1 haftalık aradan sonra hepinize tekrar merhaba sevgili tozlu yaka ve ZeyÇağ kitlesi!  

Geçen hafta yoğunluğumdan ötürü izlediğim 20. Bölümü yorumlayamadım. İzlemekle yetindim sadece. Ki belki bileniniz vardır ben diziyi canlı olarak takip edip anlık tweet atmıyorum. Dikkat bozukluğum olduğu için hem diziye odaklanıp hem yoruma odaklanamıyorum. Gece tekrarını seyredip sonra burada analiz çalışması yaparak sizlere sunuyorum.  

20. Bölüm çok tatlıydı. Özellikle ZeyÇağ açısından. Olaysız, sadece aşk içeren bir bölüm seyretmiştik. 20. Bölümde ZeyÇağ bakımından Zeyno ve Çağrı’nın gizli buluşmalarını, Mavi ve Duru’nun desteğiyle Çağrı’nın annesi tarafından düzenlenen akşam yemeği kaçamağına hazırlanıyorduk. Bu süreçte Arap bakımından bazı yanlış anlaşılmalar da meydana gelmişti.  

Bizim Tozlu Yaka ekibi Zeyno’ya sırt çevirmişlerdi lakin bölüm sonunda Çağrı birden elinde güllerle kızların yanında bitmişti. 21. Bölümde ise bu ateşkesin nasıl ilan edildiğini gördük. 

Benim bir önceki bölüm hakkında küçük bir detay yorumum var. Çağrı Mavi ile Zeyno hakkında konuşurken “Asıl sorun Zeyno’nun onları kaybetmemek için benden vazgeçmesi.” Demişti. Çağrı, sen bence biraz Zeyno’nun sana artık ters yapmadığına ve kapılarını sana açtığına şükret. Bir tarafta çocukluk arkadaşları, öte tarafta kafa karışıklığından kurtulmaya çalışıp aşka hazır olup olmadığını üzerinde anlamaya çalıştığı kişi olarak sen… Zeyno da bu konuda arada kaldı. Ve hepimiz çok net biliyoruz ki Zeyno Ali ve Arap tarafından çok fazla manipüle ediliyor. Aslında bu durum da biraz Çağrı’nın eski arkadaş grubundaki yerine benziyor. Zaten ilk bölümlerde karakter tanıtımlarında görmüştük, Çağrı da arkadaşları tarafından sıklıkla manipüle edilen saf bir karakterdi.  

Yine bir benzerlik bulduk 🙂  

Geçen bölüme çok detay eklemek istemiyorum ve bu bölüme geçiyorum.  

Bu bölüm bizim ekip yarışmayı kazandı. Arap paranın bir kısmını Çağrı’ya vermek istedi ama Çağrı kabul etmedi, Zeyno için katıldığını söyledi. Bu çok tatlı bir davranıştı. Zaten Çağrı’nın o parayı kabul etmeyeceğini biliyorduk. Tabii Çağrı o sahnede Arap kendini mahcup hissetmesin diye işi şakaya vurarak “Eşek değilsen bir şey ısmarlarsın” dediğinde kocaman gülümsedim. Arap ve Ali’nin de Çağrı’yı aralarına aldığı tescillendi.  

Ekip hep beraber yemeğe ve bowlinge gittiklerinde arada geçen muhabbete ben çok sinirlendim. Kafeye ilk gittiklerinde adamlar kızlara bakmasınlar diye onları adamların bakamayacağı yerlere oturttular. Tamam, bunda çok da kötü bir niyet yoktu lakin oturduklarında Çağrı’nın Arap’a carlayan Zeyno’ya “Ya tamam sen neden karışıyorsun biz hallettik işte” dediği yerde ben bir duraksadım.  

Çağrı’cığım… Öhmm… Kızla sevgili oldun diye hemen erkeklik damarın mı tuttu pardon?  

Hadi Arap’ı anlıyorum, kendisi zaten Vedat Narinses gibi geri zihniyetli bir adamla büyüdüğü için biraz daha kafasal olarak geride de sana ne oluyor?  Sen Önder Koçak gibi modern bir babayla büyüdün. 

Özellikle okuldaki münazara sahnesinde hoca “Kadınlar ve erkekler eşit değildir diyen?” dediğinde Arap’ı zaten geçtim de, Çağrı ve Ali’nin el kaldırması…  

Bu manzarayı Derya ve Önder görse gerçekten utanırdı. Size böyle mi öğrettiler?  

Bence Çağrı ilk bölümlerde kesinlikle böyle bir karakter değildi. Kadınlara fazlasıyla saygı duyan bir karakterdi. Bunu en basit örnek olarak Önder’in Nesrin’e bağırdığı sahnelerde Çağrı’nın annesini savunma şeklinden bile anlayabiliriz.  

Eğer bu davranışlarının sebebi Arap ve Ali’nin gözüne girmekse, bu yol doğru bir yol değil.  

Umarım Çağrı ilerleyen bölümlerde ilk bölümlerdeki aklı başında haline geri döner. Ben o hafif asabi, düşüncelerini korkmadan dile getiren, korkak sanılmasına rağmen aslında herkesten daha cesur ve deli yürek olan Çağrı’yı özledim. Bu karakteri bozmayın. Sözüm meclisten dışarı.  

Bunların dışında romantik sahneleri, izleyen insana diş sıktıracak cinstendi. Çok tatlılardı. Çağrı’ya da bir maaşallah demek lazım, bulduğu her fırsatta öpüyor Zeyno’yu.  

Bu bölümdeki öpüşme sahnelerinde Zeyno’nun çok küçük bir dokunuş yapması da tatlı bir detaydı. Tabii Çağrı’nın beklentisi çok daha derin bir öpücüktü ama Zeyno da yeni açılıyor işte. Zaten ilişkinin temelini attıran birçok şeyi atlattık. Çok da tatlı bir çift oldular.  

Bunların haricinde son bölümlerde olaydan aksiyondan sıyrıldık ve oklar tamamen Kenan’a döndü. Her 5 dakikada bir “Ben ölüyorum” diyen Kenan çıkıyor karşımıza. Bu beni çok sıkmaya başladı. Bu dizinin devam etmesi için bundan çok daha sağlam bir ana çatışma olması gerek. Ben eminim Kenan’ın hastalığı tozlu yaka seyircilerinin %80’inin umurunda değil. Bu konu Derya ile birlikte Önderi ve bizim gençleri de etkiliyor evet ama ortada gizem ve heyecan yok.  

En son olayımız Cemre’nin videolu bir şekilde kurduğu kumpastı. Bu da çabuk bitti. Mesela kanatlı çocuğa ne oldu? Bence kanatlı çocuk ile birçok olay kurulabilir. Bizim kızlardan birine tutulabilir, bu vesileyle kime tutulduysa onun erkek arkadaşı ile sıkıntı yaşayabilir. Bu çocuk zaten psikopat, diziye bir sürü olay örgüsü yaratabilir. Ben bu kanatlı çocuğu hafife almama taraftarıyım.  

Biraz da Berk’e değinmek istiyorum. Cemre öldüğü günden beri Berk’in neden Cemre’yi özlediğine veya acı çektiğine dair sahne görmedik? Bu kadar mı unuttu bu çocuk Cemre’yi? Bir iki kez fotoğrafına baktı, sonra geçti gitti. Bu mu acı göstergesi? Bir mezarına gitse, kendisini anlatsa, “Sana ihtiyacım var” adı altında bir konuşma yapsa…  Tamam, hayat kaldığı yerden devam ediyor onu anladık da acılar bu kadar önemsiz gösterilmemeli.  

Bence senaristin diziye acilen en az Cemre kadar güçlü bir ana çatışma eklemesi gerek. Çünkü olaylar sadece Kenan’ın hastalığı üzerinden yürümeye devam ederse 3 bölüm daha sürmeyiz.  

Yazıyı bitirmeden yine ve yine diyorum, lütfen artık Zeyno’nun intihar, Çağrı’nın da uyuşturucu konusuna girilsin şu dizide. Çünkü ZeyÇağ’ın hikayesini birleştiren asıl olay acıları, benzerlikleri… Bu ilişki sürekli öpüşüp koklaşmayla ilerlemez. Bakın ben demiyorum ki temas etmeyelim. Edelim tabii ki. Sonra “Daha ne istiyorsunuz işte” diye laf eden bir kitle türemesin. Kast ettiğim şeyi herkes çok iyi biliyor, işinize geldiği gibi algılamayın.  

Zeyno ve Çağrı’nın acılarını geri plana atmalarını şu an ilişkilerinin daha yeni olmasına ve heyecanlı olmalarına veriyorum. Ama lütfen ilerleyen bölümlerde birlikte dertleşen, kendilerini birbirlerine açan ve yaralarını birlikte saran ZeyÇağ görmek istiyorum. İstiyoruz…  

Bu arada… Neden bowling sahnesinde Ali hepsini devirirken, Arap’ın da atışı fena değilken Çağrı hayatında ilk kez bowling oynuyormuş gibi oynadı? Bu futboldan sonra ikinci oldu… İyice saçmaladınız artık. Ali karakteri neden bu kadar güzelleniyor ben anlamadım bir türlü. Başrol diye her davranışı mükemmel olmak zorunda değil. Ki şunu da kabul edelim ki Çağrı’yı hepimiz diğer erkeklerden çok daha fazla seviyoruz.  

Ali’yi takdir ettiğim tek konu Önder konusunda Derya’ya rest çekmeyip anlayış göstermesiydi. Sadece kıskandığını belli etti.  

Ali’nin bu gereksiz abartılmasını ise en iyi şekilde bağıra bağıra dile getirdiği için dizinin en ikonik karakteri olan Berk Yağızoğlu’na teşekkürlerimi sunuyorum.  

Önümüzdeki hafta bizi yine birtakım gerginlikler bekliyor. Önder’in bu evlilik olayından sonra teklif aldığı yere gitme ve Çağrı’nın da babasının peşinden gideceği için Zeyno’yu bırakma ihtimali var. Tabii ben gideceklerini hiç düşünmüyorum ama tam Ali ve Arap Çağrı’yı kabul etmişken ve Zeyno’yu üzmemesi konusunda sıkıca uyarmışken bu konuda gerilim çıkacağını düşünüyorum. Açıkçası ikinci ve üçüncü fragmandan çok korkuyorum.  

Bu haftalık analizim bu kadardı. Umarım kendimi iyi ifade edebilmişimdir. Umarım okurken keyif alırsınız, verimli olmuştur. Bu zamana kadar yazdıklarıma karşı olan ilginiz için teşekkür ederim. Önümüzdeki bölüm görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz