmıyor, aksine ona kaybolan o güveni aşılıyor. Lise travmasının ardından, Hannah’ya bedeninin ne kadar değerli olduğunu, cinselliğin korkulacak bir şey olmadığını sabırla ve saygıyla hissettiriyor.

Onu mutlu edecek şeylerin peşinden gitmesini söyleyerek ona hem sevgi hem de cinsellik anlamında müthiş bir özgürlük ve güven alanı sunuyor. İşte bu yüzden Hannah ve Garrett’ın aşkı o kadar sağlam, o kadar gerçek ki, Dean ve Allie’nin o “hızlı tüketim” aşkı yanlarında çok sönük kalıyor. 

Toparlamak gerekirse sosyal medyadaki o 10 saniyelik dans sahnesi için ekran başına geçip, kendimi bambaşka bir dünyada buldum diyebilirim.

İkinci sezonda Dean ve Allie’nın hikayesinin ağırlıklı işleneceği duyuruldu. İlk sezonda ilişki bana yüzeysel ve anlamsız gelmişti ama ikinci sezonda bu durum değişir diye düşünüyorum. Başrol bu ikiliyse hikayelerine derinlik katılacaktır.

Okuduğunuz için teşekkür ederim! Siz hangi çifti daha çok sevdiniz ve neden? Fikrinizi tweet alıntılarında beklerim 🙂 Kendinize cici bakın! 🩷

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!